Türkiye Kamu-Sen Genç İşsizlerle, Memurlarla, İşçilerle, Taşeronlarla Kucaklaştı

Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarında binlerce vatandaşla kucaklaştı. İşsiz, emekli , taşeron, memur, emeklilikte yaşa takılanlar, KPSS ile atanamayanlar, mülakat mağdurları ve çok daha fazlası Eskişehir'de bir araya geldi...

Türkiye Kamu-Sen Genç İşsizlerle, Memurlarla, İşçilerle, Taşeronlarla Kucaklaştı

Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü kutlamalarında binlerce vatandaşla kucaklaştı. İşsiz, emekli , taşeron, memur, emeklilikte yaşa takılanlar, KPSS ile atanamayanlar, mülakat mağdurları ve çok daha fazlası Eskişehir'de bir araya geldi...

01 Mayıs 2017 Pazartesi 14:57
Türkiye Kamu-Sen Genç İşsizlerle, Memurlarla, İşçilerle, Taşeronlarla Kucaklaştı

Türkiye Kamu-Sen'den Genç İşsizlik, Taşeron, Kıdem Tazminatı ve Memur Alımı Açıklaması! 

Türkiye Kamu Çalışanları Sendikaları Konfederasyonu (Türkiye Kamu-Sen) 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü Kutlamalarını Eskişehir'de gerçekleştirdi. Burada açıklamalarda bulunan Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk , gündemdeki önemli konulara da değindi. Kamu-Sen'in 1 Mayıs kutlamalarına, Türkiye'nin dört bir yanından Eskişehir'e gelen işçi, memur, emekli, 4/C'li , ataması yapılmayan öğretmenler, KPSS ile hayata tutunmaya çalışan genç işsizler, eyt mağdurları, İ.İ.B.F mezunları geldi. 

Coşkunun eksik olmadığı kutlamalarda meydanda toplanan binlerce kişiye Türkiye Kamu-Sen adına seslenen Konfederasyon Genel Başkanı Koncuk, "Türkiye Kamu-Sen olarak yalnızca kamu görevlileri için değil işçilerimiz, işsizlerimiz, emeklilerimiz, gençlerimiz için Hak yolunda mücadele veriyoruz 4/A’lı, 4/B’li, 4-C’li, sözleşmeli, idari hizmet sözleşmeli, geçici işçi gibi sınıflandırmalarla, hakları her geçen gün budanan, eşinden, anasından, babasından ayrı çalışmak zorunda kalmış, ekmeği ile ailesi arasında tercihe zorlanmış, cefakâr kardeşlerim,

Küresel sermayenin esiri olmuş, gözlerini vatandaşa dikmiş, üretmeden büyüme, ter akıtmadan çok para kazanma peşinde koşan idareciler yüzünden, işsiz kalmış çilekeş kardeşlerim,

Yıllarca okullarda dirsek çürütmüş, üniversiteye girmek ve aydınlık bir geleceğin kapılarını aralamak isterken, her engeli geçmiş ama torpili olmadığı için işsiz kalmış genç kardeşlerim,

Türkiye Kamu-Sen olarak düzenlediğimiz bu güzel buluşmaya, hak mücadelemize omuz vermeye, sesimize ses vermeye Hoş geldiniz, şeref verdiniz. Hepinizin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Gününü kutluyorum.

Değerli arkadaşlarım; Türkiye Kamu-Sen olarak yalnızca kamu görevlileri için değil işçilerimiz, işsizlerimiz, emeklilerimiz, gençlerimiz için Hak yolunda mücadele veriyoruz.

Eskişehir, Kurtuluş mücadelemiz için verdiğimiz beş önemli meydan savaşının üçüne şahit olmuş, gerçek bir er meydanıdır.

Bizler de bu güzel şehrimize, kurtuluşumuza vesile olacak bir sürecin başlangıcı olması dileklerimizle, en temel insani ve demokratik haklarımızı haykırmaya geldik. Toplumun her alanında adalet talebimizi duyurmaya geldik.

Türk milleti olarak bir ve bütün olduğumuzu bir kere daha dost düşman herkese haykırmaya geldik. Yıllardır her 1 Mayıs’ı gereksiz tartışmalar ve gerginlikler içinde, biber gazı eşliğinde kutluyoruz. Artık çalışan sorunlarının biber gazında boğulmasını istemiyoruz.

Dayanışma, alın terinin ön plana çıktığı, çalışanların iş güvencesi, taşeronlaşma, sendikalaşma, ücret sorunlarının gündeme geldiği ve tartışıldığı 1 Mayıslar istiyoruz. İşçi, memur, emekli, işsiz her kesimden insanımızın yüreği, mutlu, huzurlu, refah içinde bir Türkiye için atıyor.

Hak aramak kutsal bir mücadeledir. Bizler bu mücadeleyi yalnızca bir alanda değil; her alanda, her platformda veriyoruz. Bugün, güvencesiz ve kuralsız çalışmanın yaygınlaştığı, yoksulluğun insanların kaderi olarak sunulduğu, çaresizliğin ve biat kültürünün pompalandığı bir dönemi yaşıyoruz.

Çalışanların yarısı kayıt dışında, sosyal güvenceden, emeklilik hakkından mahrum bir şekilde çalışıyor. Çalışanlarımızın kıdem tazminatına göz dikiliyor, asgari ücret bölgeselleştirilmek, esnek ve kuralsız çalışma biçimleri yaygınlaştırılmak isteniyor.

Taşeron işçilerinin sayısı toplamda 2 milyona yaklaştı. Kamuda asli işler, anayasaya aykırı bir biçimde taşeron çalışanlarına, işçilere gördürülmeye başlandı. Biz hem bu sorunlarla hem de adına sendika diyen ama sorunlar karşısında kafasını kuma gömen oluşumlarla mücadele etmek zorundayız.

Bakın, bugün memurları, işçiler gibi “Kıdem tazminatını, ihbar tazminatını verip, kapının önüne koymak” isteyen bir iktidar var.

Çocuklarımız geleceğinden umutsuz…

Genç işsizlikte, işsizlikte, enflasyonda OECD ülkeleri içinde en ön sıralardayız. Her evde en az bir işsiz evladımız var. Biz yalnızca kendi haklarımız, kendi geleceğimiz için değil, çocuklarımızın hakları, çocuklarımızın geleceği için de mücadele etmek zorundayız. Kamuda bizden olan olmayan ayrımı çalışma barışını bozuyor.

Hala ülkemizde 4/C gibi insanlık dışı bir istihdam türü mevcut ve bunların sayısı da giderek artıyor. Devletinin verdiği görevle, milletine hizmet eden kamu çalışanlarının yaşadığı sıkıntılar, her geçen gün katlanarak büyüyor.

FETÖ ile terör örgütleri ile mücadele gerekçesiyle mülakat gibi adaletsiz bir sistem kamu personel rejimine entegre edildi. Bunun üzerine bir de performans sistemi adı altında yeni bir adam kayırma yöntemi getirilmeye çalışılıyor. Memurlarımızın lehine alınmış yargı kararları yok sayılıyor

Üstümüzden 15 Temmuz hain darbe girişimi adeta silindir gibi geçti. Emniyetteki son gelişmelerle birlikte 108 bin civarı ihraç var. 35-40 bin civarında açıkta olanlar var. Kimisi bakanlıkların, bir kısmı da valilik ve rektörlüklerin açığa aldıkları…

Türkiye Kamu-Sen olarak 19 Temmuz’dan bu yana açıklamalarımız ortada. Hep adalet ve hukuk vurgusu yaptık. Bu 15 Temmuz’un sorumluları ile hesaplaşma yapılmasın demek değil. Sorumlularla ilgili ne yapılması gerekiyorsa yapılsın. Eline silah alan kim varsa onlarla ilgili her şey yapılsın ama kantarın topuzu, adalet terazisi şaşmadan bunu yapmalıyız. Üyelerimizden de ihraç edilenler oldu; terör örgütüyle alakası olmayan insanlar var. Bunları anlatıyoruz. Hâlâ bir gelişme yok.

Bir valilik başka diğeri başka, rektörler, bakanlıklar farklı uygulamalar yapıyor; bu nasıl çözülecek? OHAL komisyonu kurulacaktı; hâlâ ses seda yok. Birileri sorumluluk almalı. Birileri doğruları söylemeli. Masum insanları koruma mecburiyetimiz var. Yüce Allah bize bunu emrediyor. Küfre rıza küfürdür; zulme rıza zulümdür.

Bugün karın ağrısı olanlar var, geçmişten beri terör örgütleriyle koyun koyuna olanlar var. Her zaman söyledik; şimdi bir kez daha uyarıyoruz. Ayrımcılığa yol açan, objektif unsurlar içermeyen her uygulama, kamuda yeni yandaş oluşumların kaynağı olur.

Bugün FETÖ belasını başımıza saran bu tarafgir anlayıştan vazgeçilmedikçe, kamuya yeni örgütler çöreklenir. Kendi insanına, çalışanına, memuruna düşman bir anlayışa daha ne kadar sabredeceğiz?

Hizmetlilerin ek gösterge sorunu; memurlarımızın, teknisyenlerin, şeflerin ek ödeme başta olmak üzere, maruz kaldıkları adaletsizlikler, çalışanlarımızı canından bezdirdi. Kamu çalışanlarımız düşük maaşla, elverişsiz ortamlarda adeta bir sefalet içerisinde hizmet vermeye çalışıyor.

Emeklilerimiz de düşük maaşla yoksulluk içinde hayat mücadelesi veriyor. Kamuda aynı işi yapan, aynı özelliklere sahip ama farklı farklı statülerde personel çalıştırmak adaletle bağdaşır mı? Bu çalışanlarımızın hiçbirinin sahip olduğu haklar, bir diğeri ile aynı değil.

İdarecisi aynı, işvereni aynı, görevi aynı, yaptığı işi aynı ama hakları, maaşları, izinleri, bağlı oldukları kanunları farklı olan bir sistem olur mu? Böyle bir çağdaş yönetim anlayışı olur mu? Böyle bir idarede, adalet sağlanabilir mi Allah aşkına?

Bu çeşit uygulamaların temel amacı, kamudaki istihdam güvencesini yok etmek ve çalışanlarımızı adeta esir almaktadır. Bugün ne yazık ki, çalışanlarımızın hayatı kâbusa dönmüştür. Birileri, çalışanların iş güvencesinin olmadığı, alınıp satıldığı, kiralandığı, istenildiğinde işten çıkarıldığı bir yapı istiyor.

Bu sistemde, her çalışanın işsizlikle tehdit edildiği, sendikasız, güvencesiz ve güçsüz bırakıldığı; düşük ücretli, düşük maliyetli bir istihdam piyasası oluşturmak temel hedeftir.
Memurluk güvencesinin yok edilmek istenmesi,
Sözleşmeli personel çalıştırılması,
4/C’li geçici işçilerin sayısının her geçen gün artması,
İşsizlerin bir çığ gibi büyümesi, işte hep bu yüzdendir.Bu nedenle, ekonomik krizlerde fatura, çalışanlara çıkartılıyor. Kurumlar arasındaki ücret adaletsizliği almış başını gidiyor.Maaşlar açıklanan enflasyon kadar artıyor; gerçek enflasyon karşısında eriyor.
Diyor ya ozan (Aşık Mahsuni Şerif);
“Milletin sırtından doyan doyana,
Bunu duyan yürek nasıl dayana?
Yiğit muhtaç olmuş kuru soğana,
Bilmem söylesem mi; söylemesem mi?”
Elbette söyleyeceğiz, elbette mücadele edeceğiz.Yap-boz tahtasına döndürülen eğitim sistemini söylemeyecek miyiz? Gençlerimizin kararan geleceği için bir şeyler yapmayacak mıyız?350 bin atanamayan öğretmenimizin sesi olmayacak mıyız?

Elbette, elbette mücadele edeceğiz. Milletimizin derdi ile dertleneceğiz. Her dört gencimizden biri kayıtlı işsizdir. 400 bin iktisadi idari bilimler mezunu, 250 bin sağlıkçı, 779 bin meslek yüksekokulu mezunu, 2 milyon lise mezunu işsiz, aşsız, hayata tutunmaya çalışıyor.

Garip, gureba; fakir, fukara edebiyatı yapanların gariplerin, fakirlerin sorunlarına kulak tıkadığını gördükçe üzülüyoruz. Birileri zevk-ü sefa içinde yaşarken bin 400 lira ile bir ay geçinen asgari ücretliyi, 2 bin 200 lira yetinmek zorunda kalan memurumuz adına kahroluyoruz. Bu ülkede iş bulmanın bir dert, çalışmanın ayrı bir dert olduğunu biliyor, sorunların çözülmesini istiyoruz.

Performansa dayalı maaş sistemi ile sağlık çalışanlarının, KİT çalışanlarının, PTT çalışanlarının canına okunuyor.Sağlığımızı, hayatımızı emanet ettiğimiz kamu çalışanlarından doğru teşhis, doğru tedavi yerine, daha çok hastaya bakması isteniyor.

Buradan yetkililere sesleniyorum:
Atama bekleyen öğretmenlerimizin atamasını derhal yapın!
İşsiz gençlerimize istihdam kapılarını açın!
Emekliyi hor görmekten vaz geçin!
Memura olan nefretinize bir son verin!
Bizim gencimize, bizim işsizlerimize sahip çıkın!
Sorunlar yalnızca eğitimde, sağlıkta mı? Büroda, ulaşımda, imarda, enerjide, tarım-orman işlerinde, kültür-sanat alanında, yerel yönetimlerde, haberleşme, diyanet çalışanları, hangi alana bakarsak orada bir sorunla karşılaşıyoruz; çalışanlarımızın ezildiğini görüyoruz" dedi.

TÜRKİYENİN EN BÜYÜK MEMUR ADAYI SİTESİ KPSSCAFE.COM.TR SİZ DEĞERLİ ZİYARETÇİLERİYLE BİRLİKTE BÜYÜMEYE DEVAM EDİYOR. AYLIK 5 MİLYON ZİYARETÇİYE EV SAHİPLİĞİ YAPAN KPSSCAFE.COM.TR'NİN MOBİL UYGULAMASINI İNDİRMEYİ UNUTMAYIN.

KPSSCAFE.COM.TR - ANKARA

Son Güncelleme: 01.05.2017 18:13
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.