Sınava Bağlı Depresyon Yaşı 11'e Kadar Düştü

Yapılan araştırmalara göre sınava bağlı depresyona giren öğrencilerin yaşı 11'e kadar düştü. Detaylar haberimizde...

banner396

Sınava Bağlı Depresyon Yaşı 11'e Kadar Düştü

Yapılan araştırmalara göre sınava bağlı depresyona giren öğrencilerin yaşı 11'e kadar düştü. Detaylar haberimizde...

20 Aralık 2015 Pazar 12:35
30 Okunma
Sınava Bağlı Depresyon Yaşı 11'e Kadar Düştü
Yapılan araştırmalara göre sınava bağlı depresyona giren öğrencilerin yaşı 11'e kadar düştü. Detaylar haberimizde...

Son yıllarda yerinde duramadıkları için “hiperaktivite” şüphesiyle psikologlara giden çocukların yerini, “erken çocukluk depresyonu” şüphesiyle psikoloğa giden çocuklar aldı. 17 yaş sonrası yaşanılan sınav stresi, bugün 11 yaşına kadar düşmüş durumda. Bunun en önemli nedeni ‘proje çocuklar’. Doktor olmak isteyip de gerçekleştiremediği çocukluk hayalini çocukları sayesinde hayata geçirme arzusu ile yanıp tutuşan ebeveynlerin ‘proje çocuk’ hedefleri. Çağın vebası olarak adlandırabileceğimiz proje çocuk ne demek? Çocukları nasıl etkiliyor, onlarda nasıl izler bırakıyor? Uzman Psikolog Z.Deniz Aktan anlattı.

Çağın Vebası, Proje Çocuk!
Bir varmış bir yokmuş, eskiden okuldan gelince önlüklerini bir kenara atıp sokakta özgürce oynayan, kızdığında ittiği arkadaşının iki dakika sonra boynuna sarılıp özür dileyen, kahkahaları mahalleleri çınlatan, nefesleri kesilene kadar koşturup susayınca annelerine seslenip su isteyen çocuklar varmış. Yıllar gelmiş, geçmiş, artık çocuklar koşturdukları için değil de içinden çıkamadıkları ders kitapları arasında bir soluk alsınlar diye su istemeye başlamışlar. Ama bu kez sesleri sokaktan değil, çalışma masalarından gelir olmuş…

Her ne kadar masal gibi gelse de kulağa, böyle yaşadık biz çocukluğumuzu; sıkılmadan, bunalmadan, oksijeni çekerek beynimizin en derinlerine. Peki ya bugün? Bugünün çocukları nasıl yaşıyor hayatlarını? Ne kadar özgürler? Kendi istedikleri gibi mi yaşıyorlar çocukluklarını? Ya da kendi hayallerindeki meslekleri mi seçiyorlar? Yoksa ebeveynlerinin onlar için hazırladığı proje geleceğe mi ayak uydurmaya çalışıyorlar. Acaba uydurmaya çalıştıkları o ayakları ne kadar tökezliyor, inciniyor, ters basıyor çizilen yollara.

 “Bizlerin 17 yaş sonrası yaşadığımız sınav stresini onlar şimdilerde 11 yaşlarında tecrübe etmeye başlıyor. Hal böyle olunca da önceden ancak yerinde duramadıkları için “hiperaktivite” şüphesiyle psikologlara giden çocuklar, bugünlerde sınav kaygısı dolayısıyla depresyon şüphesiyle aşındırıyorlar bizlerin kapılarını.”
Günümüz Türkiye’sine şöyle bir bakınca denilebilir ki; gerçekten zor bu devrin çocuklarının işleri. Bizlerin 17 yaş sonrası yaşadığımız sınav stresini onlar şimdilerde 11 yaşlarında tecrübe etmeye başlıyor.

Hal böyle olunca da önceden ancak yerinde duramadıkları için “hiperaktivite” şüphesiyle psikologlara giden çocuklar, bugünlerde sınav kaygısı dolayısıyla depresyon şüphesiyle aşındırıyorlar bizlerin kapılarını. Peki, kim için? Hemen cevap veriyorum, hep doktor olmak isteyip de gerçekleştiremediği çocukluk hayalini kızı sayesinde hayata geçirme arzusu ile yanıp tutuşan idealist anne için. Belki de avukat olmak isterken kendini memur olarak bulan babanın kendince gerçekleştiremediği büyük adam olma arzusunu oğlu sayesinde bastırabilmesi için.

Peki, burada bitiyor mu çocukların çilesi? Maalesef bitmiyor… Bir de şimdilerde çocukluğuna baktığında bale yapmadığı için pişman olan ve aslında arkadaşlarıyla oyun oynamak isteyen kızını tatil günlerinde zorla bale kursuna gönderen güzel annelerinin egolarını tatmin etme zorunluluğu var çocukların.

Diğer yandan kendisi çocukluğunda öğrenemediği için oğlunun piyano çalmayı öğrenmesini hedefleyen (dikkatinizi çekiyorum bu oldukça güçlü bir duygu “başkası adına bir şey hedeflemek”) ve piyano çalan oğluyla gurur duymak isteyen idealist babaların arzularına hizmet etmek de diğer önemli görevleri zavallıların.

“Asıl acı olan ise en son ortaya çıkan durum; kendilerine erişkin diyebilene kadar ebeveynlerinin çizdiği yola giden çocuklar, üniversiteye başladıklarında ancak kendilerine gelebiliyorlar.“


En merak ettiğim ise kaç anne ve babanın uzman görüşüne başvurduktan sonra gerçekle yüzleşerek çocuklarını birer proje gibi görmekten vazgeçtikleri? Asıl acı olan ise en son ortaya çıkan durum; kendilerine erişkin diyebilene kadar ebeveynlerinin çizdiği yola giden çocuklar, üniversiteye başladıklarında ancak kendilerine gelebiliyorlar. Bu kez sınıflarda “ben zaten işletmeci olmak istemiyorum, bitirince psikolojiye yönelmeyi planlıyorum”ya da“ ben zaten tercüman olmak istemiyorum anaokulu açasım var” gibi dersteki hocaları şaşırtan sesler yükselmeye başlıyor.

Peki, sonuç ne? Yine hemen söyleyeyim; ebeveynin proje çocuk hedefiyle baskı altında kalarak ezilmiş ve yaşanamayıp heba olmuş bir çocukluk. Yıllarca kurslara dershanelere ödenen onca paraya rağmen üniversite dönemine gelen öğrencilerin aslında olmak istemedikleri kimliklere bürünme çabası. En önemlisi ise baskı altında geçirilen onca yıla rağmen, piyasanın “anaokulu açmak isteyen turizmciler” ile “ses yarışmalarına katılıp hayallerine ulaşmaya çalışan psikologlarla” dolu olması.

Gelin çocuklarımıza bu kötülüğü yapmayalım.


En iyiyi düşündüğümüzü varsayarak çocuklarımızın hayatlarını ellerinden almayalım. Onları biraz özgür bırakırken, biraz da güvenelim ki; birer birey olma çabası içerisinde kendileri çizsinler rotalarını.

İster mühendis, ister doktor ister ressam isterlerse satış elemanı olsunlar ama bırakalım istedikleri işte mutlu olsunlar. Çünkü kendisi istediği için satış elemanı olan bir çocuk, annesi istediği için avukat olan bir kızdan büyük olasılıkla çok daha başarılı olacaktır.

Biri özgürce seçtiği işi yapıp satış elemanı olarak başladığı yoluna belki de önemli mağazalar zincirlerinde yönetici olarak devam edebilirken iyi bir kariyerin yanı sıra on bin dolarlar kazanacak, diğeri de istemediği bir işi yapmanın mutsuzluğuyla, her kaybettiği dava için ağlayıp büyük olasılıkla kendini hırpalayacaktır.

Tüm bunları düşünerek, Powell’ın da dediği gibi “özgürlüğün dışsal bir ayarlama değil de içsel bir kazanım olduğunu” göz önüne alarak, izin verelim de çocuklarımız bizim istediğimiz “proje adamını” değil de kendi istedikleri “adamı” olsunlar.

Yapılan araştırmalara göre sınava bağlı depresyona giren öğrencilerin yaşı 11'e kadar düştü. Detaylar haberimizde...

>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 20.12.2015 05:38
Anahtar Kelimeler:
DepresyonSınav11 Yaş
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394