ÖĞRETMEN AÇIĞI KAPATILMALIDIR

TBMM ‘de görüşülmekte olan Milli Eğitim yasası ile ilgi Partisi adına söz alan CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, pansuman tedbirlerle eğitim sorunlarını çözemeyiz. Eğitimde köklü reform şattır dedi. Serkan Topal’ın konu üzerinde yaptığı konuşmada şu görüşleri ifade etti.

ÖĞRETMEN AÇIĞI KAPATILMALIDIR

TBMM ‘de görüşülmekte olan Milli Eğitim yasası ile ilgi Partisi adına söz alan CHP Hatay Milletvekili Serkan Topal, pansuman tedbirlerle eğitim sorunlarını çözemeyiz. Eğitimde köklü reform şattır dedi. Serkan Topal’ın konu üzerinde yaptığı konuşmada şu görüşleri ifade etti.

26 Haziran 2019 Çarşamba 18:43
ÖĞRETMEN AÇIĞI KAPATILMALIDIR

“AK PARTİ EĞİTİM KONUSUNDA SAMİMİ DEĞİL

Her muhalefet milletvekili bu kürsüde konuştuğunda, Sayın Akbaşoğlu orada hazır bir refleksle cevap verme yani mevcut olan hükûmeti ya da Cumhurbaşkanlığı sistemini ya da getirilen teklifi bir şekilde savunmak adına bir reaksiyon gösteriyor. Bu onlar için doğal ama ben bunu doğal olarak karşılamıyorum. Tabii, Sayın Akbaşoğlu’ndan talebimiz, beklentimiz şu arkadaşlar: Biz muhalefet olarak bütün sorunları burada dile getireceğiz, kendilerinin de gerçekten mevcut olan sorunların çözülmesi noktasında hassasiyet göstermeleridir ama bunun yerine sadece orada cevap verme reaksiyonunu gösteriyor. Bunun doğru bir tutum olmadığını ifade ediyorum.

 Daha önce, yedi yıl önce bir yasa tasarısı geldi, AK PARTİ Grubu, değerli milletvekili arkadaşlarımız o gün savundukları bir olayı maalesef dün Komisyona getirdiler, savundukları 60 ay okula başlama yaşını önce 66'ya, bugün muhalefetin savunduğu 69'a çıkarıyorlar.

Bize cevap verme yerine Sayın Akbaşoğlu'ndan şunu bekliyorum. Bugün Serkan Topal'ın söylediklerini, bugün eğitimci olan bir insanın söylediklerini not almayı bekliyorum.… Gerçekten bundan sonraki Komisyon toplantılarına, her partiden ikişer üçer eğitimci arkadaşlarımız gelsin, sendikalar da gelsin. Hep birlikte bütün eğitim bileşenlerinin toplanması ve eğitim sorunlarının çözülmesi noktasında bir irade göstermelerini bekliyoruz.

EĞİTİM REFORMU ŞART

Bunu her zaman söylüyorum: Her gelen Millî Eğitim Bakanı, bir önceki Millî Eğitim Bakanının sistemini değiştirmeye çalışıyor. Çünkü doğru olmadığını kendisi de biliyor. Zaten on yedi yıl içerisinde kaç Millî Eğitim Bakanının değiştirildiğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Köklü bir reform yapmamız gerekiyor. Köklü bir reform yapmadığımız sürece yani açıkçası yaralara sadece pansuman yaparak eğitimdeki sorunları çözemeyeceğimizi ben burada defalarca dile getirdim ama nafile…

Bakın, burada, hani geleceğimiz olan çocuklarımızın FETÖ okullarına nasıl teslim edildiğini anlatmayacağım. Yani Fatih Projesi'nden Ermenek'teki o olaya kadar birçok olayı ben burada anlatmayacağım ama öğretmen arkadaşlarımızın yani eğitimin de sorunlarını kısa süre de olsa, on dakika mümkün değil, zaten anlatamayız ama birkaç madde hâlinde anlatmaya çalışacağım. Sayın Akbaşoğlu'ndan da not alıp bundan sonraki süreçte çözüm üretmesini bekleyeceğiz.

ÖĞRETMENLERİMİZ MUTSUZ

Bir öğretmen mutsuz ise, huzursuz ise, aile birliğinden yoksun ise öğrencilere nasıl yararlı olabilir? Bu, mümkün mü? Mümkün değil. Milletvekilleri arasında ayrım yok ama öğretmenler arasında maalesef ayrım var. Nasıl mı? Sözleşmeli, ücretli ve kadrolu… öğretmenler odasında bile bunların tartışması yaşanıyor, kimileri rencide oluyor. Bunun önüne geçilmesi gerekmiyor mu? Kadrolu öğretmenlerin ders ücretleri, eğitim ödenekleri, ek gösterge gibi sorunları var. Sözleşmeli öğretmen arkadaşlarımızın yer değiştirme, aile birliğini sağlama ve ücrette eşitlik gibi temel sorunları var. Ücretli öğretmenlerin en temel sorunlarından bir tanesi de on iki ay çalışamama ve maalesef sözleşmeye tabi olmama sorunu. Tabii, yönetici arkadaşlarımızın da ayrıca sorunları var. Bunu daha önce defalarca dile getirdik, liyakatin öneminden bahsetmememize rağmen bir türlü bunu aşamadık. Maalesef mülakatların sarı listelerle yapıldığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Sayın Akbaşoğlu, ya bu konuda siz adım atın, gerçekten bu ülkeye faydalı olacak, gerçekten bu konuda uzman olan, bilgili olan, donanımlı olan insanların yönetici olması noktasında bir çalışma yapın. Yani sadece orada olup muhalefet milletvekillerine cevap vermekten öte, bununla ilgili bir çalışma yapmanızı bekliyoruz.

Temel sorunlardan bir diğeri ise mesleki ve teknik eğitim öğretmenlerinin sorunları. Türkiye'nin kalkınma anahtarının mesleki ve teknik eğitimden geçtiğini söyleyenlerin bu söylemine karşın son on sekiz yılda atanan mesleki ve teknik öğretmen sayısının sadece 997 kişi olduğunu ve özellikle 87 bin kişinin açıkta olduğunu burada ifade etmek istiyorum. Bir yanda 87 bin, bir yanda 997. Biz nasıl başarılı olacağız? PISA sonuçlarına göre OECD ülkeleri arasında, ülkemiz kaçıncı sırada, bunu hiç düşünebildik mi?

Öğretmenlerimiz mevcut olan sorunları dile getiriyor ve bizden, iktidardan, Hükûmetten, milletvekillerinden, hepimizden çözüm bekliyor. Ben burada birkaçını sıraladım.

ÖĞRETMENAÇIĞI KAPATILMALIDIR

120 bin öğretmen açığı var mı? Var. Peki, biz, hadi 100 bini atayamıyoruz, neden 80 bini atayamıyoruz? Sürekli medyaya çıkıyor, televizyonlara çıkıyor Hazine ve Maliye Bakanı: "Ekonomi iyi, maliye iyi, …" O zaman niye atamıyorsunuz? Sizin elinizden tutan mı var? Gelin, destek verelim. Yani "yalan" kelimesini söylemek istemiyorum ama insan bu kadar yalan söylemez ya. Halkı bu kadar kandırmak da olmaz arkadaşlar, yapmayın.

Sözleşmeli öğretmenlerin aile birliğinin sağlanması noktasında Komisyonda da mücadele ettik, düşüncelerimizi ifade ettik. Evet, "3+1"e şu anda düşürülüyor. Bu yeterli mi? Yeterli değil. Bunun yeterli olmadığını defalarca dile getirdik.

Sözleşmeli öğretmen mülakata tabi tutuluyor. "Değerli öğretmen arkadaşım, 60 puana takıldın, sen kadrolu olamıyorsun." diyor. Mülakatı yapan kim, onları atayan kim, nasıl sorular soruyorlar; bunları bir araştıralım. Sayın Grup Başkan Vekili, bunları araştıralım. Gerçekten kimsenin hakkını yemeyelim, hakkının yenmemesi noktasında bir irade gösterelim.

Bakın, bunu da söylüyoruz: Orta vadede ücretli sözleşmeli öğretmen uygulamasından vazgeçilmesi gerektiğini defalarca dile getirdik çünkü eğitimin kalitesinin artması gerekiyor. Eğitimin kalitesinin artması gerektiğini söylerken bir bakıyorsunuz "nitelikli okul-niteliksiz okul." Allah aşkına ya, AK PARTİ'li milletvekili arkadaşlara sesleniyorum: Bunu siz kabul ediyor musunuz? Ya, siz çocuklarınızı nereye gönderiyorsunuz; nitelikli okula mı, niteliksiz okula mı? 1.200 nitelikli okul var, geri kalan 9 bin, 10 bin okul…

EĞİTİM EMEKÇİLERİNE 3600 EK GÖSTERGE VERİLMELİDİR

Yine, eğitim emekçilerinin ek göstergelerinin 3600 olması gerektiği sadece Cumhuriyet Halk Partisinin değil bütün partilerin seçim vaatlerinde vardı. E, diyoruz ki: Tamam, getirin; biz getirmeyelim, siz getirin, biz de destek verelim. "Yok." diyorlar. Neden? Ekonomi iyi ama 3600 ek gösterge yok, ekonomi iyi ama sözleşmeliye kadro yok, ücretliye kadro yok, atama yok ama ekonomi iyi! Ekonomi iyi, Türk lirası dolar karşısında değer kaybediyor.

Buradan bir de artan oranlı vergi dilimine son verilmesi gerektiğini, maaşlarda sabit vergi oranına geçilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyoruz. Eğitime hazırlık ödeneği yılda en az bir maaş tutarında olmalı ve tüm eğitim çalışanlarını kapsamalı. Atamalarda özellikle kadın öğretmenlere karşı yapılan ayrımcılığa son verilmeli.. Ve özellikle, haklarında herhangi bir mahkeme kararı olmadan, haksız hukuksuz bir şekilde ihraç edilen öğretmen arkadaşlarımızın derhâl görevlerine iade edilmeleri gerekiyor. Özellikle, sendikal baskılara son verilmesi gerektiğini söylüyoruz burada. Öğretmenler bir sendikaya üye olmaya zorlanmamalı. Şimdi, tabii, AK PARTİ'li grup başkan vekiliniz genelde diyor ki "Yok öyle bir şey." Var ama. Bunu araştıralım, gelin, bir komisyon kuralım. Gerçekten, öğretmenler odasında ya da dışarıda belli bir sendikaya mutlaka üye olması gerekiyor, malum sendikaya üye olmazsa kadroya geçirilmeyeceği baskısı var mı, yok mu? Eğer "Yok." diyorsanız -ben burada olduğunu iddia ediyorum- o zaman, gelin, bir komisyon kuralım.

EĞİTİM DEVLET POLİTİKASI OLMALIDIR Gerçekten birçok öğretmenimiz geçim derdinde, kredini kartını ödeyemiyor. Hatta, şunu düşünüyor…"Acaba, attığım 'tweet' yüzünden açığa alınır mıyım, soruşturma geçirir miyim?" bunun endişesi içerisinde derse giriyor. Peki, böyle, bunu düşünen bir öğretmenden biz nasıl başarı bekleyebiliriz değerli arkadaşlar? Gelin, eğitim sistemini hükûmet politikası olmaktan çıkaralım, bir devlet politikası hâline getirelim ve her yeni gelen bakan bu sistemle oynamasın, kim olursa olsun çünkü bu bizim geleceğimiz. Geleceğimizle oynamayalım.”

Son Güncelleme: 26.06.2019 18:47
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.