Koncuk:2013 Şubat'ta 50 Bin Öğretmen Daha Atanmalı!

Yeni sistem nedeniyle sınıf öğretmenleri norm kadro fazlası olurken, ikinci kademe eğitimin 3 yıldan 4 yıla çıkarılmasıyla daha fazla branş öğretmeni ihtiyacı doğmuştur.

banner396

Koncuk:2013 Şubat'ta 50 Bin Öğretmen Daha Atanmalı!

Yeni sistem nedeniyle sınıf öğretmenleri norm kadro fazlası olurken, ikinci kademe eğitimin 3 yıldan 4 yıla çıkarılmasıyla daha fazla branş öğretmeni ihtiyacı doğmuştur.

15 Eylül 2012 Cumartesi 12:32
134 Okunma
Koncuk:2013 Şubat'ta 50 Bin Öğretmen Daha Atanmalı!

Yeni sistem nedeniyle sınıf öğretmenleri norm kadro fazlası olurken, ikinci kademe eğitimin 3 yıldan 4 yıla çıkarılmasıyla daha fazla branş öğretmeni ihtiyacı doğmuştur. Öğretmen açığı sorunu çözümlenememişken, yeni sistemin daha fazla öğretmen ihtiyacına yol açması...


Yeni sistem nedeniyle sınıf öğretmenleri norm kadro fazlası olurken, ikinci kademe eğitimin 3 yıldan 4 yıla çıkarılmasıyla daha fazla branş öğretmeni ihtiyacı doğmuştur. Öğretmen açığı sorunu çözümlenememişken, yeni sistemin daha fazla öğretmen ihtiyacına yol açması krizi daha da derinleştirmektedir. Dolayısıyla Hükümet bu konuda yeteri kadar branş öğretmeni atama sorumluluğu göstermelidir.



MEB verilerine göre 2011-2012 eğitim-öğretim yılında öğretmen başına düşen öğrenci sayısı ilköğretimde 20, ortaöğretimde 16’dır. Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı İstanbul’da ilköğretimde 26, ortaöğretimde 20; Gaziantep’te ilköğretimde 27, ortaöğretimde 22; Şanlıurfa’da ilköğretimde 32, ortaöğretimde 24; Şırnak’ta ilköğretimde 26, ortaöğretimde 22’dir. OECD Bir Bakışta Eğitim 2012 Raporunu incelediğimizde; öğretmen başına düşen öğrenci sayısında OECD ülkeleri ortalaması ilköğretimde 15.8, ortaöğretimde 13,8’dir.



Öğretmen başına düşen öğrenci sayısı Lüksemburg’da ilköğretimde 10.1, ortaöğretimde 9.1; Avusturya’da ilköğretimde 12.2, ortaöğretimde 9.6; İsveç’te ilköğretimde 11.7, ortaöğretimde 12.3; Almanya’da ilköğretimde 16.7, ortaöğretimde 14.4’tür. OECD ülkeleri baz alındığında ise ülkemizde öğretmen açığı ilköğretimde 140 bin 566; ortaöğretimde 40 bin 709 olmak üzere toplam 181 bin 275’dir. Öte yandan Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer öğretmen açığının 138 bin 180 olduğunu açıklamıştır.



Tüm bu rakamlar eğitimde ciddi bir öğretmen ihtiyacı olduğunu göstermektedir. Buna karşın yapılan atamalar devede kulak kalmakta, ülkemizin öğretmen ihtiyacını ve atama bekleyen öğretmenlerin beklentilerini karşılamaya yetmemektedir. Bu nedenle 2012 yılı sonuna kadar 50 bin öğretmen ataması daha yapılmalıdır. 2012 yılında ataması yapılan öğretmen sayısı toplamda 100 bin’i geçmelidir. Ayrıca öğretmen atamalarında ciddi dengesizlikler vardır. Bazı branşlarda hiç öğretmen ataması yapılmamış, bazı branşlarda yapılan öğretmen ataması ise çok yetersiz sayıda olmuştur. Şunu da belirtmek isteriz ki; öğretmen atamalarını sadece yılda bir kez yapmak doğru değildir. Emekli olan, vefat eden, başka kurumlara geçen öğretmenler olabilmektedir.



Hem bu tür olağanüstü durumları dikkate alarak, hem de atama bekleyen öğretmenlerin sayısının ve ülkemizin öğretmen ihtiyacının fazla olmasını göz önünde bulundurarak, yılda iki kez öğretmen ataması yapılması gerekmektedir.



 



ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİĞE SON VERİLMELİDİR



Milli Eğitim Bakanlığı ne yazık ki kadro tahsis edilmediğinde, öğretmen ihtiyacını ücretli öğretmenler aracılığıyla gidermektedir. Girdiği ders başına ücret alan bu öğretmenler, ayda 300-500 TL’ye çalıştırılmaktadır ve hiçbir güvenceye sahip değildir.



Hatta açık öğretim ve iki yıllık yüksek okul mezunları bile ücretli öğretmenlik yapabilmektedir. Bu da eğitimin kalitesini, verimini düşürmektedir. Bu nedenle Bakanlık ücretli öğretmenlik gibi çağ dışı bir yönteme başvuracağına, yeterli sayıda kadro tahsis edilmesi için tüm imkânlarını seferber etmelidir. Bakanlığın öğretmen açığını ve yeterli kadro tahsis edilmediğini gerekçe göstererek, ücretli öğretmen istihdam etmesi, ücretli öğretmenliği meşru zemine oturtma gayretinden kaynaklanmaktadır. Ücretli öğretmenlik uygulaması ivedilikle kaldırılmalı, tüm öğretmenler kadrolu olarak görev yapmalıdır.



ÖZÜR GRUBU TAYİNLERİ YILDA İKİ KEZ YAPILMALI, İL EMRİ GERİ GETİRİLMELİDİR



Özür grubu tayinleri ile ilgili sıkıntılar geçtiğimiz eğitim-öğretim yılına damga vurmuştur. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, göreve geldiği zaman Bakanlık Teşkilat Kanununu değiştirerek, özür grubu tayinlerini yılda bir kereye düşürdü. Bununla birlikte tayinler ile ilgili sıkıntılar da baş gösterdi.



Son olarak 4+4+4 sistemi ile birlikte norm kadro fazlalıklarının oluşması, özür grubu tayinlerini çıkmaza soktu. Bakanlığın özel sektör çalışanlarına tayin hakkı vermeyeceğini açıklaması, özel sektör çalışanlarına ikinci sınıf insan muamelesi yapması tansiyonu daha da artırdı. Bu süreçte Bakan Dinçer’in yer değiştirmek isteyen öğretmen sayıları ile ilgili verdiği rakamlar da çok abartılıydı. Kamuoyu bilinçli olarak yanlış yönlendirilerek, sanki çok sayıda öğretmen yer değiştirmek istiyor ve bu nedenle öğrenciler mağdur olacak gibi bir algı oluşturulmaya çalışıldı. Sonuç olarak yaptığımız etkili eylemler ve kamuoyu baskısı üzerine Bakan Ömer Dinçer bu tayinlerin bir kısmını yapmak zorunda kaldı. MEB özür grubu tayini bekleyen ve yer değiştirme şartlarını taşıyan 26 bin kişinin başvurusunu kabul etmiş, 19 bin kişinin yer değiştirmesini tamamlamıştır.



7 bin kişinin tayini ise hala yapılmamıştır. Bakan Sivas’ın doğusuna gitmek isteyen herkesi göndereceğini taahhüt etmiştir. Peki, Sivas’ın batısına gitmek isteyenlerin durumu ne olacaktır? Bakanlık bölge, il ayrımı yapmadan, tüm özür grubu mağdurlarının tayinini gerçekleştirmelidir. Ailelerine kavuşmayı bekleyen, çocuklarının kokusuna hasret kalan, sağlık sorunları nedeniyle ailesiyle bir arada olmaya çabalayan öğretmenlerimiz daha fazla mağdur edilmemelidir. Bu noktada önümüzdeki yıllarda bu tür sorunlar yaşanmaması ve öğretmenlerin perişan edilmemesi için özür grubu tayinleri yılda iki kere yapılmalı ve il-ilçe emri geri getirilmelidir. Bakanlık bu konuda öğretmenlerle bir inatlaşma içinde girmemeli, öğretmenleri düşman olarak görmemelidir.



Diğer yandan Bakan Dinçer’in norm kadro fazlası öğretmenler üzerinden maliyet hesabı yapması da manidardır. Bakan’ın eğitimin geleceğini ilgilendiren bir konuda böylesine hesap kitap yapması öğretmenlerimizi son derece rahatsız etmiştir. Bakan Dinçer’in özür grubu ataması konusundan duyduğu sıkıntı ve üzüntü nedeniyle bazen kalp krizi geçirecek noktaya geldiğini söylemesi de çok dokunaklı (!) olmuştur. Bu sıkıntıyı yaratan Bakan’ın bizzat kendisidir. Dolayısıyla Bakan değil, öğretmenler yaşadıkları acı ve ızdıraptan dolayı kalp krizi geçirecek noktaya gelmiştir. Aileleri parçalayan, sağlık özrü mağdurlarının acılarına kulak vermeyen, öğrenim özrünü özür grubu tayinleri arasından çıkararak, öğretmenlerin kendini geliştirmesini istemeyen bir Milli Eğitim Bakanlığı bugün eğitimi bataklığa sokmuştur.




>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 15.09.2012 12:32
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394