İşsizlik Paraları Patronlara mı Aktarılıyor?

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda söz alarak toba yasalar ve işsizlik fonu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

İşsizlik Paraları Patronlara mı Aktarılıyor?

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda söz alarak toba yasalar ve işsizlik fonu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

23 Şubat 2019 Cumartesi 00:25
İşsizlik Paraları Patronlara mı Aktarılıyor?

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu'nda söz alarak toba yasalar ve işsizlik fonu ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Garo Paylan'ın konuşmasından öne çıkan satırlar şöyle;

Sürekli işsizin parasını patrona veriyoruz. Ya, derman oldu mu, patronlar rahat etti mi? Hayır çünkü yatırım ortamı iyi değil, patronlar üretemiyor, işçi almak istemiyor. Siz diyorsunuz ki "Yok, yok, sen işçi al, ben sana teşvik vereceğim." Arkadaş, adam üretemiyor, kadın üretemiyor, sen nasıl "İşçi al." diyeceksin, istediğin kadar teşvik ver? Ne yaptık? Geçen sene dedik ki: "Sigorta, muhtasar yok, sen yeter ki işçi al." Ne kadar? Sınırsız. Buna itiraz ettik, bas bas bağırdık, "Bunu yapmayın, yapmamız gereken yapısal tedbir." dedik, dinlemediniz; bunu yaptınız ve milyarlarca lira İşsizlik Sigortası Fonu'ndan patronlara aktarıldı.

Yetmedi, bugün gelen torbada, arkadaşlar, diyor ki: "Şubat ile nisan ayı arasında -tam da bu seçim döneminde- sen istediğin kadar işçi al, maaşını ben vereceğim." Türkiye Cumhuriyeti tarihinde bir ilk yaşanıyor. Devlet, patron ne kadar işçi alırsa alsın "Maaşını ben vereceğim." diyor. Nereden? İşsizin parasından. İşçinin parasını işsizin parasından ödeyecek hem de.

Değerli arkadaşlar, büyük bir skandalla karşı karşıyayız. Sonra "Kriz yok." diyorsunuz ama patronların işçi alma isteği yok. Ne olacağını ben size söyleyeyim. Buradan vatandaşlarımıza söylüyorum: Eş, dost, akrabasının kimliğini alacak patronlar "işçi" diye yazacaklar arkadaşlar; üç ayda 6.060 lira, her bir işçi adına 6.060 lira İşsizlik Sigortası Fonu'ndan patronlara kaynak ayrılacak. 100 tane işçi alın, 606 bin lira kaynak size gelsin.

Arkadaşlar, böyle kötüye kullanılabilecek bir maddeyle karşı karşıyayız, büyük bir skandalla karşıyayız. Bütün işçilere ve işsizlere sesleniyorum: Fonunuz yağmalanıyor arkadaşlar, gelin, buna bir müdahale edin.

Yapmamız gereken nedir bu kriz yılında? İşsizlere doğrudan maaş bağlamaktır arkadaşlar. Bakın, bunu yaparsak garibanların ellerine biraz para geçer, alışveriş yaparlar, o zaman piyasa canlanabilir ve o zaman patronlar gerçek işçileri alabilirler. İşsizlere İşsizlik Sigortası Fonu'ndan kaynak ayıralım diyorum arkadaşlar ama dinleyen yok maalesef, ferman öyle yazılmış çünkü. O ferman da Komisyonumuza gece yarısı on birde geldi biliyor musunuz arkadaşlar? Son dakika. Son dakika fermanı. Üç dakikada tartışıp geçirmeye çalıştılar Komisyondan.

Diğer bir madde, kitapta KDV kalkıyor arkadaşlar. Desteklediğimiz bir madde. Ama böyle olur mu ya? Bir torba yasa içinde bütün yayıncılık ve kitapevleri sektörünün sorunlarını çözebilir miyiz? Hayır, çözemeyiz. Dedik ki: "Bir kod yasa gelsin, bütün yayınevlerinin sorunlarını çözelim." Yani tek sorun KDV mi arkadaşlar? Tek sorun KDV mi kitapta? Hayır. Ya, kâğıdı yüzde 8'le alıyor kitapçı, yayınevine yüzde 18 KDV veriyor. Ee, bu ne olacak? Kitapta sıfır yapmışsın, yetiyor mu? Yetmiyor. Bir de kitap okuma alışkanlığının en düşük olduğu ülkedeyiz arkadaşlar ve küçük yayınevleri ve kitapevleri kapanıyor. "Bunlarla ilgili, bütün bunlarla ilgili yapısal bir tedbir içeren bir kod yasaya ihtiyaç var:" dedik ama ferman öyle yazılmıştı, Komisyondan öyle geçti, umalım ki burada dönsün.

Bir de e-kitap meselesi var yani internet ortamındaki kitap meselesi. Orada KDV yüzde 18'e çıkarılmıştı, hani kâğıtta 8'di, diğerinde 18. Şimdi burada sıfır ve 18. Bu 18'in de yüksek olduğunu söyledik, dinlemediler. Elbette Amazon gibi devlerin yayıncılarımızı ezmesine izin vermemeliyiz. Tek fiyat uygulamasına geçmeliyiz kitapta ama orada da KDV'nin düşmesi lazım.

Diğer bir mesele iş güvenlik uzmanları arkadaşlar, bu çok önemli. Bakın, iş güvenliği meselesinde, arkadaşlar, iş cinayetlerinde, Avrupa'da biliyorsunuz 1'inciyiz, dünyada 3'üncüyüz. Geçen yıl 2 bin vatandaşımız iş cinayetine kurban gitti ve maalesef iş güvenliği açısından, iş güvenliği uzmanı çalıştıran yerlerde de iş cinayetleri oluyor. Ne yapmamız lazım? Daha etkin iş güvenliği lazım. Niye olmuyor? Çünkü iş güvenlikçisini kim belirliyor? Patron belirliyor arkadaşlar. Düşünebiliyor musunuz? Maaşını verdiğiniz ve sizin seçtiğiniz insan sizi denetleyebilir mi? Hayır, denetleyemez. Yapmamız gereken ne? İş güvenlikçilerinin bir merkezden belirlenmesi, patronların oraya başvuru yapması ve denetçinin o merkezden belirlenip orada görevlendirilmesi, herhangi bir patron sultasında olmaması, maaşının oradan verilmemesi lazım.

Bakın, 2012 yılında çıktı bu yasa ve arkadaşlar, tam 3 kez ertelendi süresi. 50'den az sayıda işçi çalıştıran iş yerlerinde hâlâ uygulanmıyor ve iş cinayetleri devam ediyor. Şimdi ne diyor bu yasa arkadaşlar? (C) sınıfı iş güvenlikçileri (B) ve (A)'lar yerine çalışabilsin. Arkadaşlar, bakın, hepinizin bu yasada sorumluluğu var. El kaldıran, kaldırması muhtemel bütün vekillerime sesleniyorum: Eğer bu yasaya "evet" derseniz kalkan her bir elle belki 1 işçiyi öldürmüş olacaksınız. 300 el kalkarsa belki 300 işçiyi daha öldürmüş olacaksınız. 3 kez ertelendi ve 1 Ocak 2019'da bunun süresi bitti. (B) sınıfı iş güvenlikçileri işe alındı zaten. Bırakın, bunlar görev yapmaya devam etsinler, daha etkin denetim yapmaya devam etsinler. Aksi takdirde, (C) sınıfı iş güvenlikçileri, yetersiz tecrübede olan bu iş güvenlikçileri daha tehlikeli sınıftaki iş yerlerinde çalıştırırsanız, emin olun, kalkar her el yeni iş cinayetleri demek olacaktır. Vebali boynunuza diyorum arkadaşlar.

Kreş haktır dedik arkadaşlar. Bu torba yasada bir madde daha var. Biliyorsunuz, belediyelerin kreş açma sorumlulukları var çalışanları için, kamu çalışanları için. Bazı belediyeler ne yapmış? Kreş açmamışlar, özel sektöre göndermişler, oradan hizmet almışlar. Biz dedik ki: Bu yanlıştır, gerek merkezî yönetimin gerek yerel yönetimin sorumluluğu vardır. Bütün mahallelere, her mahalleye bir kreş pek çok siyasi partinin programında var. Biz de bunu sonuna kadar destekliyoruz ama kamu bu sorumluluğunu yerine getirmiyor. Özel sektörden hizmet almış belediye başkanları. Sayıştay "Bu kanunsuzdur." diye rapor tutmuş arkadaşlar. Bazı belediye başkanları suç işlemiş. Şimdi bu torbada "Biz o belediye başkanlarını affediyoruz." diyoruz. Olacak iş mi arkadaşlar ya? Kanun dışına çıkmış, suç işlemiş belediye başkanlarını affedeceksiniz eğer ellerinizi kaldırırsanız. Bu konuyu da dikkatinize sunuyorum, her mahalleye bir kreş hakkını tekrar savunalım diyorum.

Değerli arkadaşlar, ben vekil olduğumdan beri çiftçilerin borçlarını tam 7 kez ya erteledik ya uzattık.

KPSSCAFE.COM.TR | ANKARA

Son Güncelleme: 23.02.2019 20:45
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.