Erdoğan'dan Flaş Ali Babacan Açıklaması!

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı'nda şehir hastanesi meselesiyle ilgili konuşarak, "Sayın Babacan'ın imzası var bunun altında, Mehmet Şikşek'in var, Ferudun Bilgin var. Hani bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyordu. Kimin ne olduğunu yaptıkları ile öğrenin. Bunlar Halk Bankasını da dolandırmaya çalışıyorlar" dedi.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde "Türkiye Sevdasıyla Yaşımız Hep 18"  temasıyla düzenlen partisinin İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma  Meclisi Toplantısı'na katıldı. Erdoğan toplantıda gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan, "AK Parti sıradan bir siyasi teşekkül değildir. Bizler bir  büyük davanın sevdalısı insanlar olarak burada bir aradayız. Türkiye, nasıl  binlerce yıllık devlet tarihimiz içindeki son halka ise AK Parti de bu büyük  davanın günümüzdeki en önemli temsilcisidir."

 

AK Parti'nin maziden atiye yolculuğun altın halkalarından biri  olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: Bu durum sorumluluğumuzu daha da artırıyor. AK Parti'de siyaset  yapmak demek, öncelikle bu sorumluluğu üstlenmeye talip olmak demektir. Bugünlere  yılın her gününü, günün 24 saatini bu davaya hizmete adayan büyüklerimizin,  kardeşlerimizin gayretleriyle geldik. Gelecek nesillere daha büyük ve güçlü bir  Türkiye bırakmak, medeniyetimizi yeniden yükseltmek istiyorsak, bizlerin de aynı  anlayışla çalışması gerekiyor. Görevimiz ne olursa olsun hepimiz öncelikle bu  davanın bir neferiyiz. Unutmayın, bugün söylemediğimizi 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl  sonra da yine aynı şekilde kararlı olarak söylemek durumundayız. Bugün başka  yarın bir başka olmamalıyız. Bunu yapanları gördük, görüyoruz. Bu hassasiyeti  hiçbir zaman unutmamak gerekir. Kendi nefsinin peşine düşen, sadece kendi  ajandasına, kariyerine hesabına odaklanan kişilerden dava adamı olmaz. Gurur  abidesi olanlardan dava adamı olmaz. Bize Yunus'un ifadesiyle 'Ete, kemiğe  büründüm, Yunus diye göründüm' diyen anlayıştaki insanlar lazım. Diyorum ya, hep  birlikte Ömer'ler olmaya aday olmalıyız. Hele hele bulunduğu makamın gücüne,  imkanlarına güvenerek gönül kıran, insanları rencide eden, vatandaşa tepeden  bakan kibir abidelerinin bu davada yeri olmaz. Yolsuzluğu, haksızlığı, çalıp  çırpmayı hiç saymıyorum bile. Bu tür vasıflardaki insanların kapımızdan içeri  girmesi dahi bizim için züldür.

Erdoğan, şimdi bir kongre sürecine girildiğini, ilçelerde, illerde bu  hassasiyete çok büyük önem verilmesi gerektiğini vurgulayarak, AK Parti'yi  yönetenleri Rabbim katında milletin nezdinde mahcup edecek hiçbir yanlışa göz  yumulamayacağını kaydetti.

"Unutmayın, milleti karşısına alanlar, bizi de karşısına alır.  Unutmayın kibir en büyük isyandır." diyen Erdoğan, insan gönlü kıranının,  partideki gönülleriyle ilgili kalemini kıracaklarını söyledi.

Erdoğan, davası insan olan Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle,  Gürcüsüyle, Abazasıyla, Boşnağıyla velhasıl şu anda 82-83 milyonuyla yaratılanı  Yaradan'dan ötürü seven bir dava olduklarını belirterek, başka bir tanımın  olamayacağını vurguladı.

 

"Hiçbirimizin aklı ve vicdanı yerine nefsinin sesine kulak verme  lüksü yok"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Hazreti Mevlana'nın "İnsanı ateş  değil, kendi kibri yakar, herkeste kusur görür kendisine kör bakar, neye nasıl  bakarsan o da sana öyle bakar." dizelerini anımsatan Erdoğan, şunları söyledi: Yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyenler, sadece varlık sebeplerini  inkar etmekle kalmaz, aynı zamanda kendi hicranlarını da hazırlarlar.  Hiçbirimizin hesabi davranma, aklı ve vicdanı yerine nefsinin sesine kulak verme  gibi bir lüksü yoktur. Hedefimiz önce bu ülkenin 82 milyon insanının her birinin,  onunla birlikte tarih ve medeniyet coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin,  nihayetinde de büyük insanlık ailesinin tamamının gönlünde kalıcı yer edinmektir.  Ülkemizin ve dünyanın neresine gidersek gidelim tüm samimiyetleriyle bize kucak  açan insanlar tarafından karşılanıyor, eğer kucaklanıyorsak işte bu hasbi  yaklaşımımız sayesindedir. Tek tek her AK Partili bu hassasiyetle hareket ettiği  taktirde Allah'ın izniyle yumuşatamayacağımız kalp, fethedemeyeceğimiz gönül,  ikna edemeyeceğimiz kimse kalmaz. Herkesten farklı olarak biz bunu siyasi bir  hesap için değil, inancımızın ve geleneğimizin bir gereği olarak yerine  getiriyoruz ve getireceğiz. Bunu yaparken de hiç kimsenin gündeminin peşine  takılmayacağız. Ülkemizde kimi konuların bilinçli bir şekilde gündemde öne  çıkartıldığını görüyoruz. Önemli bir kısmı da milletimizi karamsarlığa  sürükleyerek dolaylı yoldan bizi başarısız göstermeye yönelik bu çabalara karşı  dikkatli olmalıyız.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, istisnai hadiselerin sanki her gün her yerde  yaşanıyor, herkesin başına geliyor gibi gösterilmesinin iyi niyetli olmadığını  belirterek, Türkiye'yi güvensiz bir ülke olarak gösterme projesine hizmet eden bu  tür kampanyalara bilerek veya bilmeyerek destek verilmemesi gerektiğini ifade  etti.

Medya kuruluşlarını da bu konuda dikkatli ve bilinçli hareket etmeye  davet eden Erdoğan. "Ülkemizin de AK Parti'nin de kendi gündemi vardır. Hem parti  hem hükümet hem Meclis olarak, buna belediyeler ve il genel meclisleri dahildir.  Kendi icraat gündemimize sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Vaktimizi ve enerjimizi  kendi çalışmalarımızı daha ileriye taşımak için kullanacağız. Muhalefetin,  medyanın ve diğer çevrelerin bizi dar ve kısır gündemlerinin içine hapsetme  tuzağına hiçbir şekilde düşmemeliyiz. Unutmayınız, AK Parti gündem takip etmez,  gündem belirler." diye konuştu.

"İftira ve yalan hızlı yayılır"

Erdoğan, bu konuda en dikkatli olması gereken teşkilatların başında  İstanbul'un geldiğini belirtti. İstanbul'un Türkiye'nin kaderini belirlemede bir  numaralı şehir olduğunu söyleyen Erdoğan, kentte 81 vilayetin temsilcilerinin  bulunduğuna işaret etti.

İstanbul'dan ses çıktığı zaman 81 vilayette bunun dalgalandığının  görüldüğünü dile getiren Erdoğan, kentin nabzı iyi tutulduğunda zaten Türkiye'nin  de yakalanmış olacağını ifade etti. Erdoğan, bu konuda katılımcılara çok önemli  görevler düştüğünü, sokaktaki her bir vatandaştan başlayıp tüm ilçeleri ve şehri  kuşatan bir anlayışla bu sürecin yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan hizmetlerin hakkıyla anlatılması halinde bile partiye yönelik  yalan yanlış saldırıların çoğunun etkisiz hale getirilebileceğini belirten  Erdoğan, iftira ve yalanın hızlı yayıldığını, ancak doğrularla karşılaştığında da  daha hızlı bir şekilde söndüğünü dile getirdi. Erdoğan, millete hakikatleri anlatarak bunu gerçekleştireceklerini  söyledi.

Türkiye'nin son 17 yılda tarihinin en büyük sıçramalarını yaşarken  aynı zamanda tarihinin en büyük saldırılarıyla da karşı karşıya kaldığını anlatan  Erdoğan, "Ülkemize yönelen saldırıların hedefinde ilk önce AK Parti yer almıştır.  Esasen Türkiye ile AK Parti'nin kaderi adeta bütünleşmiştir. Türkiye'yi seven  bizi seviyor, Türkiye'ye kızan bize kızıyor, Türkiye'den nefret eden bizden de  nefret ediyor. Milletimiz de bu gerçeği gördüğü için her mücadelemizde hamdolsun  yanımızda yer alıyor." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Suriye'de yürütülen harekatlar,  Türkiye sınırı içindeki terörle mücadele operasyonları ve Akdeniz'de atılan  stratejik adımların Türkiye'ye karşı bir öfke patlamasına yol açtığını dile  getirerek, salondakilere şöyle seslendi: En önemlisi şu anda Barış Pınarı Harekatı'yla Suriye'de devam etmekte  olan süreç, Türkiye'nin nereden nereye geldiğini göstermesi bakımından çok  önemlidir. Dünyada hangi liderlerle görüştüysek, hepsinin bize nasihati çoğu  zaman, 'Buradan ne zaman çıkacaksınız?' söyledikleri bu. Bizim de kendilerine  söylediğimiz şu, 'Sizin orada ne işiniz var? Bizim 911 kilometre sınırımız var.  Sizin sınırınız var mı? Yok. Peki niye oradasınız? 32-33 bin tır silahı, aracı,  gereci, mühimmatı siz kime gönderdiniz? Teröristlere. Kim bu teröristler?  Enteresan olan ne biliyor musunuz, Kürtler. Nasıl oluyor da bunlar Kürt oluyor?  DEAŞ'a karşı en büyük mücadeleyi veren biziz. El Bab'ta DEAŞ'ın 3 bini aşkın  teröristini oradan çıkartan biziz. Dünyada DEAŞ'a karşı böyle bir mücadeleyi  veren ikinci bir ülke yok. Bunun aksini iddia edebilir misiniz?' dedim. Son  dörtlü zirvede, İngiltere, Fransa, Almanya, onlarla yaptığımız dörtlü zirvede  bunları konuştuk, kendilerine açık açık bunları söyledik. Siz niye oradasınız?  Bize şunu söyleyemezsiniz. Siz oraları terk etmedikten sonra Suriye halkı da  'Teşekkür ederiz, artık gidebilirsiniz.' demedikten sonra biz buradan  çıkmayacağız. Çünkü biz Adana Mutabakatı'yla oradayız, Suriye halkının talebi  üzerine oradayız. Şu anda da bu süreç devam ediyor. Söyleyecekleri hiç bir şey  yok ve söyleyemediler. Fransa'da her yerin yanıp, yıkıldığını kaydeden Erdoğan, "Niye? Zulüm  ile abad olunmaz, onun için." dedi.

"Libya'daki kararlı duruşumuzu devam ettireceğiz"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye ile Libya arasında  mutabakat metni imzalandığını hatırlatarak, şunları söyledi: Bu mutabakat metniyle özellikle de deniz yetki alanlarının  sınırlarının daraltılmasına yönelik anlaşma Meclis'imizden geçti. Ben de  imzaladım, şimdi de Birleşmiş Milletlere gönderildi. İnşallah hem askeri güvenlik  hem de deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasıyla ilgili adımları atmış  oluyoruz. Burada oyun bozuldu. İsimlerini vermeyeceğim, hangi ülkelerin  oyunlarının bozulduğunu siyasetçi kardeşlerim olarak sizler de zaten okuyarak  bunları bileceksiniz. Bu oyunlar bozulurken bir tarafta da Yunanistan, Güney  Kıbrıs, Mısır, zaman zaman İsrail, bunlar da bir araya geliyor. Bir skandal  hareket de yaptılar. Yunanistan, Libya'nın Büyükelçisini deport etti. Ne oldu  yani yaptın da ne kazandın? Zaman zaman bu tür şeyleri biz de yapıyoruz. Bizim de  büyükelçilerimizi deport edenler oluyor. Onlar edince, biz de onlarınkini deport  ediyoruz. Bu, siyaset dilini bilmemek ve skandallar üzerine kurulmuş bir devlet  yönetimi demektir. Yunanistan'ın yaptığı da budur. Şu anda biz Libya'daki bu  kararlı duruşumuzu devam ettiriyoruz, devam ettireceğiz.

Libya ile Türkiye arasında ilginç ve güzel bir hat inşa edildiğini,  hat üzerinde, çevresinde, münhasır ekonomik bölge olarak ifade edilen bölgede,  geçmişten bugüne Türkiye'nin garantör ülke olarak hakları bulunduğunu belirten  Erdoğan, "Suriye'deki soydaşlarımızın hakları var. Bu hakları sonuna kadar  savunmakta kararlıyız. Biz boşuna mı 2 tane sondaj gemisiyle, 2 tane sismik  araştırma gemisini aldık? Bunlara boşuna bu paraları vermedik. Bu gemilerimizle  bölgede çalışmalar, araştırmalar devam ediyor, fırkateynlerimiz oralarda. Zaman  zaman uçaklarımız, zaman zaman helikopterlerimiz oralarda. Biz bu araştırmaları  yapmaya devam edeceğiz." dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin uluslararası deniz hukuku ve  uluslararası hukuktan doğan haklarını sonuna kadar savunacağını ve haklarının  takipçisi olacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: Tabii buna parlamentomuzun içinden bazen çatlak sesler çıkıyor, ona  alışığız zaten çıkacak. Ama biz dik duracağız. Son dönemdeki gelişmeler, tüm  perdeleri kaldırdı. Pek çok ülke yıllardır içlerinde tuttukları kini, nefreti,  husumeti tüm çıplaklığıyla ortaya döktü. Bu gelişmenin ülkemiz için hayırlı  olduğuna inanıyorum. Karşılıklı rol yapmak yerine, gerçek düşüncelerimizi ve  niyetlerimizi açıkça oraya koymamız birtakım sorunların çözümünü hızlandırdı.  Gerek yüz yüze görüşmelerimizde gerek telefon temaslarımızda artık tüm liderlerle  daha açık yüreklilikle konuşuyoruz. Anlaştığımız hususları hızla sonuca bağlıyor,  anlaşamadığımız konularda da karşılıklı pozisyonlarımızı teyit ediyoruz. Bu  tarzın dünya siyaseti açısından daha verimli ve doğru olduğuna inanıyoruz.  Ülkemizin egemenliğini, hukukunu, çıkarlarını, milletimizin ve tüm dostlarımızın  haklarını korumak için verdiğimiz mücadelede Allah'ın izniyle hep dik durduk, dik  durmaya da devam edeceğiz.

"Cumhur İttifakı'nı bölemeyecekler, parçalayamayacaklar"

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'deki gelişmelerle ilgili  ABD ve Rusya ile varılan mutabakatların, sahada elde edilen sonuçların tarihi  önemde olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü: Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için diplomasi ve uluslararası siyaset  yanında ekonomiyi de devreye almalarına rağmen hamdolsun ülkemize geri adım  attıramadılar. Yapılan her saldırıyı, atılan her adımı, kullanılan her silahı  süratle etkisiz hale getirdik, tedbirlerimizi aldık. Aynı hamlelerin tekrarında  karşılarında hazırlıklı bir Türkiye buldukları için istedikleri neticeyi elde  edemiyorlar. Ülkemize yönelik kızgınlıklarının gerisindeki sebeplerden biri de  budur. Artık eskiden olduğu gibi Türkiye'yi diledikleri şekilde itip  kakamadıkları, yönlendiremedikleri, yönetemedikleri için hırçınlaşıyorlar.  Hırçınlaştıkça da muvazeneyi kaybediyorlar. Sonuçta geldiğimiz noktada Türkiye  siyasi, ekonomik ve askeri bakımdan eskisiyle mukayese edilemeyecek kadar güçlü  bir yerde bulunuyor. Ülkemiz iç siyasetinde ortada kayda değer bir husus yokken  ortaya çıkıp yükselen AK Parti, Cumhur İttifakı ve şahsım aleyhindeki havanın  gerisinde işte böyle bir tablo, işte böyle bir hesap vardır. Cumhur İttifakı'nı  bölemeyecekler, parçalayamayacaklar ve Cumhur İttifakı güçlenerek yarınlara  inşallah yürüyecek. Türkiye'nin güney sınırlarını terör koridoruyla kuşatma  projeleri özellikle oluşturmaya çalışanlar, iç siyaseti manipüle ederek kayıpları  telafi etmenin peşindeler ama bunu da başaramıyorlar. Çünkü milletimiz bu ülkede  kimin ne olduğunu, kime hizmet ettiğini, neyi, ne için yaptığını gayet iyi  biliyor. Ceviz kabuğunda fırtına koparma, incir çekirdeğini doldurmayacak  meseleleri büyüterek balyoz niyetine kullanma çabaları hep beyhudedir. Milletimiz  bunların hiçbirine itibar etmez. Yeter ki biz kendi içimizde birliğimizi,  beraberliğimizi, kardeşliğimizi, hasbiliğimizi, samimiyetimizi söylemimiz ve  yaşayışımızda değerlerimize bağlılığımızı güçlü bir şekilde sürdürebilelim.  Gerisi kendiliğinde gelecektir.

İstanbul teşkilatının, diğer illere örnek olacak bir tavır ortaya  koyacağına inandığını ifade eden Erdoğan, "Seçimden bu yana 74 bin 176 üye  kaydıyla İstanbul teşkilatı adeta yeni bir dirilişin içerisinde bulunuyor." dedi.

"Dolandırmaya çalışıyorlar"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen partisinin  İstanbul İl Başkanlığı Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı'ndaki  konuşmasında, Şehir Üniversitesi ile ilgili tartışmalara değindi. Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: Bu Şehir Üniversitesi meselenin özellikle bir siyasi ayağında bizim  olduğumuz, bir siyasi ayağında da malum zatın olduğu söyleniyor. Şunu çok açık ve  net söylemek durumundayım. Her şeyden önce Şehir Üniversitesinin tahsisini  Başbakanlığım döneminde yapan benim. Tahsisini yapan ben olduğuma göre, daha  sonra malum zat Başbakan olunca bu tahsisi, Şehir Üniversitesine mülkiyet devrine  dönüştürmüştür. Türkiye'de hiçbir üniversiteye tapu ile tapu devri, mülkiyet  devri yoktur, olmamıştır. Bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyor değil mi? Öksüz,  yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle,  Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor.

Peki bu nasıl doğruluk? Peki yanında kim var? Yine bir başka isim o da  Sayın Babacan var. Onun da imzası var bu işin altında. Başka kim var? Mehmet  Şimşek var. Başka kim var? O zaman Ulaştırma Bakanı olarak Özelleştirme Yüksek  Kurulu'nun içinde olan Feridun Bilgin var. Hani bunlar dürüsttü ya... Dürüstlüğü  bunlar kimseye bırakmıyordu. Ben bunu niye anlatıyorum? Kimin ne olduğunu  yaptıklarıyla öğrenin diye. Bitmedi ve bunlar Halk Bankasını da dolandırmaya  çalışıyorlar. Halk Bankasından bunlar kredi talebinde bulunuyorlar. Halk Bankası  bunlara ciddi bir kredi veriyor fakat ödeme planlarında maalesef bunlar Halk  Bankasına ödemelerini yapmıyorlar. Tabii Halk Bankasına ödemelerini yapmayınca,  banka da bu defa kendilerini sürekli olarak uyarıyor. Şu anda Halk Bankasına olan  borçları aklımda kaldığı kadarıyla 417 milyon noktasında. Şimdi 'Yapılandıralım'  diyorlar. 'Yapılandıralım' derken, neyi, nasıl yapılandıracaksın? Neymiş  yaptıkları kampanya şu, 'Ya işte spor kulüplerinin borçları yapılandırılıyor da  Şehir Üniversitesininki niye yapılandırılmıyor?' Ya sen Halk Bankasına teminat  bile vermedin. Futbol kulüplerinin bütün tribünlerdeki gelirlerine, her şeyine  banka el koyuyor. Senin neyine el koyacak? Yoksa Maltepe'de Tekel'e ait olan yer,  yani zamanında benim tahsis ettiğim bu yeri bankaya teminat olarak göstermek  suretiyle, bunu mu banka teminat olarak kabul edecek?

 

"Burada Halk Bankasının adeta bir dolandırılması söz konusu"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Bunu da geç, bir başka alavere dalavere daha  yapıyorlar. O da ne biliyor musunuz? Diyorlar ki 'Alacağımız öğrencilerin  yapacakları ödemeye ipotek koyun." diyerek, konuşmasına şöyle devam etti: Ya sen zaten mevcut kotanı doldurmamışsın. Mevcut kotanı doldurmadan  üstelik yeni alacağın öğrencilerle ilgili, böyle bir kotayı nasıl oluyor da bir  bankaya teminat olarak veriyorsun? Tabii bizi halef selef olduğumuz Cumhurbaşkanı  aradı. Dedi işte 'Siz bu işi arzu ederseniz halledersiniz.' Kendisine dedim ki 'Temenni ederdim ki siz benim yerimde olun. Biz geçmişte bankaların nasıl iflas ettiğini biliyoruz. Hamdolsun 17 yıldır bizim dönemimizde, bizim bankalarımızın hiçbirisi kasaları boşaltmadı. Biz de kasayı boşaltamayız.' Tabii işin başından itibaren Ülker Grubu buraya ciddi destekler verdi. Daha sonra Ülker Grubu da ne  yaptı? Buradan çekildi. Ülker Grubu orada bizim verdiğimiz desteklerle ilgili de bizim bu noktadaki desteğimizi açık net söyledi.

Şunu çok açık net söyleyeyim. Buranın hamisi dikkat edin Marmara  Üniversitesidir. Marmara Üniversitesi Türkiye'nin şu anda en büyük  üniversitelerinden bir tanesidir. Şimdi de ne diyorlar biliyor musunuz? 'Marmara  Üniversitesi borçları ödesin.' Tabii YÖK'te kendilerine diyor ki 'O zaman siz de  mütevelliyi bırakın. Marmara Üniversitesi buraya yaptığı atamalarla burayı  götürsün.' Yok, mütevelliyi de bırakmayız.' diyorlar. Tezgah başka. Biz ne  oradaki öğrencilerimizin düşmanıyız ne de akademisyenlerin düşmanıyız. Böyle bir  şey asla söz konusu değil. Hiçbir vakıf üniversitesinde bunların yaptığı uygulama  gibi bir uygulama yok. Böyle bir durumla ne yazık ki burada karşı karşıyayız.  Elektronik ortamda sizlere gönderilmiş olan bilgileri şöyle iyi okursanız orada  zaten bunları etraflıca göreceksiniz. Çok da detayına, teferruatına girmek  istemiyorum. Ama anlattığım gibi burada Halk Bankasının adeta bir dolandırılması  söz konusu."

"Burayı tahsis etmemiz, bunlara ne denli önem verdiğimizin ifadesiydi"

Burayı tahsis etmelerinin önem verdiklerinin ifadesi olduğunu anlatan  Erdoğan, şunları kaydetti: Eğer şahsım bu zata eğer muhalif olsaydı veya oradaki öğrencilere  benim bir muhalefetim olsaydı, ben Tekel'in bu kadar kıymetli, değerli olan  arazisini niçin bunlara tahsis edeyim? Bizim derdimiz yeter ki bu tür  üniversitelerimiz kurulsun, bunlar çoğalsın ve bunlarla beraber geleceğe çok daha  farklı bir şekilde yürüyelim. Burası tabii Marmara'ya nazır, Maltepe'de çok çok  güzel bir yerde ve değeri itibarıyla da yani 2,5 milyar değerinde olan bir yer ve  bilabedel bunu üniversitesine tapu devrini yapmak suretiyle veriyor. El vicdan  ya... Böyle bir şey yapılabilir mi? Bilabedel... Nasıl oluyor bu iş? Hani  dürüsttünüz? Eğer sizin dürüstlüğünüz buysa bu ülke batmış, bu ülke yanmış ve  bunun altında bir de bakıyorsunuz işte o dediğim diğer arkadaşların da imzası  var. Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun birisi başkan, diğerleri de üyeleri olmak  suretiyle bu adımı attılar. Bunu yaşadık. Allah bizleri aynı duruma düşürmesin.  Onun için bu propagandayı bunlar belli bir süre daha yapabilirler, her geçen gün  zaten bu konuda da iflasa gidiyorlar ve gidecekler ama dün MKYK'da da bu konuları  görüştük. Bu konuyla ilgili kararlı bir şekilde adımlarımızı atmaya devam  edeceğiz.

Bu işin Danıştay'a müracaatını yapan da kim biliyor musunuz? CHP'nin  yanından hiçbir zaman ayrılmayan Mimar ve Mühendisler Odası'dır. Çok daha ilginci  şu anda bunları ziyaret edenler kim? CHP'nin ileri gelenleri. Mimar ve  Mühendisler Odası hem bununla ilgili davayı açıyor ama bakıyorsunuz CHP'nin parti  sözcüsü olsun, genel başkan yardımcıları olsun onlar da bunlara nezaket  ziyaretinde bulunuyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil ama gerçekleri bilelim  ona göre de bunu özellikle tabanımıza anlatalım.

07 Ara 2019 - 17:10 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak KPSS Cafe Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan KPSS Cafe hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler KPSS Cafe editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı KPSS Cafe değil haberi geçen ajanstır.




Anket KYK Borçları Silinsin Mi?