Yıldırım Kaya: 700 Bin Atanamayan Öğretmen Var!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya TBMM'de 2020 yılı bütçe görüşmelerinde söz alara 700 bin atanamayan öğretmen olduğunu belirtti.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Yıldırım Kaya TBMM'de 2020 yılı bütçe görüşmelerinde söz alara 700 bin atanamayan öğretmen olduğunu belirtti.

Yıldırım Kaya'nın meclis konuşması şöyle;

Sayın Başkan, çok değerli milletvekillerim, bizi ekranları başında izleyen sevgili yurttaşlarımız; 2020 bütçesinde, Millî Eğitim Bakanlığı bütçesi üzerine Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına sözlerimi sizlerle paylaşmak isterim.

Değerli milletvekilleri, ortalama hayat standardını tutturamamış ülkelerin bütçesinde rakamlardan bahsetmek gerçekten hayalcilik olur. Bu yurttaşlarımızı standartların üzerine çıkmış ülkelerin bütçesinin görüşüldüğü nokta gibi değerlendirmemek gerekir. Biz, bırakın ortalama hayatı, her geçen gün bir önceki günü arar olduk. Bundan dolayı bütçe konuşmasını sayısal rakamlara boğmak yerine yurdum insanının yaşadıklarıyla sizlere seslenmek istiyorum. Çünkü halkımızın bildiği bir bütçe vardır, o da tenceresinin kaynayıp kaynamadığıdır, sobasının yanıp yanmadığıdır, 30 yaşına gelmiş çocuğunun iş bulup bulamadığıdır. İşsizliğin can yakıcı boyutlara vardığı, sosyal hayatın ve yaşam güvencesinin pamuk ipliğine bağlı olduğu, milyonlarca EYT'linin, atanamayan öğretmenin, okulunu bitirip diplomasını almış, iş bulamamış ama babasının evine haciz gelen üniversite mezunlarının, işçimizin, emekçimizin, kadınlarımızın, emeklilerimizin, esnafımızın, çiftçimizin, askerliğini bitirip yuva kurma hayalinde olan gençlerimizin, ülkemizin her bir köşesinde yurttaşımızın çözüm beklediği ama çözümsüzlüğe itildiği, daha da kötüsü, insanlarımızın açlıktan, işsizlikten, yokluktan intihar ettiği bir ülkenin Meclisinde acı da olsa halkımıza gerçekleri anlatmakla yükümlüyüz diye düşünüyorum. Bir milletvekilinin halkta gördüğünü Parlamentoda ve kamuoyunda paylaşmakla yükümlü olduğunu düşünüyorum.

Hangi rakamlardan bahsedeyim? 8 milyonu aşmış işsizden mi bahsedeyim? On yedi yılda 7 Millî Eğitim Bakanı değişmiş, bundan mı bahsedeyim? 700 bin atanmayan öğretmenden mi bahsedeyim? Kepenk indiren binlerce esnaftan mı bahsedeyim? Her gün en az bir kadının hunharca katledilmesinden mi bahsedeyim? Yoksa Ensar Vakfı yurtlarında 12 körpe çocuğumuza taciz edildiğinden mi bahsedeyim?

Ülkemizin içerisinden geçtiği tek adam rejiminin gerçek yüzü günden güne kendini göstermektedir. Ülkemiz uçuruma itilmektedir. Çok eski değil, daha 2017 referandumunda "Verin yetkiyi, ülkenin ve halkın tüm sorunlarını çözeyim." diyen bir siyasal irade vardı. Bu iradenin başında da Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'dı ama bugün geldiğimiz nokta bir yönetememe noktasıdır, bir beceriksizlik noktasıdır, bir çözümsüzlük noktasıdır. Gözlerimiz görüyor, kulaklarımız duyuyor, ülkemiz her geçen gün çözümsüz bir hâle getiriliyor.

Türkiye Cumhuriyeti devleti, saray devleti hâline dönüştürüldü. Kanunlar, kanun hükmünde kararnameler değil, neredeyse fermanlar yayımlanıyor. Kendi partisinin milletvekillerinin dâhil ulaşamadığı bir Cumhurbaşkanlığı makamını yaşıyoruz. 2002 yılında Keçiören'de mütevazı bir apartman dairesinde oturan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, gecekondularda bağdaş kurup, halkla birlikte kuru fasulye yiyip, kuru soğan kıran bir Recep Tayyip Erdoğan vardı.

Ama bugün, 1.150 odalı sarayda yaşayan bir kibir abidesine dönüştü ne yazık ki. Şimdi, bakıyoruz, yazlık saray var, kışlık saray var, uçan saray var; bunların hiçbiri yetmedi, şimdi bir de yüzen sarayla karşı karşıyayız.

Milletimiz kan ağlıyor, kardeş kardeşe düşman edildi, iş ve aş derdinin pençesinde inim inim inliyor ama beyler zevküsefa içerisinde. Yaşadığınız köy hayatı, yoksul mahallelerin hayatı ülkemizin gerçek yüzünü; 1.150 odalı saraydan yönetilmeyeceğini, yönetilemeyeceğini size her zaman anlatıyor. Lütfen, dönün, biraz bu gerçeğe bakın.

"İtibardan tasarruf olmaz." diyorsunuz. İtibardan tasarruf olmazsa… Yıllardır ülkemizin bütün değerlerinin üzerini örtmeye çalıştınız, milliyetçilik değerlerimizle oynadınız, inanç değerlerimizle oynadınız ama bu ülkede siz hiçbir fedakârlık yapmadınız; sürekli olarak, yurttaşlarımızı fedakârlığa davet ettiniz. TELEKOM'u sattınız, Sümerbankı sattınız, Şeker Fabrikasını sattınız; bunların tümünü sattınız, şimdi de cumhuriyetin kazanımlarını yok etmeye çalışıyorsunuz ama unutmayın ki cumhuriyeti kuranlar cumhuriyetin kazanımlarına kendi canları gibi, kendi bedenleri gibi sahip çıkmaya devam edecek.

Peygamber ocağımız olan askeriyeye mühimmat üreten Tank Palet Fabrikasını Katarlılara peşkeş çektiniz. Meğer sadece bu değilmiş, şimdi İstanbul'u da parsel parsel Katarlılara peşkeş çekiyorsunuz; buna asla izin vermeyeceğiz.

Hayaller kurdunuz, hayaller kurdurdunuz ama bu halkın hayallerini yok ettiniz. Okuduğunu anlamayan, anladığını anlatamayan bir nesil yetiştiriliyor. Sizin ipliğiniz pazara çıktı, artık yeni nesil sizin bu söylediklerinize inanmıyor. İnanın, evinizdeki çocuklarınız ve torunlarınız da sizin söylediklerinize inanmıyor. Çünkü gelişen çağda ve dünyada eğitimin bu hâlde olmasını onlar da kabul etmiyor. Çin eğer PISA'da 1'inci sırada biz de 33'üncü sıradaysak oturup biraz düşüneceğiz, bu çocuklar neden bu hâldedirler. Ama unutmayın, bu cumhuriyeti kuranlar, demokrasi yolunda yürüyenler bu anlayışı bir gün ters yüz edecekler.

Değerli milletvekilleri, okuduğunu anlamayan, öğrendiğini anlatamayan demişken bir öğretmen olarak söylemek isterim: İktidara geldiğinizde Millî Eğitim Bakanlığı yatırımlarına bütçeden ayırdığınız pay yüzde 17,18'di. Bugün bütçede Millî Eğitime ayırdığınız pay 4,65. Öğretmen arttı, öğrenci arttı, öğrenci velisi arttı. Peki, niye bu yatırımlara bütçeden pay arttırılmıyor? Bunun müsebbibi kim? Neden çocuklarımız yok sayılıyor? Neden öğrencilerimiz yok sayılıyor? Neden öğretmenlerimiz yok sayılıyor? Sayın Recep Tayyip Erdoğan 2002 yılında seçim meydanlarında şöyle bir söz söylüyordu, altına imzamı atarım: "68 bin atanamayan öğretmen var. Türkiye Cumhuriyeti devleti 68 bin öğretmeni atamaktan aciz değildir." diyordu.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, 10 kat arttı, 700 bin atanamayan öğretmen var. Bu ayıp kimin ayıbı? Bu sorumluluk kimin sorumluluğu?

Evet, Sayın Millî Eğitim Bakanına sormak istiyorum. 1.250 atama bekleyen engelli öğretmen var, niye atanmıyor? 5.000 ücretli öğretmen atamayı hak etmiş durumda, neden atanmıyor? 700 bin atanamayan öğretmen içerisinde 60 bin öğretmeni bugün atasanız sorunun bir kısmını çözersiniz. 92 bin ücretli öğretmen çalıştırıyorsunuz. Çalışan 92 bin ücretli öğretmeni neden atamıyorsunuz? Neden onları 1.200 liraya talim ettiriyorsunuz? Bu sorunların mutlaka çözülmesi ve gündeme getirilmesi gerekiyor.

Sevgili milletvekili arkadaşlarım, vakıflarla, cemaatlerle ilişkiden vazgeçin, Deniz Feneri'nden vazgeçin; Alman mahkemeleri bile mahkûm etmiş, siz onlarla protokol yapıp çocukların önüne onların kumbarasını koyuyorsunuz. Hepimiz ilkokulda Türk Hava Kurumu'nun zarflarının içine para koyduk.

Şimdi, bu yanlışların üzerine, bu hataların üzerine eğitim inşa edilemez. Şimdi, hep şunu söylüyorsunuz, diyorsunuz ki: "Tek bir resmî dil var, tek bir bayrak var, tek bir İstiklal Marşı var." Bu kadim topraklar içerisinde yaşayan, yeşeren onlarca dil var; kimliği, inancı yok mu sayacağız?

Biz bu cumhuriyeti Kürtlerle, Araplarla, Lazlarla, Ezidilerle, Çerkezlerle birlikte kurduk ve birlikte yaşatacağız. İstiklal Marşı'mız birdir, bayrağımız birdir, devletimiz birdir; bunu onurla ve şerefle biz birlikte yaşatacağız.

Bu bütçenin adını çokları konuşuyor ya, bütçeye ad bulmaya çalışıyorlar ya, dün bir Bakan da buradan bütçeye bir ad verdi ya, ben de düşündüm "Bu bütçenin adı ne olabilir acaba?" diye. Acaba bütçeye "yumurta satan atanamayan öğretmen" adını mı verelim, yoksa sadece kendisi değil; çocuklarıyla, eşiyle birlikte siyanürle intihar eden yurttaşlarımızın adını mı verelim, dedim. Artık yurttaşlarımız "İntihar edersem çocuklarım ve eşim bunların elinde daha beter perişan olur." diye siyanürle intihar ediyor. Olsa olsa bu bütçenin adı "siyanür bütçesi" olur.

Tercih edin: Ya "yumurta satan öğretmen" diyeceksiniz ya da "siyanür bütçesi" diyeceksiniz.

Sözlerimi bitiriyorum Sayın Başkan, siz de bir öğretmen eşisiniz. Eğitimin sorunları gerçekten büyük. Şu anda Doğa okullarının önünde eylem yapan veliler var. Dedik ki "Okulları özelleştirmeyin, eğitimi özelleştirmeyin." Buradan Hazine ve Maliye Bakanına sesleniyorum: Buradan parayı alıp inşaata yatırana niye sesinizi çıkarmadınız? Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, niye sessiz kaldınız? Bu öğretmenlerin hâli nice olacak? Gelin, hep birlikte bu ülkede güzelliklerle birlikte yaşayalım. Tıpkı Nazım'ın dediği gibi "Güzel bir ülkede kardeşçe ve dostça yaşama umudumuz var."

Biraz sonra, grubumuzdan diğer arkadaşlarımız Millî Eğitim Bakanlığı bütçesinin diğer bölümlerine ilişkin konuşmalarını yapacaklar. Biz sadece söz söylemiyoruz, sözümüzü yazıya da döktük; söyleyemediğimiz, yetmeyen sözümüzü Sayın İktidara, Millî Eğitim Bakanına dosya hâlinde de vereceğiz. Umarım yazdıklarımızı bir iyi niyet göstergesi olarak görürler.

Biz özelleştirmeye "hayır" derken millî eğitimi hiçbir kuruma; inşaatçıya, boyacıya, sıvacıya ya da demirciye teslim ederseniz bu işin içinden çıkamayız.

Cumhuriyet eğitimle kuruldu, cumhuriyet eğitimle yaşayacak. Cumhuriyet devrimleri laik, demokratik, bilimsel ve kamusal bir eğitim anlayışıyla yüzlerce yıl hep birlikte yaşayacak; bunu yaşatmaya sözümüz olsun. Sözümüz olsun öğretmenlere, sözümüz olsun öğrencilere, sözümüz olsun öğrenci velilerine ki bu ülkede laik, demokratik, bilimsel ve kamusal eğitim bir gün mutlaka iktidar olacak.

31 Martı yaratanlara yeniden selam olsun; halkın iktidarını kuracak olanlara da selam olsun diyorum.

15 Ara 2019 - 23:05 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak KPSS Cafe Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan KPSS Cafe hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler KPSS Cafe editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı KPSS Cafe değil haberi geçen ajanstır.




Anket KYK Borçları Silinsin Mi?