Meclis'te Dikkat Çeken EYT, Asgari Ücret ve Reddedilen Önergeler Konuşması!

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda söz alarak dikkat çeken bir konuşma yaptı. Erkan Baş konuşmasında, AKP tarafından reddedilen soru önergelerine kanun tekliflerine değindi. İşte detaylar...

Meclis'te Dikkat Çeken EYT, Asgari Ücret ve Reddedilen Önergeler Konuşması!

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda söz alarak dikkat çeken bir konuşma yaptı. Erkan Baş konuşmasında, AKP tarafından reddedilen soru önergelerine kanun tekliflerine değindi. İşte detaylar...

16 Ocak 2019 Çarşamba 15:40
Meclis'te Dikkat Çeken EYT, Asgari Ücret ve Reddedilen Önergeler Konuşması!

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'nda söz alarak dikkat çeken bir konuşma yaptı. Erkan Baş konuşmasında, AKP tarafından reddedilen soru önergelerine kanun tekliflerine değindi. İşte detaylar...

Erkan Baş'ın konuşması şöyle;

"Değerli arkadaşlar, milletvekillerinin emekçi halka karşı sorumlulukları başlığıyla gündem dışı söz almış bulunuyorum.

Önce, izin verirseniz, neden gündem dışı söz almak durumunda olduğumu açıklamak durumundayım.

Milletvekillerimiz belki biliyor ama halkımıza da ifade etmemiz gerekiyor ki Meclisin İçtüzüğü hâlihazırda grubu olmayan partilere konuşma hakkını neredeyse tanımayan bir İç Tüzük ve biz, buradaki çeşitli faaliyetlerimizle söz hakkı almakla beraber, kürsüden konuşabilme hakkını esas olarak gündem dışında alabiliyoruz. Bu nedenle gündem dışı söz almak durumundayız.

Burada, bu vesileyle fiilen açtığımız bu sorunun İç Tüzük'teki düzenlemeyle de kalıcı hâle getirilmesi konusundaki talebimizi yenilemek istiyorum. Zira, Türkiye İşçi Partisi için örneğin, burada konuşmak, partimizin sözünü söylemek ya da bizim şahsi görüşlerimizi ifade etmenin ötesinde bir anlam taşıyor. Milyonlarca işçinin, emekçinin, yoksulun, halkın sözünün bu kürsüde söylenebilmesi için bu düzenlemenin takipçisi olacağımızı ifade etmek istiyoruz.

Değerli arkadaşlar, "Milletvekilinin emekçi halka karşı sorumluluğu." dedik. Tabii, zor bir konu olduğunun farkındayız, belki de bu kürsüde ilk defa böyle bir konuda konuşma yapılıyor ama açık söylemek gerekirse bu, bizim başarımız ya da kendi kişisel tasarrufumuz olmanın ötesinde, Mecliste çoğunluğu elinde bulunduran partinin milletvekillerinin, o parti grubunun başarısı. Zira, örneğin bizim, Parlamentoda bulunduğumuz geride kalan altı ay içerisinde yüzlerce yasal düzenleme yapıldı, yeniden kanunlar yaptık, düzenlemeler yaptık, ancak bunların tek bir tanesinin bile işçi sınıfına, emekçilere, yoksullara, halka yarar sağlayan kanunlar olmadığını burada ifade etmek gerekiyor.

Örneğin arkadaşlar, bakın, kişisel bir tartışmaya tabii ki girmek istemiyorum ama dün burada bir tartışma yaptık emeklilikte yaşa takılanlarla ilgili, birinci partinin grup başkan vekili dedi ki: "Abesle iştigal, boş işler bunlar." Şimdi, grup başkan vekili grup adına konuşur. Dolayısıyla grubun tümünün görüşlerini ifade ettiğini anlamamız gerekiyor ve maalesef bu yaklaşım, aslında genel olarak Parlamentodaki yaklaşımın devamı. "Nasıl olur, bu Parlamento bu ülkedeki milyonlarca insanın işini konuşmayacaksa ne konuşacak?" diye sormamız gerekiyor.

Değerli arkadaşlar, bakın, altını çiziyorum, emekçilerin, yoksulların çıkarlarını gözeten bir tane bile düzenleme yapmadık ve maalesef biz biliyoruz ki bu bir tesadüf değil. Türkiye'de insanları çeşitli biçimlerde ayırmaya çalışıyorlar. Din, dil, ırk, cinsiyet ayrımıyla insanlarımızı ayırmaya çalışıyorlar ama hepimiz biliyoruz ki esas olarak iki tane sınıf var arkadaşlar; patronlar var ve işçi sınıfı var. Ya patronlara hizmet ediyorsunuz ya işçilere, emekçilere, yoksullara hizmet ediyorsunuz ve biz, işte, esas olarak buna itiraz ediyoruz ve diyoruz ki: Eğer bir milletvekili kendisini esas olarak patronlara karşı sorumlu hissediyorsa, onların temsilcisi olan saraya karşı sorumlu hissediyorsa onun, halkın çıkarları lehine düzenleme yapması mümkün değil. Onun yapabileceği tek şey var: Otuz saniyede Genel Kurula koşarak gelir, el kaldırır, indirir ve ondan sonra Genel Kurulu terk eder. Böyle bir yaklaşımla emekçilere karşı sorumluluğu yerine getirmemiz tabii ki mümkün değil.

Arkadaşlar, bakın, birkaç tane gazete haberi okuyacağım size. Örneğin, 2018'de 1.923 işçi kardeşimiz iş cinayetlerinde hayatını kaybetmiş. Bu Meclise defalarca bu iş cinayetlerini araştırmak için önergeler geliyor, AKP oylarıyla reddediliyor. Bu Meclise, örneğin, emperyalizmin kanlı terör örgütü diye baktığımız cihatçı terörist örgütü IŞİD'le ilgili araştırma önergeleri geliyor, AKP oylarıyla reddediliyor. Ensar Vakfını araştıralım diyoruz, AKP oylarıyla reddediliyor. Tren kazalarını araştıralım diyoruz, asgari ücreti araştıralım diyoruz, asgari ücretten vergi alınmasın diyoruz, emeklilikte yaşa takılanların sorunlarını çözelim diyoruz. Bunların hepsi, her seferinde aynı grubun el kaldırıp indirmesiyle reddediliyor. Bizim isyan ettiğimiz şey budur arkadaşlar.

Sevgili arkadaşlar, maalesef süremiz sınırlı dolayısıyla sözlerimi toparlamak ve bitirmek zorundayım. Aslında bu vesileyle şunu yapmış olmayı amaçlıyorum: Bir taraftan ekranları başında bizi izleyen milyonlarca işçiye, emekçiye, yoksula diyorum ki, şu anda Parlamentoda 1'inci grup sizi düşünmüyor, sizin dertlerinizle ilgilenmiyor demiş oluyorum, bir taraftan da aslında, anlayanlar için, önemli bir uyarıda bulunuyorum. Patronlara ve para babalarına hizmet edenlerin işçilere ihanet ettiğini söylüyorum. Saraya hizmeti temel alanların halkın yararına bir şey yapamayacağını söylüyorum. Tarikatlara, cemaatlere beraber yürüyenler yoksulları cehenneme götürür diyorum.

Tabii, zor iş arkadaşlar çünkü esas olan şudur: Bizi buraya kim getiriyor? Bizi buraya eğer halkımız, emekçiler, yoksullar getiriyorsa onlara karşı sorumlu oluyoruz ama sarayda atılan bir imzayla buraya geliyorsak saraya karşı sorumlu oluyoruz.

O yüzden diyoruz ki arkadaşlar… Hepimizin bildiği bir hikâye var: Çocuğun biri yaramazlık yapıyormuş, babası "Sen adam olamazsın." diyormuş ona. En sonunda vezir olmuş. Bir gün babasını makamına çağırmış, babası demiş ki: "Ya ben sana vezir olamazsın demedim ki, adam olamazsın dedim."

Şimdi, mesele şu arkadaşlar: Mesele, milletvekili olmak değil; mesele, milletin kendisi olabilmek; mesele, Flormar'da direnen kadın işçinin soğukta direnişinde yanında durabilmek; mesele, eşini maden kazasında kaybeden annenin çocuğunun geleceğini dert edinebilmek; özetle, arkadaşlar, mesele, milletin kendisi olabilmek.

Sarayın el kaldırıcısı el indiricisi değil, halkın vekili olalım diyorum. Patronların hesap tutucusu değil, emekçilerin hesap sorucusu olalım diyorum.

KPSSCAFE.COM.TR | ANKARA - Özel İçerik

Son Güncelleme: 16.01.2019 21:48
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Xxy 9 ay önce

%80 doğru adamın dedikleri...

Avatar
asi adam 9 ay önce

Adam çok doğru konuşmuş helal olsun gerçek vekil bu.