Zootekni, Süt Teknolojisi ve Hayvansal Üretim Mühendisleri 500 Kadro Bekliyor

Hayvansal Üretim Bölümü, Süt Teknolojisi Bölümü, Zootekni Bölümü Mezunu Mühendislerin Sayın Faruk Çelik’ten talebi:

banner396

Zootekni, Süt Teknolojisi ve Hayvansal Üretim Mühendisleri 500 Kadro Bekliyor

Hayvansal Üretim Bölümü, Süt Teknolojisi Bölümü, Zootekni Bölümü Mezunu Mühendislerin Sayın Faruk Çelik’ten talebi:

09 Mart 2016 Çarşamba 09:52
1693 Okunma
Zootekni, Süt Teknolojisi ve Hayvansal Üretim Mühendisleri 500 Kadro Bekliyor
 Hayvansal Üretim Bölümü, Süt Teknolojisi Bölümü, Zootekni Bölümü Mezunu Mühendislerin Sayın Faruk Çelik’ten talebi:

Bizler ülkemizdeki 28 ziraat fakültesinin hemen her birinde bulunan Hayvansal Üretim Bölümü, Süt Teknolojisi Bölümü, Zootekni Bölümünden mezun mühendisleriz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının kurumlarına yapılan istihdamlarda açılan kadrolardan Hayvansal Üretim alanında 4831 Kodu altında 3 bölümün atanmasına uygun görülen kadrolara tercihte bulunabiliyoruz.

Ülkemizde ziraat fakültelerinin yaygınlığı ve her fakültedeki 4831 kodlu bölümlerin varlığı dikkate alındığında bu üç bölümden yılda ortalama 2500 (alt limit) yeni mühendisler yetişip, diplomalarını alıyorlar ve diğer meslektaşları gibi işsiz zootekni ziraat mühendisleri ordusuna katılıyorlar. İşsizler ordusu diyoruz, çünkü ülkemizde devletçe yapılan istihdamların yetersizliği bir yana, özel sektörde de iş bulma güçlükleri yaşanıyor. Durum böyle olunca 4831 kodlu mühendis meslektaşlarımdan şanslı olanlar alan dışı da olsa bir işe yerleşebiliyorlar.

Zootekni Bölümü tüm dünyada bilim dalları arasında saygınlığını korurken, maalesef ki ülkemizde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının yaptığı atamalarda uygun görülen kadrolar bu belli başlıca bir bilim dalı olan bölümün saygınlığının dikkate alınmadığını gözler önüne seriyor. Ancak ülkemizin hayvansal üretim alanında son yıllardaki yetersizliği ithal karkas, ithal canlı hayvan, ithal samandan sonra gözler önüne çıkmasına rağmen zootekni ziraat mühendisleri itibar görmüyor, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından adeta dışlanıyorlar. İthalatta verdiğim örneklerle zootekni mezunu mühendislerin ne ilgisi var diye düşünecek olursak, öncelikle mesleki eğitimimizin içeriğini de izah etmek istiyorum ve ancak hayvan bilimi diye kısa tabirle geçiştirmeden eğitimimizin tanımını yapıyorum:

Zootekni programının amacı, ürünlerinden yararlanılan hayvanların üretimi, ekonomik verimlerinin geliştirilmesi, bakımları, beslenmeleri ve değerlendirilmeleri konusunda çalışacak insan gücünü yetiştirmek ve araştırma yapmaktır. Bu kapsamda Zootekni Bölümü Hayvan Yetiştirme ve Islahı, Yemler, Yem Teknolojisi ve Hayvan Besleme ile Biyometri ve Genetik Anabilim Dallarına sahiptir. Bu bölümden mezun olan kişiler Zootekni Ziraat Mühendisi unvanı alırlar. Böylece insanoğlu için en az bir ekonomik verim yönü olan, yahut gösteri, süs ve hobi maksatlı bakım ve yetiştiriciliği yapılan tüm hayvanların yetiştirilmesi, ıslahı, beslenmesi, barındırılması, bakım şartları, ürünlerinin değerlendirilmesi, yem ve yem teknolojisi gereksinimleri gibi birçok konuda çalışmalar yapan zootekni ziraat mühendisleri hayvan kökenli kürkten deriye, kuş tüyünden arının sütüne, etten yumurtaya, ipekten-yapağıya ve tiftikten-kıla kadar tüm hayvansal ürün ve hayvansal kökenli materyallerin üretilmesi hususunda ayrıca mezbaha atığı tıbbi preparatların ve yem katkı ürünlerinin ekonomiye kazanılması konularında yetiştiricilerimize teknik destek verirler.

Türkiye hayvan yetiştiriciliğinin başlıca sorunlarını ele alarak zootekni ziraat mühendisi istihdamı neden önemlidir sorusuna cevap bulabiliriz. Bu sebeple öncelikle ülkemizde hayvancılık sektörünün başlıca sorunlarını sıralayalım:

1. Hayvan Kaynağı Sorunları

2. Yem Kaynağı Sorunları

3. Hayvan Sağlığı Ve Salgın Hastalıklar Sorunları

4. Örgütlenme Ve Üretim Planlaması Sorunları

5. Eğitim Ve Teknik Eleman Desteği Sorunları

6. İşletme Büyüklüğü Ve Altyapı Sorunları

7. Pazarlama Ve Finans Sorunları

Sektörün çözülmesi acil yedi temel sorunlarını başlıklar halinden, çözüm yolunda zootekni ziraat mühendislerinin görev ve yetkilerinin önemine değinerek başlıkları genişletelim.

1. Hayvansal üretimde verimi belirleyen iki temel unsur vardır. Bunlardan biri hayvanların genetik değeri ve potansiyeli, diğeri ise hayvanın içinde bulunduğu çevredir. Gelişmiş tarım ve hayvancılık ülkelerindeki gibi yüksek verime ulaşmak için hayvanların genetik olarak yüksek verim genlerine sahip olmasının yanında, hayvanın sahip olduğu genetik potansiyelin de verime dönüşmesine imkân sağlayacak özellikte çevreye de sahip olunması gerekir. Yani hayvancılıkta verimi artırmak için yüksek verimli hayvanların uygun çevre koşullarında barındırılması gerekmektedir. Ülkemizde her iki unsur açısından da sorun yaşanmaktadır.

Genetik verim yönünden gen ıslahı için ülkemizde ilk adım 1928 yılında yasal düzenlemesi yapılarak başlatılan hayvan ıslahı çalışmalarıdır. Bu çalışmalar ülkemizde halen devam etmektedir. Ancak Batılı (gelişmiş) ülkelerde 40-50 yılda tamamlanan bu ıslah çalışmaları ülkemizde 88. yılına girmiş olmasına rağmen hala devam etmekte ve üstelik de hayvan ıslahı ilerlememiz %35-40 seviyelerine anca ula
şmıştır(!) Bu konuda yetiştiricilerimizi yüksek verimli ırk seçimi ve hayvan besisi, barındırma, gelişimi konusunda modern tarım ve hayvancılık ülkelerindeki ileri seviyelere taşıyacak teknik personeller aldıkları eğitimin gereği zootekni ziraat mühendisleridir. Ancak ülkemizde 88 yıldır ilgili bakanlığın istihdam politikalarında bu çözüm analizlerine bağlılık oluşmamış, siyasi ve gönül alma usulü atamalar uygulanmıştır. Bu sebeple de Türkiye'den sonra ıslah çalışmalarına başlayan ülkeler bile bizi geride bırakmış, modern, çağdaş ve ekonomik hayvancılık politikalarını ülke genelinde uygulanabilir hale getirmişlerdir.

Yetiştiriciliğin bu sorunlarına karşın, devletimizin zootekni bölümünde öğretime alıp, mühendis unvanı ile milletimize kazandırdığı zootekni ziraat mühendisleri, yetiştiricilerimizi ekolojik çevrelerinde en karlı ırklarla çalışmaları hususunda ve çevre koşullarının optimum düzenlenmesi konularında örgütleyerek modern dünyanın yetiştiricilerine ayak uydurmasına yardımcı olacak personellerdir. Düny
ada hayvancılık sektörü içerisinde etkili bir Türkiye'nin inşasında zootekni ziraat mühendislerinin istihdam edilmesi mecburidir. Devletçe yayımını yapmadığımız iyi tarım ve hayvancılık uygulamalarının eksikliğinden kaynaklanan başarısızlığımızın sorumlusu işsiz zootekni ve gerekli teknik destek verilmemiş yetiştiricilerimiz değil, ilgili bakanlığımızdır.

2.Hayvancılık işletmelerinin en büyük gideri yemdir. Genetik varlığı açısından değerli hayvanlardan arzu edilen yüksek verimin alınabilmesi için mutlaka rasyonel besleme uygulanması gerekmektedir. Kaliteli kaba yem (selüloz içeriği yüksek, geviş getiren hayvanların tüketmesi zorunlu olan her türlü yeşil ot, kuru ot, silaj, saman, pancar yaprağı, posa vb.) ve karma yem (yem fabrikalarınca veya işletme koşullarında arpa, buğday, mısır, yağlı tohum küspeleri, kepek vb. yem kaynakları ile vitamin ve mineral premikslerinin belirli oranlarda karışımı ile hazırlanan) kaynaklarının kullanılması ve hayvana ait çevrenin iyileştirilmesi açısından verimli hayvancılığın ön koşullarından biridir. Ancak ülkemiz hayvancılığı bu konuda da büyük sorunlar yaşamaktadır.

Ülkemiz insanlarının %33'ü açlık sınırında yaşarken, bu kriterleri hayvan varlığımız açısından da değerlendirdiğimizde ülkemiz hayvanlarının %66'sı açlık sınırında yaşamaktadır. Yetersizliğimizin sebebi tabiatın bizim ülkemize sağladığı imkânlardan kaynaklanıyor 
olsa, elden bu kadar geliyor deyip, bu durumu kabullenir ve bu doğrultuda çözüm üretmeye çalışırız. Ancak tabiat ana Türkiye coğrafyasına hayvancılık faaliyetleri için çok cömert davranmıştır. Bu kadar zengin kaynaklara rağmen yetersiz yem bitkileri üretimi ve yem teknolojileri sanayisi tamamen ilgili bakanlığın geçmişten günümüze başarısız politikası yahut da yayımı yapılmayan, kâğıt üzerinde kalan projelerinden kaynaklanmaktadır.



Ülkemizde 1935-2000 yılları arasında 44 milyon hektardan 12,8 milyon hektara düşen, 2001 yılında ise 14.6 milyon hektar olarak belirlenen çayır-mera alanları zamansız, düzensiz ve aşırı otlatma nedeniyle yetersiz durumdadır. Bu alanların acilen ıslaha ihtiyacı vardır. Yeni mera kanunu bu konuda umut vermekte; mera alanlarının ıslahı ve yeni mera alanlarının kurulmasına katkı sağlayıcı nitelikte görünmektedir ancak düzenleme ile ilgili kanunlar, projeler GTHB'nin merkezi kadrolarındaki boş mühendis kadrolarına istihdam sağlanamadığından kırsala taşınamıyor, çözüm tedbirlerinin sadec
e kâğıt üzerinde kalmasına sebep oluyor ve iyileştirme adına yapılan her girişim neticesiz kalmakla birlikte bir de bu projelere harcanan devletin parası heba ediliyor.

Ülkemizde bitkisel üretim faaliyetlerinin endüstriyel atıklarından tutun, tarla bakımı, sökün ve hasat atıklarının da büyük bir kısmı yem teknolojisi bilgileri ve tekniği ile hayvan besisine kaliteli yem olarak kazandırılabilir durumda olmasına rağmen, çiftçilerimizin örgütlenmemesi, bu tekniklerle tanıştırılmamış olmasından dolayı hayvan besisinde kullanılacak, ekonomik değeri oldukça yüksek bitkisel atıklar çöpe gidiyor ve bunca nimeti değerlendirmeyen çiftçimiz içeriğinde %5 oranında bile protein değeri bulunmayan kalitesiz samana muhtaç kalıyor. Bu muhtaçlık içerisinde ise ülkemiz yerleştiği bu coğrafyanın zenginliğini inkâr edercesine bazen samanı bile ithal ediyor. Bu sorunun çözümünde de yem ve yem teknolojileri, mera ve yayla ıslahı çalışmaları eğitimli zootekni ziraat mühendisleri ilgili bakanlığın kadrolarında kendisini dışlanmış bul
uyor.

3. Sağlıklı ürünlerin sağlıklı sürülerden elde edildiği, sağlıklı sürülerin ise karlı bir hayvancılığın temel unsurlarından biri olduğu bilinen bir gerçektir. Ancak ülkemiz hayvancılığının yıllardır sağlık koruma ve hastalıklarla mücadele açısından yeterli olmadığı da görülmektedir. Hayvan sağlığı açısından bir önceki koşulda belirttiğim "Ülke hayvanlarımızın %66'sı açlık sınırındadır" bilgisini dikkate aldığımızda, nasıl ki dengeli ve sağlıklı beslenmeyen ve uygun çevrede yaşamayan bir insanın sıklıkla hastalandığını biliyorsak, %66'sı açlık sınırında yaşayan hayvanlarımızın sağlıklarının ne durumda olduğunu tartışmamıza bile gerek yok.

Öncelikle bir hayvanın yaşam koşullarını (barınak, bakım şartları, rasyonel beslenme) iyileştirirsek, bu iyileştirme oranında hayvan hastalıklarına harcanan devlet desteği ve hastalıklardan kaynaklı ekonomik tüm kayıplarımız o düzeyde azalacaktır. Bu konuda hayvan bakım, besleme, barındırma hususunda zootekni ziraat mühendisleri çiftçilerimizi ve yetiştiricilerimizi modern dü
nyanın getirdiği yeniliklere göre örgütleyerek bilinçlendirmelidir ama bunun için öncelikle devlet ilgili bakanlığa zootekni istihdam etmelidir. Bir zootekni ziraat mühendisi olarak size uygun olmayan bakım koşullarından komik bir örnek vermek istiyorum:

Her tarafı kapatılmış, küçük pencereleri bile hayvanları kışın soğuktan koruma maksatlı naylonlar ile kapatılmış, kasvetli, havasız, karanlık, içi çamurlaşmış ve her türlü parazite uygun ortama çevrilmiş bir ahırda 30 baş sığır besisi yapan bir yetiştirici ile kısa bir sohbet ettik. Ahırda onca ilkel tedbir alınmasına rağmen bir de kışın sıcaklıkların düştüğünde yakılmak üzere soba kurulmuş (!) Yetiştirici ile yaptığım kısa sohbette bu tedbirlerin yanlış olduğunu, uygun koşulların sağlanması için gerekenleri anlatsam da çiftçimiz atadan dededen böyle gördüğünü söyleyerek, kendisinden oldukça genç kalan ve herhangi bir resmi sıfatla uyarı yapma yetkisi bulunmayan benim gibi bir zootekni ziraat mühendisinin sözünü dinlemedi. Yani ülkemiz yetiştiricilerinin büyük çoğunluğu ekstansif (ilkel) yöntemlerle üretim yapmaya çalışırken onları ancak resmi görevi bulunan (güven açısından) bir mühendis intansif (gelişmiş) yöntemlere yönlendirebilir.

4. Her bölgede yetiştiricilerin sosyal ve ekonomik kriterlerine göre belirledikleri ortak menfaatlerin savunulması, yetiştiricilikte organizasyonlarla sorunların çözümlenmesi, hayvancılıkta karlılık açısından sürdürülebilir bir plan ve programların belirlenerek bir düzen içinde uygulanması ancak örgütlü bir yapıyla mümkündür. Ülkemiz, toplumsal açıdan örgütlenme sürecini tam manasıyla gerçekleştirebilmiş değildir. Örgütü olmayan, dağınık bir topluluğun sesini duyurması, sorunların çözümü için gerekli güce sahip olması ve bölgesel ve ülkesel düzeyde üretim planlaması yapabilmesi mümkün değildir. Bu sebeple hayvancılık sektörünün kırsal alanda daha organize ve örgütlü halde sürdürülmesi konusunda yetiştiricilerimize öncülük edebilecek teknik personellerin devletçe kırsal alanda görevlendirilmesi gerekmektedir. Söz konusu alanda örgütlemenin temel anlamı ekonomik verimliliği arttırmak olduğu için, hayvancılık sektöründe çiftçi ve yetiştiricilerimizi kırsalda örgütleyecek teknik personeller zootekni ziraat mühendisleri olmalıdır.

5. Modern hayvancılık ekonomik bir faaliyettir. Her ekonomik faaliyette olduğu gibi hayvancılıkta da başarı için eğitim ve teknik eleman desteği şarttır. Damızlık değeri yüksek hayvanlardan arzu edilen verimin alınabilmesi için mutlaka yetiştiricinin bakım, besleme ve sağlık koruma konularında eğitilmesi, gereksinim duyduğu teknik desteğin sağlanması gerekir. Bu desteği hiç bir aracı kuruluş gözetmeden, devletçe istihdam edilen zootekni ziraat mühendislerince sağlamalıdır. Gerekirse her köy okuluna bir "hayvan yetiştiriciliği ilkeleri" eğitiminin verildiği, yetişkin çiftçilerimizin katıldığı eğitim programları uygulanmalıdır. Bu konuda yalnız bırakılan çiftçilerimizin modern dünyaya ayak uydurmaları beklenmemeli, üretim etkinliklerinin arttırılması için devletçe zootekni ziraat mühendisleri ekonomik faaliyetinin içerisinde hayvancılığın daha önemli olduğu tüm yerleşkelerde görevlendirilmelidir.

6. Ülkemizde hayvancılığın gelişememesi ve hayvan yetiştiricilerinin kazançlarının yetersizliğinde en büyük etkenlerden biri de işletme büyüklüğü, alt yapı yetersizliği ve bunların getirdiği diğer sorunlardır. Ülkemizde sığırcılık işletmelerinin %72’sinde 1-5 baş hayvan bulunmaktadır. Az sayıda hayvanın barındırıldığı binlerce işletme olarak ortaya çıkan bu yapı, karlı ve örgütlü bir hayvancılığı engellemekte, ülke hayvancılığının gelişimine sürekli darbe vurmaktadır. Küçük işletmelerle ülke hayvancılığının gelişimi mümkün değildir. Çok sayıdaki bu küçük işletmeler, eğitim ve teknik eleman desteğinden yoksundurlar.

Çok küçük kapasite nedeniyle işletmelerin çoğu uygun fiziki altyapıya sahip değildir. Genellikle bu işletmelerde hayvanlar sağlıksız koşullarda ve uygun olmayan ortamlarda barındırılmaktadır. Şehir kenarlarında yer alan bu tip işletmeler çevre sorunlarına da yol açmaktadırlar. Pek çok işletmede hayvancılık, salt ahırdan oluşan bir tesis olarak algılanmakta, pek çoğunda yem deposu, silo, gübrelik gi
bi olanaklar bulunmamaktadır. Ülke genelinde modern hayvancılığa ve bölge koşullarına uygun fiziki altyapının belirlenmesinde bilimsel ölçütler dikkate alınmamaktadır. Tüm bu problemlerin aşılması için, yetiştiricilerimizi yüksek verimli ekonomik hayvancılık faaliyetlerine yöneltmek gerekmektedir. Küçük işletmeler ve aile işletmelerinde de karlı üretim faaliyetlerine geçiş sağlandığında bu işletmeciler de üretim etkinliklerini arttırarak ölçek olarak büyüyecek, kendi aile ekonomilerinin yanı sıra tüketici sağlığı ve ekonomisi ile birlikte devletimizin de ekonomik büyümesine katkı sağlayacaklardır.

Bu sebeple alt yapı ve işletme sorunlarını aşmak için öncelikle üreticiyi ekonomik anlamda karlı, refah seviyeye ulaştırmak gerekmektedir. Bu adımda da devlet çiftçilerimize zootekni bilim dalının yayımını yapmak için zootekni ziraat mühendislerini kırsalda görevlendirmelidir.

7. Ülkemizdeki hayvancılık işletmelerinin aile tipi olması ve birim işletmedeki sürü büyüklüğünün çok küçük olması ve örgütsüz, ürün pazarlamada ve ürünün hak ettiği değeri bulmasında büyük sıkıntılar yaratmakta, yüksek faizli krediler nedeniyle de gerekli yatırımlar yapılamamaktadır. Bu kapsamda çiftçilerimizin örgütlenmesi, küçük aile işletmelerinin büyütülmesi gibi koşullar hayvancılığın sadece maddi anlamda desteklenmesi ile aşılamaz haldedir. Maddi destekle birlikte, teknik yetiştiricilik desteğini verecek zootekni ziraat mühendisleri de üreticilerin hizmetinde görevlendirilmelidir.

Her sene devlet bütçesine külfeti artan maddi desteğin son yıllarda sürekli artış gösteren ivmesine rağmen hayvan hastalıkları oranındaki artma, ithalattaki artma, canlı hayvan ve karkas ithalatları ve saman ithalatı gelecek nesillerimiz adına korkutucu bir durumun göstergesi olmuştur. Buradan da görüldüğü gibi maddi destek tek başına bir çözüm üretmez. Aksine maddi desteğe alışmış, üretmeyi unutmuş, hazırcı yetiştirici kimli
ği zamanla oturarak, hayvancılıkta tamamen dışa bağımlı bir ülke konumuna gelmemize bile vesile olabilir. Maddi desteğin başarılı olması için bu destekleri üretim etkinliklerinde ekonomik verimliliğe çevirmede yardımcı olacak zootekni ziraat mühendislerinin teknik desteğinin de çiftçilere verilmesi gerekmektedir. Ünlü düşünür Konfiçyüs'ün de dediği gibi "Bir insana iyilik yapmak istiyorsan ona balık vermek yerine, balık tutmayı öğretmelisin" sözü hayvancılık sektöründe çiftçiye maddi destek verilirken teknik hizmetin verilmemesi konusuna tam anlamı ile oturmaktadır.

Zootekni Bilimi ve bu alanda eğitim gören zootekni ziraat mühendislerinin Türkiye hayvancılığı problemlerinin çözümünde katılımı zorunlu temel meslek grubu olmasına rağmen devlet istihdamlarında bu bölüme uygulanan tecrit gözler önündedir. Öncelikle hayvan varlığımızın dengeli beslenmesi, bakım ve barındırma koşullarının düzenlenmesi gerekmekteyken, bu koşullarında iyileştirme yapılmamış hayvanların sağlık, koruma ve hijyen tedbirleri için çalışmalar yapılmaktadır. Oysa hasta hayvanı iyileştirme tedbirlerinden önce hayvanların hasta olmamasını sağlamak konusunda gerekli teknik bilgi yayımını vermek devletin birinci görevidir. Hayvan sağlığı ve koruma konusunda birinci dereceden önemsenmesi gereken bölüm hijyendir (koruma). Etkin hijyenin sağlanması için ilk öncül ise hayvanın optimum isteklerinin sağlanmasıdır. Bu isteklerin temeli ise aranan bakım, besleme, barındırma koşullarının uygunluğudur. Daha sonraki adım ise terapi yani tedavidir. Ülkemizde bilimselliğe aykırı bir şekilde hayvancılık sektöründe sağlık ve koruma konusunda soruna dönüşen ve sorunlarımız içerisinde en büyük orana sahip bakım, besleme, barındırma koşullarının uygunsuzluğundan kaynaklı sorunlarının aşılması gerekliliği ilk sırada yer almaktayken, maalesef ülkemizde sağlık sorunlarının çözümü için medet ikinci adımın, yani terapi (tedavi) hizmetlerinin çözülmesinde aranıyor. Halbuki sağlıklı koşullarda dengeli beslediğimiz hayvanlarımız kolay kolay hasta olmaz. Bu konuda bilinmesi gereken tek şey: "HAYVANLARIMIZI DENGELİ RASYON, UYGUN BAKIM VE BARINAK KOŞULLARINDA YAŞATABİLİRİZ ama SADECE ANTİBİYOTİKLERLE YAŞATAMAYIZ!"

TÜİK istatistiklerinden ve KONYA TİCARET ODASI'nın çalışmalarından faydalanarak hazırladığım bu haberde anlattığım hayvan yetiştiriciliği sorunlarımızın kalıcı çözümü ancak kırsala kadar yayımlanacak modern hayvancılık tekniklerinin yaygınlaşması ile mümkündür. Bu sebeplerle 28 ziraat fakültesinin neredeyse tamamında bulunan 4831 Kodlu Bölümlerin (Zootekni, Süt Teknolojisi, Hayvansal Üretim) devlet tarafından istihdam edilerek, tüm kırsal yerleşkelerimizde hayvancılık faaliyetinde bulunan çiftçi ve yetiştiricilerimize hizmet sunması gerekmektedir.

Zootekni, Süt Teknolojisi ve Hayvansal Üretim Bölümlerinin dahil olduğu 4831 kodlu bu üç bölüme 500 atama izni verin; “Balık verme, balık tutmayı öğret” diyen Konfüçyüs’e taş çıkartıp balık tutmayı da değil; olta yapmayı öğretelim çiftçilerimize… Biz 4831 kodlu üç bölüm olarak kendimizi biliyor, başarabileceğimize inanıyor ve var gücümüzle devletimize, milletimize ve en çok da çiftçilerimize faydalı olmak için 500 kadro talep ediyoruz.


NOT: Kpsscafe.com.tr tarafından hazırlanan bu haber  “www.kpsscafe.com.tr” şeklinde aktif link verilmeden kesinlikle kullanılamaz. Aksi takdirde tüm yasal girişimler yapılacaktır.
>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 09.03.2016 10:10
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
veteriner teknikeri 10 ay önce

siz adil değilsiniz siz bencilsiniz 500 atama haberi ne demek ya siz kaç puan aldınız ki bencil davranıp etrafınızdaki diğer bölümleri görmüyorsunuz puanım 85,2 ve sıralamam 28 ve biz sizden daha çok hakediyoruz bu atama sayısını adil ol kpsscafe adil ol bizim gibi bekleyen yüksek puanlı ve atanamamış diğer bölüm öğrencisi çok . eğer dağılım olacaksa bu adaletli olmalı adil olmalı lütfen bizim haberimizide yayınlayın veteriner sağlık teknikerleri olarak en az 200 atama bekliyoruz.

Avatar
sözmez 10 ay önce

Emeğinize ve yüreğinize sağlık. bahsi geçen bütün konularda son derece haklı ve gerçekci bir yazı olmuştur. tüm 4831 kodlular olarak bu yazının destekçisiyiz. inşAllah gerekli yetkili kişilerde burdaki haklılığınızı ve bizlerin gereklilliğini en yakın zamanda farkeder...

Avatar
Zooteknist 10 ay önce

Ülkemizde sürdürülen hayvancılık faaliyetlerinin mevcut sorunlarının tümünü, çözüm ve önerilerle aktaran bu haberden dolayı yayınlayan ve habere emeği geçen herkese teşekkür ederim. Umarız ki bu öneriler üst mercilerce dikkate alınır.

Avatar
Zootekninalan 10 ay önce

Meslek sorunlarını konu alan ve çözüm üreten güzel bir haber emeği geçenlere teşekkürler. İnşAllah tez zamanda karşılığını alırız

banner389

banner394