CHP Kurultayı'nda Kılıçdaroğlu'ndan Flaş Açıklamalar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün düzenlenen CHP Kurultayında yaptığı konuşmasında önemli açıklamalarda bulundu. İşte CHP liderinin o açıklamaları.

CHP Kurultayı'nda Kılıçdaroğlu'ndan Flaş Açıklamalar

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, bugün düzenlenen CHP Kurultayında yaptığı konuşmasında önemli açıklamalarda bulundu. İşte CHP liderinin o açıklamaları.

26 Ağustos 2017 Cumartesi 10:49
CHP Kurultayı'nda Kılıçdaroğlu'ndan Flaş Açıklamalar

Bugün düzenlenne CHP Kurultayında açıklamalarda bulunan Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin önemli konulara değindi.

Çanakkale savaşlarının yaşandığı Ecaabat Kocatepe bölgesinde yapılan kurultayda CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdraoğlu yaptığı açılış konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

"Çanakkale destanını yazanların topraklarındayız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyeti tarihinin ön sözünü yazdığı topraklardayız. Ve onlar Çanakkale savaşını verenler hep birlikte mücadele ettiler. Türkiye'nin bütün illerinden, görüşlerinden, inançlarından insanlarımız bu topraklarda kucak kucağa yatıyor. Bu memleketin acıyla kanla gözyaşıyla kurulduğunu Çanakkale bize hatırlatıyor. Bu kurultayımızın, Adalet Kurultayımızın Çanakkale'de olmasının bir anlamı var. Biz biriz, bütünüz, vatanseveriz, biz bayrağımızı, insanımızı seviyoruz. İnsanlarımız arasında hiçbir ayrım yapmıyoruz. Biz, görüşü kimliği ne olursa olsun bütün insanları kucaklıyoruz. Biz gerginlik, kavga istemiyoruz. Kendi ülkemizde huzur içinde barış içinde yaşamak istiyoruz. Biz adaletli bir Türkiye istiyoruz.

Çanakkale destanı yazıldı ama fazla sürmedi. Üç yıl sonra Çanakkale'de tek bir mermi atmadan İstanbul'a gittiler. Dolmabahçe'de demirledi bunlar ve başkenti ele geçirdiler. Gazi Mustafa Kemal Atatürk kapattığı bir sayfayı yeniden açtı. Samsun'u Erzurum'u Sivas'ı gezdi. Bugün başkomutanlık savaşının başladığı gündür. Diyoruz ki siz bu ülkeyi inşa ettiniz. Kanlarınızla gözyaşlarınızla bu güzel ülkeyi bize emanet ettiniz. Onlara her zaman şükran borçluyuz. Herkese, her insana saygı duyduğumuz gibi bu ülke için kanını, canını veren herkese şükran borçluyuz.

O savaşı en iyi Nazım Hikmet anlatır. "Dörtnala gelip Uzak Asya'dan, Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan bu memleket, bizim. Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak ve ipek bir halıya benzeyen toprak, bu cehennem, bu cennet bizim. Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın, yok edin insanın insana kulluğunu, bu davet bizim... Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine, bu hasret bizim..."

Adalet Mücadelesi Hakkında

Bizim adalet mücadelemizin temel nedeni budur. Biz adalet mücadelesini aslında yeni başlatmadık. Bu mücadele insanlık tarihi kadar eski bir mücadeledir. Bütün adaletsizliklere karşı ortak mücadeleyi birlikte götüreceğiz. Elbette ki adaletsizliğin temellerinden birisi 15 Temmuz darbe girişimiydi. O darbe girişimine karşı duran, parlamentoda görev yapan milletvekillerine ve hayatlarını kaybeden 250 şehidimize ve gazimize şükran borçluyuz. Ama şu gerçeği de hepimiz bilmeliyiz.

Bardağı Taşıran Son Damla

Bu ülkenin insanları iki 15 Temmuz olduğunu unutmasınlar. Birincisi, darbeye karşı direnen halktır. Şehitlerimizi ve gazilerimizi anıyoruz. Bir de sarayın 15 Temmuz'u var. Karşı çıktığımız sarayın 15 Temmuz'udur. 20 Temmuz da başka darbeyi yapanlara karşıyız. 20 Temmuz darbesine ve o darbecilerin tümüne karşıyız biz. Sarayın 15 Temmuz'u ve 20 Temmuz'da bir darbe gerçekleşti. İlk kez bir sivil darbe gerçekleşti. Hiçbir günahı olmayan insanlar mağdur edildiler. Binlerce akademisyenin görevine son verildi. Hapishaneler gazetecilerle dolduruldu. Bu gerçekleri unutmayacağız. Milletvekilleri hapiste. Enis berberoğlu'nun, hiçbir suçu olmayan Berberoğlu'nun tutuklanması bardağı taşıran son damla olmuştur. Ve yürüdük. Ankara'dan İstanbul'a yürüdük. Hak, hukuk, adalet diye yürüdük. Yürüyemezsiniz dediler, yürüdük. Yolda kalırsınız dediler, yürüdük.

Yüzde 80 Adalet Yok Diyor

Ama bize şunu asla söyleyemediler. "Kardeşim yürüyorsunuz da bu ülkede hukuk var niye yürüyorsunuz" diyemediler. Çünkü onlar da biliyordu ki, bu ülkede hak da hukuk da adalet de yok. İranlı bir bilge şunu söylüyor "Dünyanın bütün nehirleri bir kişinin adalete susamışlığına yetmez" Bugün Türkiye'de bir kişinin değil 80 milyonun adalete susamışlığı var. Bir anket yapılıyor. Vatandaşlara soruluyor. Soru aynen şu "Herhangi bir nedenle yolunuz adliyeye düştüğünde hakkınızda adil karar verileceğine inanıyor musunuz" Bu soruya, "Evet adliyeye yolum düşerse adil karar çıkar" diyenler yüzde 19. "Hayır bu ülkede adalet yoktur" diyenler yüzde 73. Görüş bildirmeyenlerin oranı da yüzde 8. Bu toplumun en az yüzde 80'i bu ülkede adaletin olmadığını bize söylüyor.

Düşünün, bir yerde büyükşehir belediye başkanısınız. Hükümet size kızıyor, ofisiniz basılıyor, memurlarınız gözaltına alınıyor. 397 yıl hapisle yargılanıyorsunuz. Ve dava devam ediyor, sizi yargılayanlar hapse giriyor ve siz beraat ediyorsunuz. 397 yıl hapisle yargılanacaksınız ve beraat edeceksiniz. Peki bu mudur adalet? Buysa adalet böyle adalet olmaz olsun. Düşünün, bu ülkenin hapishanelerinde anneleriyle beraber kalan çocukların sayısı 668. Bu çocukların oyunlara ihtiyaçları var, babalarını görmeye hakları var. Sormak gerekir bu mudur adalet? Düşünün, üniversitelerde öğretim üyesisiniz. Bir sabah kalkıyorsunuz KHK ile görevinize son verilmiş. Hak aramak istiyorsunuz başvuracağınız hiçbir yer yok. Çünkü hak aramanızı yasaklıyorlar. Sormak gerek, bu mudur adalet? Bunun için adalet, adalet, adalet diyoruz.

Nuriye ve Semih'i Nasıl Anlamazsınız

Düşünün, batıda üniversiteler var. Gel burada ders ver diyorlar. Ama o KHK ile sizin yurtdışına çıkışınız da engelleniyor. Bu da yetmiyor, eşinizin de yurtdışına çıkması engelleniyor. Sormak gerekir bu mudur adalet? 20 Temmuz bir sivil darbedir. Bu da yetmiyor. Kapının önüne konuyorsunuz, KHK ile görevinize son veriliyor. Siz dünyanın en barışçıl eylemini yapıyorsunuz. Diyorsunuz ki "İşimi istiyorum" Geliyorlar her sabah seni oradan alıyorlar, ceza yazıyorlar, serbest bırakıyorlar. Ertesi gün yine gidiyorsunuz "Ben işimi istiyorum" diyorsunuz, yine alıp götürüyorlar. İnsan hakları heykelinin önünü kuşatıyorlar. Sonra geçiyor bunları terörist ilan ediyorlar. Açlık grevi yapıyorlar. Doğrudan doğruya hapse atıyorlar. Şimdi Nuriye ve Semih'i nasıl anmazsınız? Sormak gerekir bu mudur adalet?

Kpsscafe.com.tr  | Ankara

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.