Tuncay Beşikçi Yazdı: İşte FETÖ'nün Kararttığı Hayatlar

Morbeyin, sınavlarda ve memur alımlarında yapılan usulsüzlükler, onlara karşı mücadele edenlere yapılanlar, yapılanma, kadrolaşma ve daha niceleri. İşte FETÖ'nün hayatını kararttığı insanlardan bazıları.

Tuncay Beşikçi Yazdı: İşte FETÖ'nün Kararttığı Hayatlar

Morbeyin, sınavlarda ve memur alımlarında yapılan usulsüzlükler, onlara karşı mücadele edenlere yapılanlar, yapılanma, kadrolaşma ve daha niceleri. İşte FETÖ'nün hayatını kararttığı insanlardan bazıları.

23 Mart 2018 Cuma 12:03
Tuncay Beşikçi Yazdı: İşte FETÖ'nün Kararttığı Hayatlar

Bilişim uzmanı Tuncay Beşikçi, kendi resmi blogu üzerinden bir yazı yayımladı ve FETÖ'nün kararttığı hayatlara değindi.

'FETÖ’nün kararttığı hayatlar ve II. Morbeyin çalışması' başlığı altında yazısını yayımlayan Tuncay Beşikçi, bazı hikayeler paylaştı ve FETÖ'nün kararttığı hayatları aktardı. İşte Tuncay Beşikçi'nin o yazısı..

FETÖ’nün bilişim sistemleri üzerinden yıllar önce kurduğu tuzaklar masum insanların hayatlarını karartmaya devam ediyor. Bugün hikayelerini okuyacağınız insanların ortak özellikleri, haklarında ByLock bağlantısı dışında hiçbir örgüt ilişkisi bulunmayan ve delillerini bizzat inceleme fırsatı bulduğum onlarca kişiden sadece birkaçı olmaları.

Sivas’ta yaşayan Matematik öğretmenimiz ByLock şüphesi ile gözaltına alındığında 5 aylık hamileydi. Hamile olduğu için adli kontrolle serbest bırakıldı fakat o günden sonra hayatı gözaltı süresince kaybettiği kilolar, stres ve hücrede kaptığı enfeksiyon nedeniyle, 4 başarısız tüp bebek denemesinden sonra kendiliğinden gelen bebeğinin sağlığı için mücadele ederek geçti. İmza atmak için gittiği 1000km yol dönüşünde erken doğum yaptı. Beş hafta erken doğan bebek 12 günü solunum cihazına bağlı 23 gün küvezde kaldıktan sonra hayata tutunabildi. Doktorların “Dua edin, Allah’tan umut kesilmez” sözleri hala kulağında çınlıyor. Öğretmenimizin ByLock sunucusuna 3 ayrı günde 10 kez bağlantı kurduğu tespit edilmiş. Yaptığım incelemede FETÖ mensubu Yasin Alpen’in yazdığı Kıble Pusulası uygulaması ile ByLock sunucusuna yönlendirildiğini tespit etmeme rağmen 11,480 kişilik Morbeyin listesinde yer almadı. Çünkü son ByLock tespiti 16 Kasım 2014 tarihli idi.

İzmir’de yaşayan hemşiremiz, ByLock veya benzeri herhangi bir uygulamayı kullanmanın teknik olarak mümkün olamayacağı 3 farklı günde sadece 4 bağlantı kaydı ile gözaltına alındı. Kendisi ile birlikte asker olan eşinin de bu nedenle ordudan ihraç edilmesiyle tüm umutları Morbeyin çalışmasına bağlanmıştı. Suç isnat edilen telefonda yaptığım incelemede ByLock veya örgüt ilişkili herhangi bir veriye rastlanmadı. Kıble Pusulası adlı uygulamanın mağduru olan hemşiremizin 11,480 kişilik listeye girememesinin nedeni 4 bağlantıdan iki tanesinin 23 Kasım 2014’de tespit edilmiş olması. Üstelik bu iki kayıt, ByLock sunucusuna bloklanmış IP adresinden ve telefonunda VPN uygulaması olmadan “mucizevi” şekide oluşmuş. Yazdığım raporda açıkça telefonda fabrika ayarlarına dönülmediğini belirtmeme rağmen hakim “raporda fabrika ayarlarına dönülüp dönülmediğinin yazmadığı” gerekçesiyle mahkemeyi 6 ay sonraya ertelemiş. Altı ay daha işlerine dönemeyip maaş alamayacak olan tek çocuklu ailenin asker babası damacana su satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.

Adana’da ByLock şüphesi ile yargılanmakta olan polis memurumuz 4 farklı günde toplam 15 bağlantı ile 13 ay tutuklu kaldıktan sonra çıkarıldığı mahkemede 6 yıl 3 ay ceza alarak tahliye edildi. Namaz Vakitleri TR uygulaması nedeniyle iradesi dışında ByLock sunucusuna yönlendirildiğini ispat ettiğim bilirkişi raporunu yok sayan hakim, toplu yargılandıkları davada özellikle kendisini ayağa kaldırarak “Morbeyin mağduru görünüyorsun ama yapacak birşey yok, kusura bakma” demiş. 11,480 kişi arasına girememesinin nedeni ise 30 Ocak 2015 tarihindeki son 4 bağlantı kaydı.

Türkiye’nin her yerinden benzer hikayeler gelmeye devam ediyor. Bu üç kişinin ve sayısını bilemediğim nicelerinin ortak özelliği, Morbeyin çalışması ile aklanmaları gerekirken, çalışmanın 15 Kasım 2014 tarihi öncesini kapsayacak şekilde yapılması sonucunda liste dışında kalmaları.

Morbeyin çalışmasının nasıl yapılması gerektiğini 31 Ekim 2017 tarihinde Cumhuriyet davası duruşmasında ve öncesinde yetkililere ifade etmiştim. İnternet trafik verisinden ByLock tespit edilen zamanlara bakılıp, aynı zamanda Morbeyin grubundaki Kıble, Namaz, Müzik vb uygulamaların IP adresleri aranacaktı, böyle de yapıldı. Fakat çalışmada hangi gerekçe ile bir tarih kısıtlaması uygulandığını bilemiyorum, benim fikrim uygulanırken bana sorulmadı. Bildiğim ve şu ana kadar 5 ayrı davada tespit ettiğim şey ise 15 Kasım 2014 sonrası da Morbeyin benzeri yönlendirmelerin olduğudur. Bu tespit bilimsel olarak kanıtlanmıştır, kesin ve nettir.

Yapılacak şey de basittir, bir an önce tarih kısıtlaması kaldırılarak, bu defa bağımsız ve tarafsız ağ, büyük veri ve veritabanı uzmanlarından da destek alınarak çalışma tekrar yapılmalı, mağduriyetler giderilmelidir. Ancak o zaman ByLock delil olarak sağlamlaşacak, şüpheler ortadan kalkacak, FETÖ’nün mağduriyetler üzerinden propaganda yapmasına izin verilmeden ByLock kullanan örgüt mensuplarının yargılanması kolaylaşacaktır.

Yetmez, yarın başka bir tuzakla karşılaşılmaması için bugünden tedbir almak gerekir. ByLock sunucusunun kullandığı diğer 3 IP adresi için de bir çalışma yapılması ve olası tuzakların ortaya çıkarılması zaruridir. Eğer, FETÖ’nün sadece 2 kişinin yazdığı birkaç uygulama üzerinden tuzak kurduğu düşünülüyorsa, örgütü bugüne kadar hiç tanıyamamışsınız demektir. Her adımını A’dan Z’ye planlayan örgüt asla hafife alınmamalı, ByLock adındaki örgüte karşı kullanılabilecek en büyük kozun manipüle edilmesine izin verilmemelidir. Bu çalışmalar yapılmadıkça her geçen gün zaten FETÖ tarafından mağdur edilmiş insanların mağduriyetleri katlanarak büyüyecek ve bu durumdan yine FETÖ nemalanacaktır.

Mağduriyetler sadece ByLock ile de sınırlı değil. Her gün, ByLock veya örgüt bahanesiyle ihraç edilmiş onlarca vatandaşın feryadını okuyoruz. Tuzağa düşmüş olabileceklerin listelerini yetkililere ulaştırıyor, örgütlü olarak tespit ettiklerimizi savcılıklara bildiriyoruz. Bununla yetinmeyip uluslararası basında bu hain örgütün tuzaklarını anlatıyor, bir yandan FETÖ saldırılarını bertaraf ederken diğer yandan dijital delillerini inceleyebildiklerimize bilirkişi raporları tanzim ediyoruz. Fakat, üzülerek söylüyorum, bir avuç gönüllü olarak yaptığımız bu çalışmalar konuyla ilgilenmesi gereken kurumlarımızda karşılık bulmuyor. Mağdur olabilecekler hakkında işlem yapılmazken, bilirkişi raporlarımız yok sayılıyor.

Onbinlerce dijital delil incelemesi sırada bekliyor, son aldığımız duyumlara göre birçok ilde 2016 yılı henüz bitirilip 2017’ye geçilmiş. Bu rakam bir incelemeye 15 ay sonra sıra gelmesi anlamına geliyor. Evdeki WiFi modem şifresini komuşuna veren veya kendine adına aldıkları hatları başkasına kullandıran binlerce kişi aylardır KOM’dan gelecek raporu beklemeye devam ediyor.

Takipsizlik alıp aklandıkları halde işlerine dönemeyenler, eşleri yüzünden ihraç olup bekleyenler, hazırlayanların belli olmadığı fişleme listelerinde adı geçenler… Liste uzayıp gidiyor.. Bir de isimsiz veya asılsız ihbarlar var.

Trabzon’da yaşayan kadın öğretmenimiz uzun süre öğretmen olarak atanamadıktan sonra Adliye’de katip olarak çalışmaya başlamış. ByLock şüphelileri ile birlikte bir KHK sonrası ihraç olan Adliye çalışanı aylarca ne olduğunu öğrenemedikten sonra yazılan İddianamede, MİT, KOM ve BTK trafik kayıtlarında hiçbir ByLock tespiti yapılmamasına rağmen ihraca gerekçe olan satırlar şöyle yazılmış: “..örgütün gizli haberleşme programı kakaotalk programı kırıntılarına rastlanmış olması dikkate alındığında, TCK’nın 314/2 maddesince düzenen Terör Örgütüne Üye Olmak suçunu işlediği hususunda yeterli şüphe bulunduğu kanaatine varıldığından….cezalandırılmasına“. Yaptığım araştırmalarda hakkında sadece isimsiz bir ihbardan başka birşey bulunamayan vatandaşımız, 2013 yılında dünyada 40 milyon kişinin aktif olarak kullandığı bir cep telefonu programının kırıntısından dolayı hala ihraç. Tablet incelemesinde ise Kakao Talk reklamının başka bir uygulama tarafından kişinin iradesi dışında gösterilmesi sonucu kırıntının oluştuğunu tespit ettim.

Çanakkale’de yaşayan Hakan Akbaba, 2010 yılında FETÖ’nün KPSS hırsızlığını ortaya çıkarıp kamuoyuna duyuran, bununla yetinmeyip savcılığa o dönemki adı ile Fethullah Gülen Cemaati’nin adını vererek suç duyurusunda bulunan akademisyen. Üniversite’nin yaptığı idari soruşturmada sadece tanık ifadeleri ile savunması dahi alınmadan hakkında iddianame düzenleniyor. KHK ile üniversiteden ihraç ediliyor fakat yapılan tüm inceleme ve soruşturmalara rağmen FETÖ ile ilişkisi tespit edilemiyor. Hikayesi Darbe Komisyonu Başkanı Reşat Petek tarafından TV kanallarına anlatılmasına, Mecliste kendisi için soru önergesi verilmesine rağmen halen açıkta bekleyenlerden.

Sayılarını bilemediğim tüm bu insanlar, FETÖ ile herhangi bir ilgileri varsa idama dahi razılar ve tek istedikleri yeniden incelenmek. Lütfen seslerine kulak verilsin.

“Allah size insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.” (Nisâ: 58)

KPSSCAFENOTU: FETÖ şu anda hala memur olamayan yüz binlerce kişinin de hakkını yedi. Mülakatlar ve sınavlarda yapılan usulsüzlükler nedeniyle hala memur olamayan yüz binlerce mezun var.

KPSSCAFE.COM.TR  | ANKARA

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.