Yıl 2016, Rehberlik Ne Durumda?

Anaokullarından liselere kadar her okul türünde bulunan rehberlik servisleri, okulun genel işleyişinden kopuk bir halde işlev gösteriyor

banner396

Yıl 2016, Rehberlik Ne Durumda?

Anaokullarından liselere kadar her okul türünde bulunan rehberlik servisleri, okulun genel işleyişinden kopuk bir halde işlev gösteriyor

10 Şubat 2016 Çarşamba 01:01
Yıl 2016, Rehberlik Ne Durumda?
 Anaokullarından liselere kadar her okul türünde bulunan rehberlik servisleri, okulun genel işleyişinden kopuk bir halde işlev gösteriyor. Zaten problemli olan eğitim sistemi içerisinde rehberlik servislerinin genel kurum kültüründen uzak oluşu, problemleri daha da çetrefilli hale getiriyor.

Okullarda rehberlik servislerinin uğraşmadığı konu yok gibi. Akademik başarı, sınavlar, velilerin talepleri, akran ilişkileri, ergenlik problemleri, hırsızlık, madde bağımlılıkları, okul çeteleri gibi konuların hepsiyle uğraşan rehberlik servisi, çözüm bulması istenmesine rağmen, nedense eğitimci olarak değil de farklı bir alanda hizmet veriyormuşçasına algılanıyor. Hatta bu algı “tek başına çözer” anlayışına kadar ilerliyor ve yalnız bırakılıyor.

İlkokullarda sınıf öğretmenleri sınıflarına çok hâkim oldukları için, bu okullardaki rehberlik servisleri genel çerçeve planlarının işleyişini sağlayabiliyor ve olası problemlerle sınıf öğretmenleri ile birlikte mücadele veriyor. Sınıf öğretmenleri öğrencilerin yeri geliyor annesi-babası gibi davrandıkları için, öğrencilerinin her türlü probleminden haberdar olmak istiyor ve çözüm sürecinin mutlaka bir parçası oluyorlar.

Oysaki ortaokul ve liselerde, birden fazla şubeye derse giren öğretmenler, sınıf rehberlik sisteminin Bakanlık marifetiyle çökertilmesinden sonra, öğrencilerini tanımaya vakit ayıramıyorlar. Vakit ayıran da kendi dersinden fedakârlık edip, o derste rehberlik yapmaya çalışıyor. Hal böyle olunca da problemli öğrenciler, okul idaresinin de katılımıyla, rehberlik servisine yönlendiriliyor ve öğretmenler çözümün parçası olmaktan çok uzak kalıyor. Problemi olan öğrencilerin demografik durumları, sosyo-ekonomik yapıları, zihinsel, duygusal ve eğitsel hallerinin hepsini rehberlik servisi incelemek-araştırmak zorunda kalıyor. Bu da sayıları zaten yetersiz olan rehber öğretmenler için büyük bir zaman kaybına yol açıyor.

Rehberlik servislerinin yalnız bırakılmasının sonucunda ilgin durumla ortaya çıkabiliyor. Öğrencinin probleminin çözülüp çözülmediğini bile takip etmeyen diğer öğretmenlere, yine rehberlik servisi bilgi vermek zorunda kalıyor. Bazı öğrencilerin örneğin Rehberlik Araştırma Merkezleri’ne sevki gerekiyor. Oradan öğrenci için özel eğitim sınıfına alınmasına dair rapor geliyor. Öğrenci önceki sınıfından alınıyor, listeden siliniyor, yeni sınıfına dahil ediliyor. Derse giren öğretmen de ancak yoklama alırken öğrencinin yokluğunu fark ediyor. Muhtemelen de sınıftaki öğrenciler, o öğrencinin akıbeti ile ilgili bilgi veriyorlar ve sonra öğretmen rehberlik servisine canı isterse uğrayıp bilgi alıyor. Çoğu zaman da uğramıyor bile.

Rehber öğretmenlere bakış açısı özelikle bu yıl değişti. Boş oturan rehber öğretmene algısı unutuldu gitti. Sebebi meğerse tamamen duygusalmış. Okullarda çoğu öğretmen kurs açıp, ek derslerini ikiye katlayınca, rehber öğretmenler hakkında, önceden bloglarda, forumlarda ve sosyal medyanın diğer organlarında yapılan yorumların yerine sessizlik hakim oldu. Meğerse durum tamamen, ek ders ücreti ile ilgiliymiş. Şimdi herkes rahatlayıverdi.

Öğrencilerin fiziksel, zihinsel, sosyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının farkına varmadan yaklaşım sergilemek, rehberlik servisinin işini bir hayli zorlaştırıyor. Öğrencinin tüm motivasyonunu harap edip, öylece rehberlik servisine gönderirseniz, doğal olarak mucize beklemeyeceksiniz. Bir yandan öğrenci psikolojisinden anlamayan eğitimciler, bir yandan fazla beklenti içine giren aileler, diğer yandan yaş gruplarına ait heyecanlar…… O öğrencinin yerinde kimse olmak istemez. Hem büyüyüp, hem bir anne-babanın çocuğu olup, hem başarılı bir öğrenci olmaya çalışmak, diğer yandan değişen duygu ve heyecanlarıyla baş etmeye çalışmak öğrencileri çok kırılgan bir yapıya dönüştürüyor. O yüzden rehberlik servislerinin de biraz daha sosyal olup, diğer tüm branşlarla kaynaşması gerekiyor.

Tüm bu tespitler, her okulda durumun böyle olduğu anlamına gelmiyor tabi. Okulun kilometre taşı olmayı başarmış bir sürü rehber öğretmen var. Onlar zaten önümüzde güzel örnek oluyorlar.

Öğrencinin bütünsel olarak değerlendirilememesinin sebebi sınav odaklı yaklaşımlar. Öğrencin sadece zihinsel aktivitelerini ön plana çıkartan, diğer taraftan fiziksel, psikolojik ve sosyolojik yönlerini unutan eğitim sistemi, öğrenciyi, öğretmeni, idareyi ve velileri amansız bir yarışa sürüklüyor. Hiçbir toplantıda okul müdürlerine, “öğrencilerinizden kaçı mutlu” diye soran büyük müdür duydunuz mu? Kaç ailede çocuğuna “ öğrenci olmaktan mutlu musun, seni üzen bir şey var mı” diye soruluyor? Ne yazık ki hal böyle olduğu sürece rehberlik servislerinin uğraştığı konular hep aynı olacak.

Bir ara önleyici-koruyucu rehberlik hizmetleri diye bir anlayıştan bahsedildi. Bu eğitim felsefesinde hiçbir rehberlik servisi bu anlayışta bir rehberlik hizmeti sunamaz. Ancak ve ancak kriz odaklı, krize müdahale eden, anlık çözümler gerektiren bir anlayış hakim olabilir. Rehber öğretmenlerin norm kadro hesaplaması bu duruma neden oluyor. Sayı 500’ü bulmadıkça ikinci bir rehber öğretmen atanamıyor. Sayının 480 ile 490 arasında sürekli değiştiğini ama hiçbir zaman 500’ü bulmadığını düşünün. Tek rehber öğretmen mecburen bu kadar kalabalık bir öğrenci grubuna ancak kriz odaklı rehberlik anlayışı ile hizmet verebilir. Hepsine ulaşıp önleyici rehberlik uygulaması mümkün değil.

Rehber öğretmenlerin okullarda psikolojik danışma temelli eğitim almaları, bir sürü terapötik beceri kazanmaları okullarda işlerine yaramıyor. Tüm bu beceriler unutulup gidiyor. Yerini daha farklı bir rehberlik anlayışına bırakıyor. Tüm lisans programında öğretilen “rehberlikte gönüllülük esastır” ilkesi yerini, idareciler, öğretmenler ve veliler tarafından zorla rehberlik servisine yönlendirilme ilkesine bırakıyor. O yüzden de psikolojik danışma yerine rehberlik yapılabiliyor.

Oysa rehber öğretmenlerin okul ile iç içe olması, onlara psiko-akademik bir anlayış kazandırması, öğrencileri zihinsel olarak geliştirirken, sosyolojik ve fiziksel olarak da desteklemeleri sağlanabilir.

Konudan konuya atlarken son olarak değinilmesi gereken konu ise şu; bu kadar gerçekçi problemlerle PDR anabilim dalından mezun olan psikolojik danışmanlar bile uğraşamazken, farklı farklı alanlardan, 3-5 günlük kurslar ile PDR alanına öğretmen devşirilmesi trajikomik bir durum. Alan mezunu mevcut rehber öğretmenler ile bu problemin üstesinden gelmekte zorlanan Bakanlığın yapacağı en temel şey aslında basit. 

Rehberlik branşına daha fazla atama yapacak, gerekirse ara dönemlerde atama yapacak, ardından öğrenci başına düşen rehber öğretmen sayısında yeni bir düzenlemeye gidecek. İdeali ise 150 öğrenciye 1 rehber öğretmen şeklinde olmalı. O zaman o rehber öğretmen bu öğrencilerin her türlü durumlarıyla ilgilenebilir. Popüler olan eğitim koçluğunu üstlenebilir, öğrencilerin fiziksel, zihinsel, sosyolojik ve psikolojik durumlarının hepsi ile alakadar olabilir. Olayı biraz daha ileri boyutta düşünürsek, her yıl rehberlik servislerine öğrencilerle ilgilenmesi için bütçe bile ayrılabilir. Bu bütçe ile ev ziyaretleri yapılabilir, telefon görüşmeleri ile öğrenci sıkı bir takibe alınabilir, geziler düzenlenebilir. İşte o zaman öğrencilerimizi tüm kötü alışkanlıklardan koruyabiliriz. Kendisiyle bu kadar ilgilenilen bir öğrenci vatanını, bayrağını, kitabını da sever.


>>2018 LİSE-ÖNLİSANS KPSS'YE GİRECEK ADAYLAR DİKKAT!!!


Son Güncelleme: 10.02.2016 01:08
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394