Fahrettin Yokuş: "Asgari Ücret En Az 1800 TL Olmalıdır"

Türk Büro Sen Genel Başkanı Fahrettin Yokuş, Asgari Ücret Tespit Komisyonunun 2017 yılı çalışmaları ve asgari ücret 2017 yılında ne kadar olmalı sorusuyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Türk Büro Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin Yokuş, 2017 yılı asgari ücret çalışmaları ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Türk Kamu Sen Genel Sekreteri ve Türk Büro Sen Genel Başkanı Sn. Fahrettin Yokuş, sendikanın resmi internet sayfasından yayımladığı köşe yazısıyla asgari ücretin 2017 yılında en az 1800 TL olması gerektiğini ve bu miktarın altında kalacak ücretlerin vatandaşın emeğinin hiçe sayılması olarak nitelendirilebileceğini belirtti.

Fahrettin Yokuş: "Ülke gündemine bir türlü gelemeyen, ancak milyonların merakla beklediği Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun 2017 yılı için çalışmaları, işçilerin temel ücreti olan asgari ücret için sürüyor.

Türkiye’de yaklaşık 6 milyon çalışanı kapsayan ücret belirlemesinde, bu yıl işçilerin beklentilerinin çok altında bir sonuç çıkacağı endişesi yaşanmaktadır. Komisyonda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İşveren Sendikaları ve işçiler adına Türk-İş temsilcileri bulunmaktadır. Türk-İş Temsilcilerinin 2017 yılı için talep ettiği aylık ücret 1600 TL. Ancak, işveren ve hükümet buna yanaşmıyor.

Türkiye şartlarında 1600 TL’nin bir ailenin geçimini sağlayamayacağı gerçektir. Buna rağmen bu rakamın bile fazla bulunması oldukça manidardır. Ülkemizde ne yazık ki en değersiz şey insan hayatıdır. Dolayısıyla insana verilmeyen değer, “emeğine” hiç verilmiyor. Emek sömürüsü almış başını gidiyor. Hükümetin sosyal güvenlik politikaları maalesef insan odaklı değildir. Bütün mesele, çalışanlardan elde edilecek sigorta primlerinin, emeklilerin maaşlarının karşılayıp karşılamamasıdır…

Elbette bir kurum bunu gözetlemeli, bu husustaki sorunları çözmek için çaba sarf etmelidir. Burada yapılanlar suni çözümlerdir. Dünyada gelişmiş ekonomilerdeki sosyal güvenlik sistemlerinde; 4 aktif çalışana, 1 emekli düşüyorsa, sistemin temeli istihdam odaklı çalışıyorsa, böyle bir sistemde açıklar asgariye iner ve genel bütçeye olan yük azalır.

Bizim ülkemizde yapılan istihdam teşvikleri maalesef süreklilik arz eden bir noktada değildir. Geçmiş yıllarda yapılan bazı yanlışlar, örneğin işçilere 40 yaşında emeklilik imkanı tanıyan siyasi tercihler gibi, bugün sosyal güvenlik sistemimizi çıkmaza sokmuştur. Bu yıl itibariyle Türkiye’nin sosyal güvenlik sistemindeki 1.7 çalışana karşılık, 1 emekli düşmektedir. Bu da “aktüer dengede” (ideal 4 çalışana karşılık, 1 emekli sayısı) önemli oranda sapmaya sebep olmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da, sosyal güvenlik açıkları tavan yapmaktadır.

Hükümet primleri aşağıya çekerek, kayıtdışı istihdamın önüne geçerek, gerçek usulde ücretlerden sigorta primi keserek, sistemin açıklarını kapatma yoluna gitmelidir. Ancak bugün yapılan uygulama ile hükümet işverene yüksek primler ödeterek, sağlık giderlerinin bir bölümünü çalışan ve emeklilere yükleyerek, özel hastanelere yol vererek Devleti zarara uğratma yolunu tercih etmektedir.

Ülkemizde 6 milyon civarında sigortalı çalışan olduğu biliniyor. Kendi hesabına çalışanlar (Bağ-Kur) ve Devlet memurları hariç… Bu 6 milyon çalışanın önemli bir bölümü asgari ücretin çok üstünde ücret alan nitelikli personeller olmasına rağmen, işverenlerin büyük bir bölümü çalışanları asgari ücretten göstererek, hem sigorta primini eksik ödemekte ve hem de çalışanın hakkını elinden almaktadır. Düşük prim sonuçta o çalışanın emekliliğini olumsuz olarak etkileyecektir.


Diğer yanda ülkemizin çalışma hayatı açısından en önemli sorunu kayıt dışı istihdamdır. Özellikle başta Suriye göçmenleri olmak üzere; ülkemizde Irak, Bangladeş, Gürcistan, Afganistan, Pakistan hatta Ermenistan’dan gelmiş göçmenler bulunmaktadır. Halen ülkemizde 1 milyon civarında göçmen kayıt dışı çalışmakta, bunun sonucu olarakta hem ülkemiz bütçesi kayba uğramakta ve hem de gençlerimiz işsiz kalmaktadır.

Özet olarak ifade etmek gerekirse, Asgari ücretin oransal olarak ciddi manada yükseltilmesine ne işveren razıdır, ne de hükümet… Genç nüfusun bu kadar çok olduğu ve işsizliğin özellikle genç nüfusta %30’lara dayandığı bir ülkede; işveren de, hükümette emek sömürüsüne bile bile yönelmektedir.

Tekraren ifade edelim ki, bir insanın (tek kişinin) ülkemizde açlık sınırı üzerinde bir hayat yaşayabilmesi için Türk-İş’in hesaplamalarına göre aylık geliri bugün itibariyle 1417 TL, Türkiye Kamu-Sen hesaplamalarına göre 1804 TL, devletin resmi kurumu TÜİK’in verilerine göre 1668 TL (ağır işlerde çalışan işçiler) alması gerekiyor. Gelecek yıl için bu rakamlara en az %10 artış konmalıdır. Bu rakamlar adı üstünde “açlık sınırıdır.”

Açlık sınırı altında ücret verilen asgari ücretli milyonlarca çalışanın emeğini sömürmek ya da işverene sömürtmek büyük bir vicdansızlıktır.
Bizim önerimiz Asgari ücret en az 1800 TL olmalıdır. SGK primleri düşürülmelidir. İşverenin işçileri düşük ücretli gösterip, prim kaçırması önlenmelidir. Ülkemizde yatırımlar ve üretim teşvik edilmelidir. Bunlar kadar önemlisi kesinlikle yabancıların kaçak istihdamı sonlandırılmalı, ayrıca kayıt dışı istihdam sıfırlanmalıdır."
 

Kpsscafe.com.tr | Ankara

25 Ara 2016 - 10:17 - Ekonomi


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak KPSS Cafe Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan KPSS Cafe hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler KPSS Cafe editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı KPSS Cafe değil haberi geçen ajanstır.

01

Kuvay ı Milliye - Modern kölelik budur.Tuzu kurular,yandaşlar anlamaz bunu yeter artık herşeyi zorlaştırdınız,sizin politikaların izin yandaş çıkışın izin bedelini biz ödüyoruz

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 25 Aralık 10:17



Anket En çok KADRO hangi bölüm mezunlarına verilmelidir ?