TÜSİAD Başkan Değiştirdi...

Seçim öncesi son kez TÜSİAD Başkanı olarak konuşan Ümit Boyner, TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla son kez karşınızda olmaktan dolayı hem mutlu ve heyecanlıyım, hem görevimi tamamlamış olmanın hafifliğini yaşıyorum, hem ister istemez bir nebze hüzünlüyüm.

 

Seçim öncesi son kez TÜSİAD Başkanı olarak konuşan Ümit Boyner, "TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla son kez karşınızda olmaktan dolayı hem mutlu ve heyecanlıyım, hem görevimi tamamlamış olmanın hafifliğini yaşıyorum, hem ister istemez bir nebze hüzünlüyüm"...

 

Seçim öncesi son kez TÜSİAD Başkanı olarak konuşan Ümit Boyner, "TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı sıfatıyla son kez karşınızda olmaktan dolayı hem mutlu ve heyecanlıyım, hem görevimi tamamlamış olmanın hafifliğini yaşıyorum, hem ister istemez bir nebze hüzünlüyüm" sözleriyle başladı. Kürt sorunundaki çözüm süreciyle sözlerine devam eden Boyner, "Kürt meselesinde esen barış rüzgarları, içimde Paris'te işlenen cinayetlerin söndüremeyeceği bir umut ışığının yanmasına yol açıyor. Milletçe 30 yıllık kabusumuzun biteceğine dair emarelerin artmasına seviniyorum. Toplumsal dokumuzu giderek daha derinden kemiren bir sorunun çözümünde sona yaklaştığımız duygusu içimi ısıtıyor. Yöntemlerle ilgili farklı düşünenler olabilir. Çözüme ulaşmakta farklı nedenler benimsemiş olabiliriz. Ama toplumun neredeyse tüm kesimleri 'Artık çözüm' diyor, 'Artık silahlarla değil, birbirimizle konuşalım' diyor. Hepimiz, ne olursak olalım, kendimize hangi kimliği uygun görmüş olursak olalım, bu toprakların insanıyız. Bizler ve çocuklarımız barışı ve çözümü hak ediyoruz. Terörün sona erdirilmesi kadar Kürt sorununun çözümüne de odaklanacağımıza dair ümitler besliyorum. Tüm bu duygular ayrılık duygusunu ve ona bağlı hüznümü dengeliyor" dedi.

 

YENİ BİR ANAYASA GEREKLİLİĞİNİ HEP GÜNDEMDE TUTTUK 

 

Boyner, Yönetim Kurulu Başkanlığı yaptığı üç yıl boyunca Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli yerlerinde önemli toplantılara katıldığını anlatarak, şunları söyledi: "Yurt içinde ülkenin dinamizminin, dünyaya açılmasının yarattığı canlılığı ve ışık hızıyla yaşanan dönüşümü gördüm. Türkiye'nin her köşesinde iş dünyasının enerjisini, yaratıcılığını, daha iyi bir gelecek kurma çabalarını izledim. Öğrencilerin özlemlerini, daha iyi bir eğitim, daha yetkin bir üniversite taleplerini paylaştım. Onlarla konuşurken aydınlanan iç dünyam, artan eğitimde sansür eğilimleri, üniversitelerin bir türlü akademik özerkliğine kavuşamaması, gittikçe artan tutuklu öğrenci sayısı gibi gelişmeler nedeniyle ara ara karardı. Kadınların, ülkeyi kasıp kavuran kendilerine yönelik şiddet dalgasına rağmen hayata nasıl asıldıklarını, kendileri ve çocukları için daha iyi bir geleceğin mücadelesini nasıl verdiklerini hayranlıkla gözlemledim. Genciyle yaşlısıyla Türkiye'nin dört bucağındaki vatandaşların sevgisini tattım, onlardan güç ve ilham aldım. Her zaman olduğu gibi Türkiye'yi dünyada önde gelen bir ülke yapma davasını savunduk. Daha zengin, daha özgür, daha adil, daha demokratik, daha şeffaf bir Türkiye için yapılması gerekenleri kamuoyuyla paylaştık. Yeni bir anayasa gerekliliğini hep gündemde tuttuk. Hukukun üstünlüğüne her koşulda, her davada, her fırsatta sahip çıktık. Adı, konumu, kimliği, geçmişi, kendisine isnat edilen suç ne olursa olsun her vatandaşın, vatandaş sıfatıyla adil yargılanma hakkına sahip olduğunu savunduk. Bugün 2010 referandumunda anayasa değişikliğinde kuvvetler ayrılığı ile ilgili düzenlemelerin yetersiz, hatta isabetsiz olduğunda ısrarcı olduğumuzda bizi eleştirenlerle aynı noktaya geldiğimizi görüyoruz. Hepimize kıvanç veren ekonomiyle ilgili göstergelerin, ülkeyi saran dinamizmin ve ileriye yönelik ümit ve hırsın üzerine maalesef işçi ölümlerinin gölgesi çok sık düştü. Toplum olarak insana, bireye verdiğimiz ya da vermediğimiz değerin aynası oldu bu rakamlar. Günde ortalama üç işçinin 'kaza' adı verilen ama çoklukla, Kozlu-Zonguldak'taki son maden faciasının gösterdiği gibi, neredeyse taammüden ölüme gönderildikleri için hayatını kaybetmesinin acısını ve utancını yüreğimizde duyduk. Hep dile getirdiğimiz birey haklarına, hukukun üstünlüğüne saygı, yöneticilerin hesap vermelerinin esas alınması gibi ilkelerin soyut sayıklamalar olmadığının, bu tür yürek dağlayıcı faciaların engellenmesi için ne kadar somut ve gerekli olduklarının altını çizmeye devam edeceğiz." egitimajansi

18 Oca 2013 - 01:02 - Eğitim


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak KPSS Cafe Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan KPSS Cafe hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler KPSS Cafe editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı KPSS Cafe değil haberi geçen ajanstır.




Anket KYK Borçları Silinsin Mi?