Dört Kişilik Ailenin Geliri 4100 TL Olmalıdır

Mesleği bilim üretmek ve bilim öğretmek olan ülkemizin en iyi yetişmiş beyinleri, sürekli olarak düşük tutulan ücretleriyle mahkûm edildikleri geçim sıkıntıları dolayısıyla mutlu değillerdir.

banner396

Dört Kişilik Ailenin Geliri 4100 TL Olmalıdır

Mesleği bilim üretmek ve bilim öğretmek olan ülkemizin en iyi yetişmiş beyinleri, sürekli olarak düşük tutulan ücretleriyle mahkûm edildikleri geçim sıkıntıları dolayısıyla mutlu değillerdir.

24 Mart 2014 Pazartesi 22:43
239 Okunma
Dört Kişilik Ailenin Geliri 4100 TL Olmalıdır

Mesleği bilim üretmek ve bilim öğretmek olan ülkemizin en iyi yetişmiş beyinleri, sürekli olarak düşük tutulan ücretleriyle mahkûm edildikleri geçim sıkıntıları dolayısıyla mutlu değillerdir. Geçim sıkıntısı ve mutsuzluk onların hem bilim üretmede hem de gençlerimizi nitelikli...

Mesleği bilim üretmek ve bilim öğretmek olan ülkemizin en iyi yetişmiş beyinleri, sürekli olarak düşük tutulan ücretleriyle mahkûm edildikleri geçim sıkıntıları dolayısıyla mutlu değillerdir. Geçim sıkıntısı ve mutsuzluk onların hem bilim üretmede hem de gençlerimizi nitelikli bireyler olarak yetiştirmede tam verimli olmalarını engellemektedir. Hükümetin on bir yıldır bilim emekçilerine yönelik uyguladığı ücret politikası, bilim emekçilerini düşük maaşa mahkûm ederek, üniversiteyi hizaya getirmeye” yöneliktir. Bu politikalar akademik personeli parasal ve moral bakımdan büyük, derin ve çok ciddî bunalımların içine sürüklemiştir. Şu anda “maaş” adıyla ödenen paralar gerçekte ancak “burs” niteliğindedir. 


 


Bu maaşlarla geçinmek ve hele bir de bilimsel araştırma ve çalışma yapmak imkânsızdır. Maaş düşüklüğü, “Üniversite”nin ve “Üniversite Hocalığı”nın saygınlığını çok tehlikeli bir şekilde aşındırmaktadır. Üniversite Hocaları, yeni mezun olup işe başlayan talebelerinden daha az maaş alma konumuna getirilmiş bulunmaktadırlar. Daha doğrusu üniversite hocaları sefalet girdabında ölüm-kalım savaşı vermektedir. 


Nitekim 1 Ocak 2014 tarihinde yapılan 123TL’lik artışın ardından  ¼’deki en kıdemli profesör 4852 lira, ¼’deki en kıdemli doçent 3500 lira, ¼’deki en kıdemli yardımcı doçent 2830 lira, ¼’deki en kıdemli öğretim görevlisi ve okutman 2528 lira ve 4/9’daki en kıdemli araştırma görevlisi de 2454 lira maaş almaktadır. Üniversitelerarası Kurulun (ÜAK’ın) 17 Haziran 2013 tarihinde hazırladığı “Türkiye'de Akademisyenlerin Özlük Haklarının Mevcut Durumu ve İyileştirilmesi” raporunda yer alan bulgularda da akademik alanda uygulanan ücret politikasının içler acıtan durumu bir rapor halinde kamuoyuna açıklanmıştı. 


 


1990 yılında 1/4’deki bir profesör, 1/4’deki Emniyet Genel Müdüründen 550 lira, 1/4’deki Maliye Müfettişinden 1000 lira fazla maaş alırken, 4/1’deki bir doçent, 4/1’deki kaymakamdan 857 lira, 4/1’deki il emniyet müdüründen 832 lira daha fazla maaş almaktaydı. Aynı yılda 5/1’deki bir yardımcı doçent, 6/1’deki uzman doktordan 205 lira, 6/1’deki kaymakamdan da 794 lira, 5/1’deki bir araştırma görevlisi de 9/1’deki kaymakam adayından 472 lira, lise mezunu 8/3’deki polis memurundan 681 lira daha çok maaş aldığı yapılan ilmi araştırmalardan ortaya çıkmaktadır.


 


Ortalama Maaşlar 


Üniversitelerimizdeki bilim emekçileridünyadaki meslektaşlarıyla mukayese edilince; onlardan 3-5 kat daha az maaş aldıkları ortaya çıkmaktadır. Nitekim Kanada’da bir öğretim elemanı aylık 5733 - 9485 dolar, Amerika Birleşik Devletlerinde 4950 - 9118 dolar, Güney Afrika Cumhuriyetinde 9330 dolar, Suudi Arabistan’da 8524 dolar, İngiltere’de 8369 dolar, Malezya’da 7864 dolar, Avustralya’da 7499 dolar, Hindistan’da 7433 dolar maaş almaktadır. Ülkemizde öğretim elemanları Brezilya ve Kolombiya’daki meslektaşlarından daha az maaş alır konuma getirilmiştir.


Yine Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırma Vakfı (SETA) tarafından hazırlanan ''Ulusal ve Uluslararası Karşılaştırmalarla Öğretim Üyeliği Maaşı'' raporunda yer alan bilgilere göre; 2002-2013 döneminde öğretim üyeleriyle devlet memurlarının, özellikle mühendis, fizikçi ve hukukçuların maaşları arasındaki fark hem göreceli hem de mutlak açıdan bilim emekçileri aleyhine daralmıştır. Bu dönemde diğer kamu çalışanlarının ortalama maaşı, reel olarak yüzde 61 artarken, öğretim üyelerinin maaşı ortalama yüzde 6’lık bir artış göstermiştir.


 


Karşılaştırma grubunda yer alan ülkeler açısından ortalama aylık maaşlar 538$ (Ermenistan) ile 7.196$ (Kanada) arasında değişmektedir. Bu çerçevede ortalamada aylık maaş, 3.925$ düzeyindedir. Veriler, karşılaştırma grubu içinde en düşük maaşla en yüksek maaş arasında 13 katı aşan bir farka işaret etmektedir (Rumbley vd., 2008). Şekle bakıldığında İGE’nin üst sıralarında yer alan ülkelerdeki öğretim üyelerinin daha yüksek maaşa sahip oldukları görülmektedir. Fakat İGE’de orta sıralarda yer alan Güney Afrika gibi bazı ülkeler, Endeksin üst sıralarda yer alan Fransa ve Japonya’ya gibi ülkelerden daha yüksek maaş ödemektedir (Rumbley vd., 2008). Ortalama aylık maaşa bakıldığında, Türkiye’de öğretim üyelerinin aldığı ortalama maaş, incelenen 28 ülke içinde 20. sırada yer almaktadır. 


 


Küresel düzlemde Türkiye ekonomisi ile rekabet eden birçok ülke, sıralamanın üst basamağında yer almaktadır. Örneğin, ortalama olarak Arjantin’de öğretim üyeleri Türkiye’deki öğretim üyelerinden 1,4 kat daha yüksek bir maaş almaktadır. Benzer bir durum Malezya için geçerlidir. Bu ülkede, öğretim üyelerine Türkiyeli meslektaşlarının yaklaşık % 80’i oranında daha yüksek bir maaş ödenmektedir. Ayrıca Güney Afrika ve Hindistan gibi Türkiye ekonomisinin oldukça gerisinde olan ülkelerde öğretim üyeleri Türkiyeli meslektaşlarının yaklaşık 2,3 ile 2,5 katı daha yüksek maaş almaktadırlar.


 


Konunun bir diğer boyutu ise, karşılaştırma grubu ortalaması açısından ulusal düzeydeki maaşların konumudur. Veriler, araştırma kapsamında incelenen 28 ülkenin yarısında öğretim üyelerinin genel ortalamanın üzerinde bir maaş aldıklarını, diğer 14’ünde ortalama maaşların ortalamanın gerisinde kaldığını göstermektedir. Sıralamada en üst sırada yer alan Kanadalı öğretim üyeleri genel ortalamanın yaklaşık 1,83 katı daha fazla maaş almaktadır. Buna karşılık, sıralamanın alt basamağında kalan Ermenistanlı öğretim üyeleri genel ortalamanın %14’ü düzeyinde bir maaş almaktadır. Türkiye’de ise, akademisyenler genel ortalamanın %66’sı düzeyinde bir maaş almaktadırlar.” 


 


(Bu verilerin ortaya konulduğu tarihte dolar kurunun daha düşük seviyede olmasından kaynaklı Türkiye’de ortalama maaşlar 2592 dolar olarak gösterilmiştir. Ancak doların bugünkü kuru göz önüne alındığında yukarıda ifade edilen akademisyenlerin aylıklarının ortalanması 1555 dolara karşılık gelmektedir. Bu durum, tabloda 20.sırada yer alan Türkiye’nin yerinin 24.sıraya düşmesine neden olmuştur. )


 


Bu kasıtlı kötü politikanın sonucu olarak bilim emekçiliği, diğer adıyla akademisyenlik artık toplumsal saygınlığını çok büyük ölçüde kaybetmeye başlamıştır. Çünkü üniversitede bilim emekçisi olmak amatörce yapılan, boş zamanlarda vakit geçirmek için uğraşılan bir “boş zamanları değerlendirme meşgalesi” değil, bir “ bilim hizmeti üretim” sürecidir.. Yani, araştırma görevlisinden profesörüne varıncaya dek, tüm ilim insanları, amatör değil, “profesyonel”dir. Bir “hizmet ” üretir, bunun karşılığında bir “ücret” alır ve bununla da geçimini sağlarlar. 


 


Bunlardan başka, bilim emekçilerinin(akademisyenlerin) diğer “kamu çalışanları” ndan ayrıldığı önemli bir yanları daha vardır: Bir bilim emekçisi, yaptığı işi, yani mesleği için kendi cebinden para harcayan tek memurdur. Beri yandan, Üniversitelerin araştırma imkânlarının yetersiz olması,  bu bilim insanlarının masraflarını daha da arttırmaktadır. Üniversitelerde görev yapan bilim emekçilerine reva görülen maaş zulmünün, sefalet boyutuna ulaştığı bilimsel verilerden açıkça ortaya çıkmaktadır. Yardımcı doçentler, öğretim görevlileri, okutman ve araştırma görevlileri bir teknisyenden daha az maaş alır hale düşürülmeleri ayıbı da sorumlu ve yetkililer için yeterli olsa gerekir.


 


Özetlersek, üniversitelerin öğretime başladıkları aylarda Hükümetin Bakanları ve siyasiler öğrencilere ve akademisyenlere hitap etmekte bolca hamaset yapmaktadır. Törenlerde sorunlar onlara da iletilmekte çözüm üretilmesi talep edilmektedir. Nitekim YÖK’ün hazırlattığı SETA Raporu da bu niyetlerle hazırlanmış ve Hükümete aylar önce sunulmuştur. Aradan geçen bunca zaman süresince herhangi bir somut adım atılmamıştır.17 Aralık yolsuzluk ve yerel seçim tartışmalarının yoğunluğu içerisinde akademisyenleri talepleri unutturulmak istenmektedir. Nitelikli bir üniversite için akademisyenlerin, ek ödeme dâhil tüm ücret ve sosyal haklarında iyileştirmelerin gerçekleştirilmesini sağlayacak adımlar zaman geçirilmeden atılmalıdır. 24.03.2014 a.dinçer/eğitimci

>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 24.03.2014 22:43
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394