Böbrek Hastası Olup Olmadığınızı Teşhis Etmeniz Çok Zor

Böbrek hastalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Böbrek hastalığı teşhis edilmesi en zor hastalıklardan birisi. Böbrek hastalıklarında çözüm yolları sürekli geliştirilmeye çalışılıyor. En doğal önerisi ise bol bol su için.

banner396

Böbrek Hastası Olup Olmadığınızı Teşhis Etmeniz Çok Zor

Böbrek hastalarının sayısı gün geçtikçe artıyor. Böbrek hastalığı teşhis edilmesi en zor hastalıklardan birisi. Böbrek hastalıklarında çözüm yolları sürekli geliştirilmeye çalışılıyor. En doğal önerisi ise bol bol su için.

13 Mart 2015 Cuma 15:14
90 Okunma
Böbrek Hastası Olup Olmadığınızı Teşhis Etmeniz Çok Zor

Bol bol su içerek böbrek hastası olma riskini aza indirin.

 Böbrek insan bedenindeki hayati organlardan biri… Çalışmadığı zaman vücut tümüyle fonksiyonlarını yitiriyor ve hayatı devam ettirmek mümkün olmuyor.

Peki bunun farkında mıyız? Uzmanlara göre bu sorunun yanıtı: ‘Hayır’.

Böbrek hastalıklarının diğer hastalıklardan farklı bir seyri var. Son evreye kadar sinyal vermiyor ve rahatsızlık sessiz ve derinden ilerliyor. Örneğin bir kalp krizi öncesi birtakım bulgular göze çarpabiliyor. Göğüs ağrısı ya da sıkışma… Bir akciğer hastalığı için de benzer bir durum söz konusu… Erken dönemlerden itibaren nefes darlığı ya da öksürükle hastalık kendini gösterebiliyor. Ama böbrekte öyle değil. Son döneme gelene kadar böbrek klinik bulgu vermiyor. Laboratuvar bulgular bile ancak belli bir seviyeden sonra ortaya çıkıyor.

“Böbrek hastalıklarını buzdağına benzetebiliriz. Buzdağının görünen kısmı çok küçük, görünmeyen kısmı çok daha büyük.”

Türk Nefroloji Derneği’nden Prof. Nurhan Seyahi böbrek rahatsızlıklarındaki durumu bu şekilde özetliyor. Nefroloji uzmanı Seyahi’ye göre, diyaliz ve nakil hastaları buzdağının görünen kısmı ve genel tablonun içinde de çok küçük bir bölümü temsil ediyor.

Buzdağının büyük kısmını böbrek hastası olduğunu bilmeyenler oluşturuyor. Asıl ulaşılması gereken kesim de orası…

Türk Nefroloji Derneği’nin 18 yaş üzeri 10 bin 872 kişiyle görüşerek yaptığı saha çalışmasına göre, Türkiye’de böbrek hastası olup da bilmeyenlerin sayısı az değil. 7 milyon 300 bin kişi böbrek hastası. Bunun 2 milyon 369’ü ileri derecede. Yani herhangi bir şikâyeti henüz yok. Ne hastaneye gidiyor ne de kendisi farkında. Ama içten içe ilerleyen bir hastalık söz konusu…

“Yaklaşık 3 milyon kişi gelecekte transplantasyon ve diyaliz adayı. Bundan haberleri yok. Aramızda dolaşan çok hasta var. Böbrek hastası olduğunuzu anlamak için insanın kendisi dinlemesi yetmez. Bu sessiz bir hastalık. Erken safhada hastalığın belirtisi yok. Şikâyet yapmaz. Böbrekleri yüzde 60’ın altında çalışıyorsa orta derecede böbrek yetmezliği olarak tanımlarız. Sonuçları ağırdır. Kalp krizi ve ölüm riski artar. Erişkinlerde, risk altında olanlara yıllık tarama öneriyoruz. Risk altında değilse, yılda bir kere idrar tahlili öneriyoruz. Ailesinde böbrek hastalığı olan kişiler, şeker hastaları, tansiyon hastaları ve obezite sorunu olanlar risk altında. Erişkinlerde, risk altında olanlarda yıllık tarama öneriyoruz.”

Nakillerde son durum

Türkiye’de kayıtlı, bilinen 66 bin 711 böbrek hastası var. Yaklaşık yüzde 13’ü, yani 8 bin 671’i nakil hastası.

52 bin 675 kişi hemodiyalize giriyor. Yaklaşık 18 bin hasta da organ nakli için sırada.

“Canlı verici, hekimlerin çok tercih ettiği bir şey değil. Böbreğini veren kişinin ömründe kısalma beklemiyoruz; ama alan kişinin ömründe ciddi bir uzama oluyor. Ama başka bir seçenek yoksa, canlı vericisi varsa ve o da istekliyse, nakli o zaman yapıyoruz. Nakille birlikte hemodiyalize göre hastanın yaşam beklentisi çok daha fazla artıyor. Örneğin 40 yaşında iki kişiyi alalım. Biri diyalize girsin, diğeri gayet sağlıklı olsun. 40 yaşında sağlıklı birinin yaşam beklentisi 25 yılsa, diyaliz hastasının 5 yıl. Nakil olduğunda diyaliz hastasının yaşam beklentisi 25’e çıkmıyor ama 18 oluyor mesela. Ciddi bir kazanç var.”

Prof. Seyahi böbrek nakli ameliyatlarında son yirmi yılda yüzde 18’lik bir artış olduğunu ifade ediyor. Geçen yıl 2 bin 905 hastaya böbrek nakli yapıldı. Prof. Nurhan Seyahi bunun sevindirici bir gelişme olduğunu belirtiyor. Ancak verici konusuna gelince sorun ortaya çıkıyor. Türkiye’de nakillerin yüzde 80’i canlı vericiden yapılıyor. Hâlbuki yurtdışında bunun tersi bir denklem var, nakiller daha çok kadaverik vericiden yapılıyor.

“Hiç tanımadığınız bir kişi, beyin ölümü oluyor. Bu kişiyi kadaverik verici olarak adlandırıyoruz. Bütün dünyada tercih canlıdan ziyade kadavradan alınmasıdır. Dünyada yüzde 70 kadavra, yüzde 30 canlıdandır. Bizde bu oranın tersi bir durum var. Yüzde 80 canlı, yüzde 20 kadavra. Daha çok anneler böbreklerini veriyor. Hatta son senelerde bu oran yüzde 18’e düştü. 2012 ve 2013’te oran yüzde yüzde 18.”

Dünyada kadavradan böbrek verme oranları bakıldığında İspanya ilk sırada. Milyon başına bağışlanan organ 35. Amerika Birleşik Devletleri’nde 26, İngiltere’de 17, Fransa’da 25. Türkiye’deyse sadece 4.

Prof. Seyahi, Türkiye’nin kadavra çıkartma hızının da düşük olduğunu vurguluyor. Nedenini de bu sürecin zor ve meşakkatli olmasına bağlıyor. Seyahi’ye göre, yoğun bakım hekim ve ekiplerinin mutlaka teşvik edilmesi gerek.

“Beyin ölümü tespiti yapılması ve ailenin bunu kabul etmesi hekimin işi. Beyin ölümü tespit edilme oranı artmıyor ne yazık ki. Yoğun bakım üniteleri çok fazla beyin ölümü ilan etmiyor. Çok yoğunlar. Çok ağır hastalarla ilgileniyorlar. Oradaki hastalar ölümle yaşam arasında gelip gidiyor. Orada hekim olmak zor, çalışma koşulları ağır. Yoğun bakımda hekim hastasını yaşatmak için mücadele verir. O hastanın ölümü, o doktorun mağlubiyetidir. Teşvik edici önlemler alınmalı. ‘Canlı nakillerde artış nasıl oldu?’ Yeni bir organizasyon kuruldu. Devlet teşvik etti. Geri ödeme sistemiyle nakli yapan hastaneye nakil başına 30 bin TL ödeme yapılıyor. Masrafları karşılayan bir sistem bu. Kadavra çıkaran ekibe de bunun yapılması lazım. Bence onlara ekstra teşvik yapılması gerekli.”

(Al Jazeera)
>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 13.03.2015 15:16
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394