Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının tepkileri

Türkiye’nin eğitim sisteminde bir şeylerin epey yanlışgitmekte olduğu konusunda (öğretmenler dâhil) herkes hemfikir.

banner396

Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının tepkileri

Türkiye’nin eğitim sisteminde bir şeylerin epey yanlışgitmekte olduğu konusunda (öğretmenler dâhil) herkes hemfikir.

01 Ocak 2012 Pazar 23:23
101 Okunma
Öğretmenlerin ve öğretmen adaylarının tepkileri

Türkiye’nin eğitim sisteminde bir şeylerin epey yanlışgitmekte olduğu konusunda (öğretmenler dâhil) herkes hemfikir. Ancak bu durumukendileri de kabul ediyor olmalarına rağmen, çoğu öğretmenin bu sorunlar veözellikle de bu sorunlardaki payları dile getirildiğinde ilk tepkisi...


Türkiye’nin eğitim sisteminde bir şeylerin epey yanlışgitmekte olduğu konusunda (öğretmenler dâhil) herkes hemfikir. Ancak bu durumukendileri de kabul ediyor olmalarına rağmen, çoğu öğretmenin bu sorunlar veözellikle de bu sorunlardaki payları dile getirildiğinde ilk tepkisi çözümüretmek değil, savunmaya geçmek oluyor. Eğer eğitim sistemindekisorunlar mevcut öğretmen kadrosu ile çözülecekse, bu kadronun köklü bir meslekiçi eğitime tabi tutulması ve hâkim algılarının mümkün mertebe yıkılmasıgerekiyor.



Takriben iki aydır yazmakta olduğum yazılar hakkındaöğretmenlerden ve öğretmen adaylarından çok sayıda ileti aldım. Bu iletilerinçok büyük bir kısmı (ne yazık ki) bozuk bir imla ile yazılmış olan hakaretmesajlarından ibaretti. Küfür etmek, bela okumak ve “Akıllı ol!” uyarısındabulunmak yerine aklı başında bir üslupla düşünce ve tecrübelerini paylaşanlarda elbette yok değildi. Ancak maalesef genel içinde küçük bir orana karşılıkgeliyorlardı.



İletiler sayıca çok olsa da, içerdikleri argümanlarıbirkaç maddede özetlemek mümkün. Ancak ilginçtir ki, bu argümanların neredeysehiçbiri, yazılarla aslında doğrudan ilgili değil. Ama yine de hepsini kısaca daolsa yanıtlamaya çalışacağım.



• “55 bin atama sözü verildi ama sadece 11 bin kişiatandı; mağdur edildik.”



Bunda şaşırılacak bir şey yok. Politikacıdır; sözverir, tutmaz... Ama ortada gerçekten bir mağduriyet var mı emin değilim. Çünkübu söz, ilgili öğretmen adayları eğitim fakültelerine girmeye karar vermedenönce verilmemişti.



• “Öğretmenlik mezunu olmayan ücretli öğretmenleryerine bizi atamaları gerekir.”



Prensipte elbette doğru. Ama uygulamadaki performansfarklılıklarını karşılaştırmak da eğitim fakültelerinin işlevi konusunda ayrıcaufuk açıcı olabilir. Diğer yandan, Türkiye’deki eğitim sistemi ya daöğretmenleri konu alan ilgili ilgisiz her eleştiriye “55 bin atama sözü” ve“ücretli öğretmenler” argümanı ile karşılık vermek pek makul değil.



• “Öğretmen terörü eskidendi, şimdi asıl öğrenciterörü var.”



Özellikle son iki haftadır öğretmen terörünü bizzatyaşadım. (Hatta buna bir de “öğretmen adayı terörü” dâhil oldu!) Öğretmenterörü sürüyor –ve hatta öğrenci terörünü de körüklüyor. Bu tavırlar (ve dahada önemlisi bu zihniyet) varolduğu müddetçe, bu sorun da çözüme kavuşmayacak.Okullarda dayağın azalmış olduğu doğru. Ama şiddet hâlâ tümüyle ortadan kalkmışdeğil. Diğer yandan, özellikle küçük yaştaki öğrencilerin psikolojilerindeciddi yaralar açan “tembel” ya da “aptal” gibi sözler, Türkiye’de halen değil“öğretmen terörü”, bir problem olarak dahi görülmüyor.



• “Maaşımız az.”



Çok sayıda öğretmenin yazılanlara herhangi bireleştiri getirmek ya da katkıda bulunmak yerine doğrudan konuya girip, “Az maaşalıyoruz, biraz da bunları yaz” mealinde kısa mesajlar göndermiş olması,atanmış olanların beklentilerinin atama bekleyenlerden çok farklı olmadığınıima ediyor. Konu ne olursa olsun maaşlardan yakınmak, çoğu öğretmen içinneredeyse otomatik bir tepki haline gelmiş gibi.



• “Bütün öğretmenleri genellemeyin, çok iyiöğretmenler de var.”



Otoriter ve işini iyi yapamayan öğretmenlerinyaygınlığından söz etmek başka, genellemek başkadır.



• “Siz öğretmenlere takmışsınız.”



Bu çok yaygın bir tepki. Farklı konularda yazdığım heryazı dizisi bu çerçevede tepkiler aldı. Bu tepkilerin ortak noktası, oturup birkonuyu farklı yönleriyle ele alan birkaç yazı yazan birine yazılarındakiargümanlar üzerinden cevap vermek yerine, bu kişinin ilgili konuda “takıntılı”olduğunu iddia etmek. (Kaldı ki, bir insanın takıntılı olduğu kabul edilsebile, bu durum, argümanlarının geçerliliğine herhangi bir zarar vermez.)



• “Bizimle neden uğraşıyorsunuz?”



Öğretmenlerimiz, kimi meslektaşları ile ilgilisorunlar dile getirildiğinde, kitlesel olarak hedef alındıklarını düşünüyorgibiler. Bu pek anlamlı değil. Dahası, öğretmenlik ve benzeri önemli kamuhizmetlerinde bulunan insanların böyle tepkiler göstermesi özellikle anlamsız.Çünkü her kamu görevi (tanımı gereği) halkı yakından ilgilendirdiğinden, bugörevleri yerine getirenler, (en azından demokrasilerde) medyanın,müfettişlerin, savcıların, sivil toplum örgütlerinin ve sivil vatandaşlarınsürekli yakın merceği altında olurlar. Bir başka deyişle, demokrasilerde,kamu görevlileriyle sürekli “uğraşılır”. Hem kamu görevinde bulunup hemde layüsel olmayı beklemek kabul edilemez.



• “Gasteci eğitimden ne anlar; bize işimiziöğretmeyin.”



Bir başka layüsellik arayışı. Peşinhükümlülükde cabası. Bu kadar emin konuşmamak lazım. Ben gazeteci değilim. Türkiye’dekipek çok öğretmenin eğitimciliği de tartışılır.



Sonsöz



Türkiye’nin eğitim sisteminde bir şeylerin epey yanlışgitmekte olduğu konusunda (öğretmenler dâhil) herkes hemfikir. Ancak bu durumukendileri de kabul ediyor olmalarına rağmen, çoğu öğretmenin bu sorunlar veözellikle de bu sorunlardaki payları dile getirildiğinde ilk tepkisi çözümüretmek değil, savunmaya geçmek oluyor. Eğer eğitim sistemindekisorunlar mevcut öğretmen kadrosu ile çözülecekse, bu kadronun köklü bir meslekiçi eğitime tabi tutulması ve hâkim algılarının mümkün mertebe yıkılmasıgerekiyor.

 



Serdar KAYA / TARAF


>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 01.01.2012 23:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394