TÜBİTAK İlayda Şamilgil'in Projesine 'gereksiz' dedi, Nobel Yolunda Başarılar Elde Etti

TÜBİTAK tarafından İstanbul'da lise öğrencisiyken sıvılarda ki su oranını mıknatısla ölçebilen bir bilimsel proje geliştirdi. Hazırladığı bilimsel projeyi büyük umutlarla TÜBİTAK'a teslim etti ancak TÜBİTAK yetkilileri projeyi inceledikten sonra 'yararsız ve gereksiz'' diyerek projeyi reddetti.

TÜBİTAK İlayda Şamilgil'in Projesine 'gereksiz' dedi, Nobel Yolunda Başarılar Elde Etti

TÜBİTAK tarafından İstanbul'da lise öğrencisiyken sıvılarda ki su oranını mıknatısla ölçebilen bir bilimsel proje geliştirdi. Hazırladığı bilimsel projeyi büyük umutlarla TÜBİTAK'a teslim etti ancak TÜBİTAK yetkilileri projeyi inceledikten sonra 'yararsız ve gereksiz'' diyerek projeyi reddetti.

14 Eylül 2018 Cuma 14:39
TÜBİTAK İlayda Şamilgil'in Projesine 'gereksiz' dedi, Nobel Yolunda Başarılar Elde Etti

Her zaman ülkemizdeki kadınların başarılarından söz etmek gerekiyor ancak yine mevzu bahis Türkiye sınırları içerisindeki kadınlar olunca bu pek mümkün olmuyor üstelik bilimel projelerde ve araştırmalarda da durum değişmiyor. İlayda Şamilgil, kendisine -başaramazsın, bu olmaz- diyenlere inat bililmsel çalışmalarından vazgeçmedi. Üstelik TÜBİTAK gibi bir kurumun bile yarasız ve gereksiz bulduğu proje ile başlayarak dünya çapında fizik alanında başarılara imza atmayı başardı.

İlayda Şamilgil, henüz 8 yaşındayken izlediği bir filmden etkilenerek günlük hayatla fiziğin ilişkisini keşfetti.  Daha sonra ilgili çocuk kitapları okumaya edinmeye ve okumaya başladı.

İlayda'nın en büyük şansı şüphesiz ki ailesi ailesi oldu. Fizik alanına olan bu merakını annesi ve babası her koşulda desteklediler. Onun yaşına uygun fizik kitapları satın alarak okumasını sağladılar. Onun yaşına uygun projeler geliştirebileceği materyallere sahip olmasını sağladılar. İlayda Şamilgil, daha 12. sınıf yani bir lise öğrencisiyken Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir mobilize bir sistem geliştirip bunu proje haline getirmeyi başardı.

Projesi hakkında bir gazeteye verdiği röportajda şunları söyledi ; “Bu projede suyun manyetik özelliğinden yararlandım. Suyun içine bir mıknatıs yerleştirdiğinizde suyun üzerinde gözle görülemeyecek deformasyonlar oluşur. ‘Ne kadar deformasyon varsa o kadar su olur’ tezinden yola çıkarak yaptığım deneylerde başarılı sonuçlara ulaştım.” ifadelerini kullananarak projesinin önemini anlatan İlayda, maliyetinin 10 ile 20 TL civarında olduğunu ve tarım - gıda endüstrisinde rahatlıkla kullanılabileceğini ve sektörel kolaylıklar sağlayabileceğini düşünüyor.

Baştan sona fizik kurallarına dayanarak ve kendi edindiği malzemelerle hazırladığı bu fizik projesini büyük bir heyecanla TUBİTAK’a sunan İlayda Şamilgil, ne yazık ki dereceye giremedi. TUBİTAK’ın bu kararı ise kimseyi şaşırtmadı…

TUBİTAK'ta isteiği başarıyı elde edememesine rağmen hazırladığı projeye güveniyordu. Çünkü kitaplarda okuduğu büyük bilim adamları da böyle olumsuzluklarla karşılaşmıştı. Daha sonra aynı projeyle 80 ülkeden binlerce projenin katıldığı “First Step to Nobel Prize in Physics” (Nobel Fizik Ödülü’ne Doğru İlk Adım) adlı yarışmaya başvuru yaptı.

Polonya’da düzenlenen ve en iyi bilim araştırmalarını yöneten profesörlerin jüri koltuğunda oturduğu bu dünyanın en prestijli fizik yarışmasından tam puan aldı ve birinci olmayı başardı.

İlayda Şamilgil'in tek projesi vee fikri de bu değil üstelik, bu proje dışında 2013 yılında İstanbul’daki bazı metro istasyonlarındaki kanserojen madde içerdiği bilinen radon gazı ölçümü yapıp İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne sunmuş... İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi birer çeyrek altın vererek onu evine göndermiş... Biz onun ismini tüm dünya ile birlikte Polonya'da kazandığı birincilik ile duyabildik...

Türkiye'de değerinin bilinmediği ve anlaşılamadığı açıkca görülen İlayda Şamilgil, üniversite eğitimi için Amerika Birleşik Devletleri’ndeki birçok okula başvuru yaptı. Son olarak seçeneklerini 2’ye indirdi ve kararını Cornell Üniversitesi’nde Mühendislik okumaktan yana kullandı.

Tercih ettiği Cornell Üniversitesi İlayda’yı özel bir araştırma grubuna da davet etti. Cornell Üniversitesi profesörlerinden NASA’da teknoloji şefi olan Mason Peck, İlayda’yı Mars’a giden roketlerle ilgili bir projeye davet etti. İlayda NASA’nın projesinde yer aldı ve haftada 8 saat laboratuvara giderek Mason Peck ile birlikte bu proje üzerinde çalıştı. Üniversitenin araştırma yapmaya verdiği önem sayesinde zamanla ders saatleri azaldı ve araştırma saatleri arttı. Araştırma saatleri arttıkça yıllar boyu bilimsel araştırmalar yapan bilim insanları kadar bilimsel gerçekleri görmeye başladı.

İlayda’nın en büyük hayali ise ön patentini aldığı projesinin tam marka patentini almak ve bir cihaz haline getirip insanlığın kullanıma sunabilmek. 

Kaynak; 1 2 3 4

KPSSCAFE.COM.TR | ANKARA

Son Güncelleme: 14.09.2018 21:55
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Zeynep 2 ay önce

Helal olsun valla bravo

Avatar
Ali 2 ay önce

aaaaaa çok şaşırdım bizim ülkede geri mi çevirmişler? liyakatin tavan yaptığı bu ülkede böyle birşeyin olması çok garip!!!

Avatar
Prenses Mahmut 2 ay önce

organik hoşaf lazım bu ülkeye bilimi boşverin

Avatar
Gökhan 2 ay önce

Bu tübitak ne ise yarıyor yazık çok yazık

Avatar
Ziya 2 ay önce

Varsa yoksa siyaset özelleştirme ve hazineye para girişi başka bi halt yaptığı yok bu hükümetin yazıklar olsun yurdumun o dahi insanlarının elinden tutmayan hükümete

Avatar
Unzile Yucel 2 ay önce

Gercekten aglayarak okudum ve okuyorum bu haberleri. Allah yolunu acik etsin. Malesef nicelerimiz kaybolduk kaybolmaya mahkum olduk kadir kiymet bilmez ulkemizde.

Avatar
okuyucu 2 ay önce

Helal olsun be.. Memleket üzülsün başka bir şey değil. Ya tübitak'takiler değiştirilsin ya da bi çözüm bulunsun bu işe. Giden gene bizden oluyor maalesef. Sonra da gençlerimiz yurt dışına gidiyor diyorlar. E giderler tabii şu hale bak