İş Hayatında Yaşanılan Zorlukları Nasıl Yenebiliriz?

İş Hayatı herkes açısından bazen zor anlarla karşı karşıya kalmaya mecbur bırakır. Peki iş hayatında yaşanılan zorlukların üstesinden nasıl gelebiliriz? Bunun için ne yapmalıyız?

banner396

İş Hayatında Yaşanılan Zorlukları Nasıl Yenebiliriz?

İş Hayatı herkes açısından bazen zor anlarla karşı karşıya kalmaya mecbur bırakır. Peki iş hayatında yaşanılan zorlukların üstesinden nasıl gelebiliriz? Bunun için ne yapmalıyız?

22 Kasım 2015 Pazar 11:39
209 Okunma
İş Hayatında Yaşanılan Zorlukları Nasıl Yenebiliriz?

İş Hayatı herkes açısından bazen zor anlarla karşı karşıya kalmaya mecbur bırakır. Peki iş hayatında yaşanılan zorlukların üstesinden nasıl gelebiliriz? Bunun için ne yapmalıyız?

 Bahar Madazlı, ilk kitabı “Yoldan Çekilin Hedefteyim” ile 30 yıllık kariyer yolculuğunda engelleri nasıl aştığını tüm samimiyetiyle ve akıcı bir dille anlatıyor. İş hayatında öğrenirken de eğlenmenin ve hayatlarını kendi ışıklarını takip ederek yönetmenin mümkün olduğunu anlatan “Yoldan Çekilin Hedefteyim” kitabı, başarılı olmak isteyen gençlere rehberlik ediyor.

Madazlı, iş hayatında yaşadığı zorlukları, bunlarla nasıl baş edilebileceğini ve çalışırken mutlu olmanın sırlarını bizimle paylaşıyor.
Çalışma hayatını sonlandırıp kitap yazmaya nasıl karar verdiniz?

Çalışma hayatımı sonlandırmamın ana nedeni ikiz erkek çocuklarımın üniversiteye iyi hazırlanabilmeleri için danışmanlık yapmaktı. Fakat bir yandan da çalışma hayatımda başımdan geçen olayların yarattığı duyguyu ve bakış açısını mutlaka gençlerle paylaşmalıyım diye düşünüyordum. Çalışma hayatım boyunca gençlerin çok iyi yetişmiş ve bir o kadar da cesur olduklarına tanık oldum. Bu yüzden tüm çabalarını daha fazla üretmeye adamaları için bir şeyler yapmalıydım. Ben de yollarına kitap yazarak çıkmak istedim. Tam bir sene boyunca hem evdeki gençleri yetiştirdim hem de detaylı araştırmalar yaparak kitabımı yazdım.

Özellikle iş hayatına yönelik bir kişisel gelişim kitabı yazmak istemenizin sebepleri neler oldu?

Çalışma hayatımdaki gözlemlerimi en iyi şekilde ifade edebileceğim yöntem, bir kitap yazmaktı. Ayrıca bu kitapla çalışanların kişisel gelişimlerine de katkı sağlayabileceğime inanıyordum. Yazmak istememin sebeplerine bir kaç örnek verecek olursam eğer; öncelikle çalışanlar bilmedikleri işleri de yapabileceklerine inanmıyorlar, anlık karar alıp bu karara kilitlenmekten korkuyorlar, sorunun değil sonucun parçası olmayı hedeflemiyorlar ve en önemlisi de hatalarından keyif almayı bilmiyorlar.

İş hayatında size “Bu işin altından nasıl kalkacağım?” dedirten zor anlar yaşadınız mı?

Bir gün yeni teknolojiler kullanılarak bir çağrı merkezi kurulması görevi verilmişti. Benden bilgisayar programının yazılması, donanımının kurulması istenmiş, üstüne bir de müşteri temsilcilerinin hizmet vereceği operasyon merkezinin kurulmasını da dâhil etmişlerdi. Önce bir çağrı merkezinin yapısının nasıl olması gerektiği konusunda bilgi birikimi kazanmalıydım. Bu iş nasıl yapılırdı ki! Çünkü uzun yıllar bilgisayar yazılımcısıydım! “Ne anlarım bu işten” diye çok uykusuz geceler geçirdim. Kendimle mücade etmek yerine gecemi gündüzüme katarak çok çalışıp sonuca ulaşma yolunu seçtim. Yani sonucun bir parçası olmalıydım. Yolun sonunda yeni teknolojileri içinde barındıran bir çağrı merkezi kurulmuştu. İki yılın sonunda da 10 kişiden oluşan çağrı merkezi operasyon ekibi 250 kişiye çıkmış ve bankaya hizmet eder hale gelmişti.

“Zor anlarla baş edebilmenin en iyi yolu sorunun parçası olduğumuzu kabullenmektir” diyebilir miyiz?

Kesinlikle diyebiliriz. Sonuç yolunda ilerlerken bizim yüzümüzden sorun olmasa bile sorumluluğunu hissetmeliyiz. Başkaların hatalarından ders çıkarmalıyız. Aynı hatayı bizim de yapmamız için yeterli zamanımız olmadığını bilmeliyiz. Tabii ki biz de hata yapma hakkımızdan hiç bir zaman vazgeçmemeliyiz. Hatalarımıza “İşte başarılı olmamızı sağlayacak bir başka neden” diye bakmalıyız. Fakat tüm bunlardan keyif alırken gözümüzü sonuçtan ayırmamalıyız. Sorunun sorumluluğunu almakla ilgili bu hikâyeyi çok severim. Bir Amerikalı kadın gazeteci, Atatürk’e, “İşlerinizde nasıl başarılı oluyorsunuz?” diye sormuş ve şu cevabı almıştı: “Ben bir işte nasıl başarılı olacağımı düşünmem. O işe neler engel olur diye düşünürüm. Engelleri kaldırdım mı, iş zaten kendi kendine yürür.”

Kitabınızda bahsettiğiniz “Işığınızı Yakalayın!” sözü dikkat çekiyor. Kendi iş hayatınızda ışığınızı yakaladığınız anlardan bahsederek bu anları kaçırmamanın yollarını paylaşır mısınız?

Aslında o anlar çok ama bir kısmını paylaşaşabilirim. Detaylarını ise kitabımda bulabilirsiniz. Çalışma hayatında fırsatlar, anlar hatta hatalar bile hep bir ışık olarak karşımıza çıkar. Hepimiz mutlaka ışığımızı görürüz ama kaçımız bunları bizim ışığımız olduğunu fark edebiliriz ki. Paylaşacağım bu ışıkların ne ifade ettiğini kitabımda belirttiğim gibi aktararırsam o zaman size bir anlam ifade edecektir. Biliyormuş gibi yapmak; öğrenmemeniz için bir sebebin olmadığı an. Anlık karar; hayatta anlık gelen ve kaçtı mı arkasından yas tutulan şansların geri çevrilmediği an. Diğer tüm insanlardan iki kat fazla çalışmak; tüm insanların sizden daha fazla bilgili ve çalışkan olabileceği paranoyasıyla da yarıştığınız an. Sorunun değil, sonucun parçası olmaya özen göstermek; sonuç yolunda ilerlerken karşılaştığınız sorunlarda her zaman rol almak zorunda olmadığınızı fark ettiğiniz an. Fark yarat; işinizi herkes gibi yaparken fark yaratacak noktaları yakalayabildiğiniz an. Yapılan hatalar sana ait olmasa bile payına düşen bir ders var mı? Başarının doruğunda bile olsan acımasızca kendini eleştirebildiğin an.

Yoğun çalışma hayatında kendimize ve ailemize zaman ayırmanın öneminden ve aslında bunun her şeyin başı olduğundan bahsediyorsunuz. Bu durumda “Kariyer mi özel hayat mı?” sorusunun cevabını nasıl vermek gerekir?

Kitabımda her ikisinin de beraber yürüyebileceğini anlatmaya çalıştım. Ama en kırılgan olanı ise ailemizdir. Eğer öncelik vermek zorunda kalırsak tabii ki ailemizi tercih etmeliyiz. Evet, hem anne hem bakımlı kadın hem de iş kadını olarak işimiz zor. Fakat hepsini paralel yürütebilmemizin en önemli şartı zaman planlamamızı iyi yapmak. Zaman bizi değil biz zamanı yönetelim. Yani zamanın, patronun bizim olduğumuzu bilmesini sağlamalıyız. Bunun için de sınırlarımızı zorlamalıyız. Çok zor ama mümkün. Bunun sonunda kadınlar olarak arkamıza yaslanıp zaferimizin keyfini çıkaralım.

Son olarak çalışırken de mutlu olmanın nasıl mümkün olacağını anlatır mısınız?

Yaptığımız işin bazen ciddiye alınacak bir şey olmadığını keşfedip çalışma hayatında eğlenmenin bir sakıncası olmadığını bilmek gerekir. En yoğun çalışmaların ortasında bile eğlenecek mutlaka bir kaynak bulabiliriz. Bunun için çok güzel dostluklar biriktirmeliyiz. Bir de eğlenebilmeniz için isteğiniz, sonra da uygulamaya geçmek için seçtiğiniz bir dostunuz olmalı. Unutmayın çalışma hayatı sizden daha değerli değildir.
İrem CEYLAN / Kariyer.net
>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 22.11.2015 11:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394