İsmet Yılmaz Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın Hikayesinde Gözyaşlarını Tutamadı-İşte O Yürek Yakan Hikaye

İsmet Yılmaz önceki gün katıldığı iftar programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken Kudüs'te nöbet tutan son Osmanlı askeri Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın hikayesini anlattı ve gözyaşlarına hakim olamadı.

banner396

İsmet Yılmaz Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın Hikayesinde Gözyaşlarını Tutamadı-İşte O Yürek Yakan Hikaye

İsmet Yılmaz önceki gün katıldığı iftar programında gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulunurken Kudüs'te nöbet tutan son Osmanlı askeri Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın hikayesini anlattı ve gözyaşlarına hakim olamadı.

26 Mayıs 2018 Cumartesi 11:55
İsmet Yılmaz Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın Hikayesinde Gözyaşlarını Tutamadı-İşte O Yürek Yakan Hikaye

Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, gözyaşlarını tutamadı.

Önceki akşam düzenlenen iftar programına katılan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, burada önemli açıklamalarda bulundu. Yılmaz konuşmasında anlattığı Kudüs'te nöbet tutan son Osmanlı askeri Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın hikayesinde gözyaşlarını tutamadı.

Çeşitli temaslarda bulunmak üzere Sivas'a gelen Bakan Yılmaz, AK Parti Merkez İlçe Başkanlığı tarafından düzenlenen iftar programına katıldı. Sivas Belediye Başkanı Sami Aydın, AK Parti Sivas Milletvekili Adayı Semiha Ekinci, AK Parti İl Başkan Vekili Abdulkadir Demirel, AK Parti Merkez İlçe Başkanı Tarık Eminoğlu ve partililerin katıldığı programda Bakan Yılmaz katılımcılara Kudüs'te nöbet tutan son Osmanlı askeri Iğdırlı Onbaşı Hasan'ın hikayesini anlattı. Bakan Yılmaz hikayeyi anlatırken gözyaşlarını tutamadı.

BU ADAM GÜNEŞ ALTINDA NEDEN DİKİLİYOR DEDİM

Gazeteci İhsan Bardakçı'nın kaleme aldığı ve Bakan Yılmaz'ın anlatırken gözyaşlarına boğulduğu o hikaye şu şekilde:

"Yıllar önceydi, sene 1972. O zamanlar genç bir gazeteciydim. Türkiye'den bazı siyasiler ve işadamları İsrail'e resmi ziyarette bulunuyorlardı. Biz de gelişmeleri izlemek için oradaydık. Bir sıcak mayıs akşamıydı. Her ziyarette olduğu gibi sıradan bir işti anlayacağınız. Ziyaretin dördüncü günü bize tarihi ve turistik yerleri gezdirmeye başladılar, kafile olarak Mescid-i Aksa'ya vardık. Heyecanlanmıştım asırlık merdivenlerden yukarı çıkarken. Üstteki avluya 'on iki bin şamdanlı avlu' diyorlar. Yavuz Sultan Selim Han, Kudüs'e gelince bu avluda on iki bin şamdan mum yaktırmış. Koca Osmanlı ordusu yatsı namazını o mumların ışığında kılmış, adı oradan geliyor.

Avlunun kenarında biri dikkatimi çekti. Doksan yaşlarında bir adam. Üzerinde kendinden daha yaşlı bir asker üniforması; her yanı yama içinde, hatta bazı yamaların bile tekrar yamanmış olduğu bir elbise. Asırlık ağaçların gövdesindeki halkalar misali yamaları yaşını göstermeye çalışıyordu sanki. Orada ayakta bekliyordu, sırtına zorla yapıştırılmış gibi duran hafif kamburu da olmasa dimdik duracaktı. İki metreye yakın boyu ile yaşlıydı ama bir o kadar da vakur. Şaşırmıştım. 'Acaba bu adam bu sıcakta güneş altında neden dikilip duruyor' dedim içimden. Bizi gezdiren rehbere sordum; 'Ben kendimi bildim bileli her gün buraya gelir. Akşama kadar bekler. Ne kimseyi dinler, ne de kimseyle konuşur. Sadece bekler, delinin teki herhalde.' dedi. Bu yaşta bu sıcakta sebepsiz beklemeyeceğini biliyordum. Bembeyaz sakalının hafif titremesi rüzgardan mıydı, senelerin bedene yüklediği ağır yükten mi bilemedim. Kafasında eski bir kalpak, sanki kanatlanıp gidecek bir kumru misali bekliyordu. Konuşmakla konuşmamak arasında kararsız kaldım. Yanına yaklaştığımı fark etti, ama kımıldamadı. 'Selamün aleyküm baba.' dedim.

Başını biraz bana doğru çevirdi, durakladı ve çatallanmış titrek bir sesle 'Aleyküm selam oğul.' dedi. 'Hayırdır baba sen kimsin, burada ne yapıyorsun?' dedim. 'Ben...' dedi titreyen bir sesle. 'Ben, Osmanlı Ordusu, Yirminci Kolordu, Otuz Altıncı Tabur, Sekizinci Bölük, On Birinci Ağır Makineli Tüfek Takımı Komutanı Onbaşı Hasan'ım' Sesinde titreme kalmamıştı. Genç bir askerin tekmil vermesi gibi tekrarladı: 'Ben Iğdırlı Onbaşı Hasan'ım. Bizim bölük Cihan Harbi'nde Kanal Cephesi'nden İngiliz'e saldırdı. Canım ordu Kanal'da yenildi. Artık geri çekilmek elzem idi. Ecdat yadigari topraklar bir bir elden gidiyordu. İngiliz, sonra Kudüs'e dayandı, şehri işgal etti. Biz de Kudüs'te artçı bölük olarak bırakıldık." dedi.

KPSSCAFE.COM.TR  | ANKARA

>>2018 LİSE-ÖNLİSANS KPSS'YE GİRECEK ADAYLAR DİKKAT!!!


Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394