Tuba Vural Çokal: 700 Bin Atanamayan Öğretmen, 500 Bin Atama Bekleyen Sağlıkçı Var!

İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'de söz alarak işsizlik sorununa, atanamayan öğretmen ve sağlıkçılar konusuna değindi.

Politika 19.12.2019, 10:07
142
Tuba Vural Çokal: 700 Bin Atanamayan Öğretmen, 500 Bin Atama Bekleyen Sağlıkçı Var!

İYİ Parti Antalya Milletvekili Tuba Vural Çokal, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM)'de söz alarak işsizlik sorununa, atanamayan öğretmen ve sağlıkçılar konusuna değindi.

Tuba Vural Çokal'ın meclis konuşması şöyle;

Yükseköğretim Kurumunun bütçesini değerlendirirken üniversitelerimizin, üniversite öğrencilerimizin ve üniversitelerden mezun olan gençlerimizin durumunu değerlendirmemiz gerekiyor. Üniversitelerin başından, rektörlerden başlayalım. Bu konu, sadece rektör ataması meselesi değil, aynı zamanda bir ülkenin her türlü kalkınmasına yön verecek kurumlardan başlanarak demokrasiden nasıl uzaklaşıldığını gösteren en iyi örnek. Artık, üniversite rektörleri, o üniversitelerin öğretim üyelerinin arasında yapılan bir seçimle atanmıyor. Yani Sayın Cumhurbaşkanımız diyor ki: "Siz akademisyenler, bilim adamları kendi amirinizi seçemezsiniz, ben sizden daha iyi seçerim, ben hepinizin bildiğinden daha iyi bilirim. Benim iradem hepinizin iradesinin üzerindedir." Yani artık rektörleri de -ülkemizdeki birçok şeyde olduğu gibi- Sayın Cumhurbaşkanı direkt kendisi atıyor. Durum böyle olunca da rektör olmak isteyenler kendilerini akademisyenlere, Yükseköğretim Kurumuna değil, direkt saraya anlatmaya başlıyor. Üniversiteleri dünya standartlarına çıkaracak projeler, yönetim becerileri yerine AKP'ye yakınlık tek kriter oluyor. Hayatı boyunca hiç görmediği üniversitelerin hatta hayatı boyunca hiç yaşamadığı şehirlerdeki üniversitelerin rektörü olmak için sarayın kapısını aşındırıyorlar. Rektör olanlar ise dünya üzerindeki ve ülkemizdeki diğer üniversiteler ile bilimde yapılan araştırma sayısında, hocaların yayınladığı eser sayısında yarışmak yerine AKP'lilikte ve saraya yakınlıkta maalesef ki yarışıyorlar. Rektörler ve rektör adayları, bir yandan AKP il başkanlarıyla AKP'lilikte yarışırken diğer yandan da üniversitenin akademik kadrolarına bu yarışın bir gereği olarak atamalar yapılıyor. Üniversiteler akademik standartlara göre değil, şahsın partisinin yerleştirdiği geleneğe uygun olarak partililerin akrabası ya da yakını olma standardına göre yapılandırılıyor.

Tablo böyle olunca gelelim üniversitelerimizin durumuna. Aslında durum ortada. Türkiye'de en tehlikeli insanların profesörlerden başlayarak üniversite mezunları olduğunu savunan bir profesör, bu ülkenin üniversitelerinde ders veriyor hem de üniversite yönetiminde söz sahibi olarak. Bir başka üniversitemizin öğretim görevlisi "Hazreti Nuh zamanında günümüzden çok daha ileri seviyede teknoloji vardı. Hazreti Nuh, kendisine inanmayarak gemiye binmeyen oğlunu ikna etmek için cep telefonu ile görüştü. Sonra güvercin değil, insansız hava aracı yolladı." dedi. "Bilimsel kanıtı var mı?" diye sorulunca "Efendim, ileri teknoloji varken niye güvercin yollasınlar." diyerek güya bilimsel bir kanıt gösterdi. Dünya üzerinde onlarca ülke uzay teknolojisinde çığır açarken teknolojik gelişmelerde birbirleriyle yarışırken yarıştıkları teknolojik gelişmelerin dünyamıza, çevremize ve sosyal hayata yarattıkları etkileri yine kendileri değerlendirirken bizim uzay profesörümüz kadınlara oy vermeyeceğini açıkladı. Utanmasalar Batı Orta Çağı'nın karanlık yüzündeki "Kadın insan mıdır?" tartışmalarını tekrar açacaklar hem de kadına verdiği değer ve hoşgörüyle tarihte örnek olan bu Türk coğrafyasında.

Tabii, şunu da sormak lazım: Acaba kadınlara oy vermeyeceğini açıklamaktan çekinmeyen zihniyet 1 milyon 163 bin TL harcanarak Genç Müslüman Kadınlar İçin Liderlik Programı etkinliğinin yapılacağını bilseydi, bu açıklamayı yapar mıydı? Yoksa bu tarz açıklamalar ilmî değil de siyasi yandaşlığı mı içeriyor?

Değerli milletvekilleri, üniversite demek kitap demektir; üniversite demek kütüphane demektir. Dünyanın tanınmış üniversiteleri kütüphaneleriyle övünürler. Ancak bizde üniversite kütüphanelerinde öğrenci başına 5 kitap bile düşmüyor. Hâl böyleyken, üniversite sayısının artmasıyla, yapılan binalarla övünen bir iktidar var karşımızda. Kütüphanelerle, laboratuvar imkânlarıyla, sundukları özgür düşünme ortamıyla ve bunların bilimsel çıktılara dönüşmesiyle değil, bina sayılarıyla övünüyorlar maalesef. Üniversiteler birer bina, öğrenciler bu binanın misafirleri, hocalarsa onlara eşlik eden bekçiler gibi algılanıyor bu zihniyette.

Bu iktidara göre, her şey sayılardan ibaret hem de kontrolsüz, ne idiği belirsiz sayılardan. Düşünsenize her yere üniversite açılıyor, üniversiteler sürekli bölüm açıyor, o bölümlere sürekli öğrenciler geliyor. İktidar üniversite okuyan öğrenci sayısının çoğalmasıyla övünüyor ancak okul bittikten sonrasına hiç bakmıyor. Çünkü iktidar niceliklerle uğraşmaktan, niteliğe ve sonuca bakmayı unutuyor. Daha doğrusu, niteliğe ve sonuca bakmak işine gelmiyor. Herhangi bir amaç, bir planlama olmadan, ihtiyaca bakılmadan, mezun olan öğrencilerin ne olacağı hesap edilmeden bölüm açıp öğrenci alıyorlar. Sonuç mu? Diplomalı işsizler ordusu. Sanki üniversiteler işsizlik istatistiklerini değiştirmek için kullanılan birer depo gibi algılanıyor. Akılları ne kadar dalavereye çalışsa da daha sonra o gençler mezun oluyor ve herkes gerçekle yüzleşmek zorunda kalıyor.

700 bin atanamayan öğretmen, 500 bin atama bekleyen sağlıkçı sorumunuz var. İktisadi idari bilimler, mühendislikler ve diğer bütün alanlar sadece devlet kadrolarında değil, özel sektörde de iş bulamıyor çünkü iktidarımız "Üniversite açtık." demek için üniversiteler açtı, "Mezunlar nasıl istihdam edilecek?" diye düşünmedi, hatta bu gençleri hiç umursamadı. Neden? Çünkü yandaşı nasıl olsa işsiz kalmıyor, yandaş olmayan, bir AKP'li ağabeysi olmayan lisans mezunu işsiz genç tezgâhtarlık mı yapar, kasiyerlik mi yapar, temizliğe mi gider yoksa bunalıma girip intihar mı eder, umurunda bile değil; yandaşı en ballısından maaşı alır nasıl olsa.

Bu kadar plansız üniversite açmak, üniversite bölümü açmak, daha sonra da orada okuyan gençlere istihdam sağlayamamak, o gençlerin ümitleriyle oynamaktır, gençlerin ve ülkenin vebaline girmektir. Yazıktır, günahtır!

Üniversitelerle ilgili bir başka sorun ise üniversite hastaneleri. Sağlıkla ilgili araştırma yapması, yeni tedaviler, ilaçlar geliştirmesi gereken tıp fakültelerimiz, bırakın araştırmalara geliştirmelere bütçe ayırmayı, fotokopi kâğıdı alamayacak hâle geldiler, araştırma faaliyetlerini yapamayacak duruma geldiler. Fotokopi kâğıdına muhtaç edilen tıp fakültelerinden sağlık alanında gelişme kaydetmeleri, önleyici ve iyileştirici tedavilerde yeniliklere imza atmaları beklenebilir mi?

İktidarın artık şunu anlaması lazım: Bir ülke için eğitim öğretim faaliyetleri hayati bir öneme sahiptir ve gelecek nesillerin vebalini de üzerinize yükler. AKP'nin isim bileşenlerinden olan "kalkınma"nın sağlanabilmesi için üniversiteleri lisenin devamı olarak görmekten vazgeçmeleri ve gerçekten kalkınmaya yönelik planlı hareket edilmesi gerekmektedir. Tabii, adındaki "kalkınma"yla inşaat sektörünü ve yandaşı kalkındırmayı kastedenlere bunu anlatmak zordur, anlamazlar.

Bir ülkenin kalkınması mesleki eğitimin planlanmasıyla yakından ilişkilidir. Sektörleri destekleyen, nitelikli iş gücünü sektörlere sağlayacak olan bu planlamadır ancak bu Hükûmetle mesleki eğitim de bitme noktasına gelmiştir. Bu iktidar, açık açık "Herkes her işi yapsın." diyor, sonra da "İnsanlar iş beğenmiyor." diyebiliyor. Demiyorlar ki "Biz, meslek liselerini bitirdik, meslek yüksekokullarını bitirdik, uzmanlaşmaları bitirdik. Biz, bu ülkede, planlanması ve öngörülmesi gereken her şeyi kaderine terk ettik. Tabii, yandaş ihaleler hariç; onlar gayet planlı yürüyor."

Yükseköğretim kurumları "Yaptık, oldu."yla kaderine terk edilecek kurumlar değildir. İktidar, üniversitelerin temelini oluşturan, üniversitelerle yayılan özgür düşünebilen, değerlendirebilen, üretebilen bireyler istemiyor; istiyor ki "Biz ne dersek o olsun." Ama olmuyor işte arkadaşlar; hakikat öyle bir güneştir ki balçıklar işe yaramıyor, yaramayacak.

Bu vesileyle, iktidarın, gerçeklerden ne kadar korktuğunu; bu korkunun bir sonucu olarak, tıpkı sayıları, istatistikleri çarpıttığı gibi konuşulanları da nasıl çarpıttığını ve ülkede nasıl bir dejenerasyona sebep verdiğini daha birkaç gün önce partimize ve Sayın Genel Başkanımıza yaptıkları gerçek dışı isnat ve sosyal medya saldırısıyla hep beraber gördük.

Çok değil, daha birkaç gün önce Meral Akşener'in söylediklerini çarpıtmakta mahir bir adam vardı ve bu mahir arkadaşın çarpıtması, sanki bir işaret fişeği gibi, sosyal medyada hareket geçti. Bütün işi, trollerle algı yaratmak, itibar suikastı ve haysiyet cellatlığı yapmak olan bu zatlar iktidar eliyle ve gücüyle ahlaksızlığı meşrulaştırdıklarının farkında mı acaba? Bu itibarsızlaştırmadan, yıllarını ülkeye adamış siyasilerimiz, yıllarını tahsilde çürütmüş bilim adamlarımız, konu tespiti yapan gazetecilerimiz, köşe yazarlarımız defalarca payını aldı ve almaya da devam ediyor. 

Düzen korumak için insan parçalanan bir dönemden geçiyoruz. Hakaret düzeyini…

Yorumlar (0)
Yeni 2020 Sezonu Tesettür Abiye Modelleri
-1°
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Yerli Otomobili Beğendiniz mi?
Yerli Otomobili Beğendiniz mi?
Namaz Vakti 28 Mart 2020
İmsak 06:25
Güneş 07:51
Öğle 13:07
İkindi 15:49
Akşam 18:13
Yatsı 19:34
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20
Yeni Sayımız
Günün Karikatürü Tümü