'Eğitim Fakülteleri Yeniden Yapılandırılmalı!'

  Bir ülkedeki yükseköğretim sistemi ve bunun uygulanmasını içeren model değişiklikleri, ancak daha önceki sistem ve uygulamalar bilimsel değerlendirmelerle ele alınıp, gelişim ve değişimin zorunlu olduğu saptandığında gerekli olabilir.

banner396

'Eğitim Fakülteleri Yeniden Yapılandırılmalı!'

  Bir ülkedeki yükseköğretim sistemi ve bunun uygulanmasını içeren model değişiklikleri, ancak daha önceki sistem ve uygulamalar bilimsel değerlendirmelerle ele alınıp, gelişim ve değişimin zorunlu olduğu saptandığında gerekli olabilir.

13 Aralık 2012 Perşembe 11:42
102 Okunma
'Eğitim Fakülteleri Yeniden Yapılandırılmalı!'

 

"Bir ülkedeki yükseköğretim sistemi ve bunun uygulanmasını içeren model değişiklikleri, ancak daha önceki sistem ve uygulamalar bilimsel değerlendirmelerle ele alınıp, gelişim ve değişimin zorunlu olduğu saptandığında gerekli olabilir. Böyle bir bilimsel değerlendirmeye...


 



"Bir ülkedeki yükseköğretim sistemi ve bunun uygulanmasını içeren model değişiklikleri, ancak daha önceki sistem ve uygulamalar bilimsel değerlendirmelerle ele alınıp, gelişim ve değişimin zorunlu olduğu saptandığında gerekli olabilir. Böyle bir bilimsel değerlendirmeye dayanmayan değişiklikler, insan gücü ve etkinlik düzeyi açısından olduğu kadar ekonomik açıdan da savurganlığa neden olur. Bu çerçeve içinde, Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Eğitim Fakülteleri’nin yeniden yapılanmasına ilişkin aşağıdaki önerileri ilgili makamlar ve kamuoyu ile paylaşmayı uygun görmüştür:


 


1. 1982 yılında kurulan Eğitim Fakülteleri tüm alanlardaki öğretmenleri yetiştirmekle görevli kurumlar haline gelmiş ve öğretmen eğitiminde var olan istenmedik çeşitliliği sona erdirerek, öğretmen eğitimini bir çatı altında toplamıştır. Türkiye’de Eğitim Fakülteleri çatısı altında öğretmen yetiştirme modelinin 30 yıllık bir geçmişi ve bu geçmişe dayalı bir birikimi vardır. Bu modelin altında yatan felsefe, Eğitim Fakülteleri’nin, öğretmenlik mesleğinin temelini oluşturan çok disiplinli bilimsel tabanı sunma görevi yanında, öğretmenlik mesleğinin çerçevelediği değer, tutum ve davranışların bir çatı altında verilmesini sağlama sorumluluğudur.


 


Bu nedenlerle, geniş bir bilgi birikimini temel alan öğretmenlik eğitiminin, her alanda mutlaka Eğitim Fakülteleri içinde verilmesi önem kazanmakta ve gerekmektedir. Dekanlar Konseyi’nin 15-16 2012 Eylül tarihli IV. toplantısında bu konu, “Öğretmen yetiştirme ya da öğretmen adaylarına mesleki formasyon kazandırma ve mesleki gelişimini sağlama kuruluş amacı gereği Eğitim Fakülteleri’nin asli görevidir” ibaresi ile Eğitim Fakültesi dekanlarının ortak görüşü olarak belirtilmiştir.


 


2. 1997’de Eğitim Fakülteleri’nin yeniden yapılanması süreci içinde, İlköğretim Bölümleri ilk defa Eğitim Fakülteleri bünyesinde yer almış, Bilgisayar ve Öğretim Teknolojileri Eğitimi Bölümleri kurulmuş ve ortaöğretim için öğretmen yetiştirme özgün bir modelle, Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümleri’nde beş yıllık lisansla birleştirilmiş tezsiz yüksek lisans programları olarak 1998 yılından itibaren öğrenci kabul etmeye başlamıştır. Böylece, 1982’de kurulan Eğitim Fakülteleri’ndeki Fen Bilimleri Eğitimi Bölümleri’nde yer alan dört yıllık fizik, kimya, matematik ve biyoloji öğretmenliği programları, 1997 yılından sonra beş yıllık hale gelerek tezsiz yüksek lisans derecesine yöneltilmiştir.


 


3. Alan eğitimi, öğretmenlik meslek bilgisi ve kültür derslerinden oluşacak öğretmen eğitimi, hiçbir ülkede öğretmenlik becerilerinin tümünü iletememektedir. Avrupa Komisyonu’nun 2000 yılında yayımladığı Green Paper on Teacher Education in Europe başlıklı raporda iki konu dikkat çekmektedir. Bunlar, öğretmen eğitiminde çeşitli modellerin, ya alan bilgisi açısından yeterli olmadığı veya eğitim bilimleri altında alınmayan eğitimin, mesleki kimlik oluşumu için olanak sağlamadığıyla ilgilidir.


 


Ancak Türkiye’de bu sorun, özgün bir modelle çözüme kavuşmuştur. Tezsiz yüksek lisans programları, 1982-1997 arası elde edilen verileri ve birikimi temel alan özgün bir model olarak ülkemizde işlevsel hale gelmiştir. Bu programlara talip olan öğretmen adayları, Fen-Edebiyat Fakülteleri’ne aynı alanlara müracaat edenlerden daha yüksek puanlar yansıtır hale gelmiş ve bazı üniversitelerde bu model çerçevesinde elde ettikleri etkinlik düzeyleri, dünyanın her yerinde etkin öğretmen olabileceklerini kanıtlamıştır.


 


4. Türkiye Cumhuriyeti Yüksek Öğretim Kurumu ve Milli Eğitim Bakanlığı, 1990’lı yıllardan itibaren fen ve matematik alanlarında öğretmen eğitimine katkıda bulunacak akademisyenleri yetiştirmek için büyük çaba göstermiştir. Yurt dışında da 90’lı yıllardan sonra ivme kazanan fen ve matematik alanları eğitiminde akademik kadroları oluşturmak için Türkiye Cumhuriyeti çok sayıda doktora öğrencisini ağırlıklı olarak Amerika Birleşik Devletleri’ne göndererek bu konuya büyük kaynak aktarmıştır.


5. 1997’de Eğitim Fakültelerinin yeniden yapılanması sürecinde, bu fakülteler içinde oluşan Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümleri, Avrupa’dan önce, lisansla birleştirilmiş tezsiz yüksek lisans programları çerçevesinde, yurt çapında donanımlı öğretmen yetiştirmeye başlamıştır.


 


Türkiye’de 1997’de oluşan tezsiz yüksek lisans programları 2008 yılında Avrupa’da tartışılır hale gelmiş ve ETUCE’un da (European Trade Union Committee for Education) dikkatini çekmiştir. ETUCE, Teacher Education in Europe: An ETUCE Policy Paper adlı 14 Nisan 2008 tarihli yazısında1 şu betimlemeyi yapmaktadır:


 


ETUCE’nin kesin inancı, bugün öğretmenlerin üzerine düşen gerekleri yerine getirebilmeleri için tümünün yüksek lisans düzeyinde eğitilmelerinin hedef alınmasıdır. Öğretmenlerin günümüzde yüz yüze geldiği gerekler, derinlemesine alan bilgisi, ileri düzey pedagojik beceriler, yansıtmacı uygulamalar ve öğretim yöntemlerini her öğrencinin gereksinimlerine olduğu kadar bütün öğrenci grubunun gereksinimlerine de uyarlama becerileri, onların yüksek düzeyde eğitimli olmalarını ve yüksek lisans eğitim düzeyinin özellikleri olan bilgiyi bütünleştirerek karmaşıklığı idare edebilme becerileriyle donatılmış bulunmalarını şart koşmaktadır.


 


6. Gerek Eğitim Fakültelerinin yeniden yapılanması gerekse alan eğitimi veren akademisyenlerin nitelik açısından etkinlik düzeylerinin artması, bu bölümlere müracaat eden öğrencilerin profilini değiştirerek giriş puanlarındaki yükselmeye süreklilik kazandırmış ve mezun olan öğretmen adaylarının etkinlik düzeylerini yüceltmiştir.


 


7. Böyle olumlu bir oluşum mutlaka korunmalı ve yaygınlaşmalıdır. Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümleri’ni başka yapılar içine sokmak (örneğin çeşitli enstitüler), süreklilik kazanan bu nitelik artışına ket vuracak, olumlu sonuçlar alınmış olan bir çerçeveyi zaman ve enerji açısından durağanlaştıracak ve alan gelişimini sorunlu hale getirecektir.


 


Nesillerin etkinlik düzeyini belirleyen öğretmen yetiştirme modellerini, olumlu verilere karşın değiştirmeye çalışmak büyük problemleri oluşturur ve olumlu süreçleri kesintiye uğratır. Eğitim Fakülteleri’nin yapılarını bilimsel veriler desteği olmadan tekrar değiştirmek, elimizdeki gurur duymamız gereken sonuçlarla bağdaşmamaktadır.


 


8. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin öğretmen yetiştirme modeli aşağıdaki çerçeve içinde sunulmaktadır:


a. Ortaöğretim Fen ve Matematik Alanları Eğitimi Bölümleri mutlaka Eğitim Fakülteleri içinde yer almalıdır.


b. Giderek niteliği artan öğrencilerin bu bölümlere alınmaları sürdürülmeli, ancak ek puan uygulamasından vazgeçilmelidir.


c. Bu bölümlerdeki öğrenciler, alan derslerini ilgili fakültelerin bölüm ve programlarındaki öğrenciler ile birlikte ve aynı düzeyde almalıdır.


d. Öğretmen adayları, pedagojik formasyon derslerini Eğitim Fakülteleri’nin Eğitim Bilimleri Bölümleri’nden, pedagojik alan bilgisi ile alan yöntem bilimi, staj uygulaması ve araştırma derslerini ise kendi bölümlerinden almalıdır.


e. Ortaöğretime fen, matematik ve sosyal bilimlerde öğretmen yetiştiren tüm programlar, Eğitim Fakülteleri içinde beş yıllık lisansla birleştirilmiş tezsiz yüksek lisans programları haline gelmelidir.


Eğitim sistemimizde yapılacak değişikliklerin bilimsel veriler ışığında gerçekleşmesi, farklılıklar açısından büyük kaynak, enerji ve birikimi içinde barındıran toplumumuzun insan gücünü donanımlı hale getirmemizde etkin olacaktır. Boğaziçi Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nde çalışan bilim insanları olarak bu konudaki duyarlılığımızı, dayandığı bilimsel temeller ışığında iletiyor, eğitim alanı içindeki oluşumlara büyük önem veren bir üniversite ve fakülte olarak görüşlerimizin dikkate alınacağını umuyoruz."


 


Boğaziçi Üniversitesi


Eğitim Fakültesi

>>2016 KPSS'YE GİRECEK ORTAÖĞRETİM ADAYLARI DİKKAT!!!

Son Güncelleme: 13.12.2012 11:42
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394