Adayların Yüzde 70'i Stresten Kaybediyor...

  Üniversite sınavına sayılı günler kala sınava girecek adaylar ile ailelerindeki kaygı da azalan süreye ters oranda artış gösteriyor.

banner396

Adayların Yüzde 70'i Stresten Kaybediyor...

  Üniversite sınavına sayılı günler kala sınava girecek adaylar ile ailelerindeki kaygı da azalan süreye ters oranda artış gösteriyor.

19 Mart 2013 Salı 17:23
Adayların Yüzde 70'i Stresten Kaybediyor...

 

Üniversite sınavına sayılı günler kala sınava girecek adaylar ile ailelerindeki kaygı da azalan süreye ters oranda artış gösteriyor. 24 Mart Pazar Günü yapılacak YGS öncesinde hem adaylar hem de ailelerinde ciddi kaygı var. Sınavlara hazırlanırken aşırı kaygılı...


 



Üniversite sınavına sayılı günler kala sınava girecek adaylar ile ailelerindeki kaygı da azalan süreye ters oranda artış gösteriyor. 24 Mart Pazar Günü yapılacak YGS öncesinde hem adaylar hem de ailelerinde ciddi kaygı var. Sınavlara hazırlanırken aşırı kaygılı olmak ağırlıkla suya dalmaya benzer diyen Uzm. Psk. Orhan Gümüşel hem adayları hem de velileri uyararak bazı hatırlatmalarda bulunuyor.


 


 


 


 


 


 


 


 


ÖSYM’nin 2013 sınav takvimine göre, Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS) 24 Mart’ta, Lisans Yerleştirme Sınavları (LYS) ise 15-16 Haziran ve 22-23 Haziran’da yapılacak.


 


 


 


Üniversite sınav sisteminin ilki olan Yükseköğretime Geçiş Sınavı (YGS), 24 Mart Pazar günü tüm Türkiye genelinde yapılacak. Son haftaya girilirken tüm öğrencilerde hummalı bir hazırlık var. Son kez konu tekrarları yapılıyor, deneme sınavları çözülüyor. Ancak iş bununla bitmiyor. Önemli bir konu daha var ki o da sınavın oluşturduğu stresten uzaklaşabilmek. Öyle ki her yıl üniversite giriş sınavlarında adayların yüzde 70’i, stres nedeniyle önemli puanları kaybedebiliyor. Sınava girecek öğrenci ve ailelerini göz önünde bulundurduğumuzda ise bu sayı milyonları buluyor.


 


 


 


Sınav öncesi, “Sınav, Kaygı ve Stres” üçgeninde ortaya çıkabilecek sorunları Üsküdar Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi Müdürü Uzm. Psk. Orhan Gümüşel ile konuştuk. Gümüşel adaylara ve ailelerine önemli uyarılarda bulundu.


 


 


 


Çıkış noktası başarma-başaramama çatışması


Gümüşel; “Sınav kaygısında esas olan kişinin hissettiği özgüvendeki düşme, gittikçe yoğunlaşan işe yaramama duygusu, öğrenilmiş başarısızlık ve bu gibi başka olumsuz duyguların da paralelinde yol alan kişiden beklentilerin zorlamalarıdır. Bütün bu olumsuzlukları hazırlayan ve hem ruhsal zemini hem de beynin fonksiyonel kullanımını olumsuz etkileyen faktörler ise daha geniş bir yelpazeye yayılmıştır. Kısaca denilebilir ki başarı içi gerekli düzenli, organize ve sistematik adımların oluşturduğu süreç doğru gelişmediği takdirde sınav kaygısını körükleyen ve belki de yıllar boyu besleyen zaman dilimi haline gelebilir.


 


 


 


Temeli erken çocukluk döneminden itibaren süregelen çatışmalara dayanan sınav kaygısının çıkış noktası başarma-başaramama çatışmasıdır. Bildiğimiz bir şey daha vardır ki o da bu çatışmaların yarattığı durum; tartışmasız kaygıdır.


 


 


 


Kaygı nedir?


Kaygı, tehlike ve talihsizlik korkusunun ya da beklentisinin yarattığı tedirginlik veya bunaltı halidir. Kaynağı tanımlanamayan bilinç dışı korku halidir. Kaygının belirtileri; sabırsızlık, hareketlilik, sıcak basması, uyku problemleri, dikkatini toparlayamama, odaklanma sorunları, öğrenme güçlükleri, motor yetilerde küntleşme, boğazında düğümlenme hissi, konuşmada güçlük, konsantre olamama, karın ağrıları, kas ağrıları, boyun ağrıları gibi birçok bilişsel ve somatik yaşantı şeklinde ortaya çıkabilir.


Kavramsal olarak sınav


Sınav, size verilen ya da buldurulan bilgileri daha önceki bilgilerle ilişkilendirerek işlediğiniz halini nasıl ve ne kadar yorumlayabildiğinizle ilgilidir. Güdülen amaç ne olursa olsun sınavın başka bir deyişle sınamanın ya da sınanmanın sonucu size verileni ne kadar içselleştirdiğinizle ilgilidir. Farkınızı yaratan da sonuçta elde ettiğinizdir. Bu yüzden sınav, sonuç endeksli bir olgudur ve bütün sonuç endeksli yaşantılar gibi skor önem taşır. Kısacası sonucunda kaybetmek ya da kazanmak vardır.


 


 


 


Sınav ve kaygı arasındaki ilişki


Sonucunun kazanmak ya da kaybetmek, elemek ya da elenmek olduğu bir yaşantı olarak sınanmanın yarattığı doğal gerginlik kaçınılmaz şekilde kaygı halini alır. Özellikle uzun bir hazırlık sürecini ve eleme özelliğini taşıyan sınavlar ise çok daha büyük anlamlar yüklenmemiş olsalar dahi normal kaygı ölçülerinin dışına çıkabilen genel bir huzursuzluk hali yaratabilirler.


Aşırı kaygı ayaktaki ağırlığa benzer


Yoğun kaygı ile yaşamak, bir şeyler yapmaya çalışmak ayağına ağırlıklar takarak koşmaya benzer. Ulaşmak istediğiniz hedefe ulaşmış olsanız bile artık yeni bir hedefe yönelecek gücünüz kalmamıştır ki çoğu zaman hedefe varmak olanaksızdır.


Yoğun kaygı, kişinin enerjisini çalan kanını emen bir sülük gibidir. Yakanıza yapıştığı andan itibaren kazandığınız her şeyin bir kısmını ona bırakırsınız. Hele uzun ya da orta vadede bir şeyler yapmak durumundaysanız.


YGS ve benzeri sınavlara hazırlanırken aşırı kaygılı olmak ağırlıkla dalmaya benzer dibe çok kolay inersiniz ancak çıkış hiç de o denli çabuk ve kolay olmaz.


Gençlerin sınava karşı yaptıkları stresin dozu ne olmalıdır?


Sınav bir stresör. Kaygı ise bu stresörün olumsuz bir sonucu. Kaygı, aslında ne tür olursa olsun fazlası çok zararlı. Kaygı gerekli, çünkü güdülenmeyi, hedefe yönelmeyi sağlayan odur. Kaygılanmayan insanın hedefleri yoktur. Ama aşırıya kaçtığındaki sorunun birisi şu aslında, öğrencilerin on yıllık bir birikiminin birkaç saatte sınanıyor olması. Evet şu anda koşullarımız böyle yani bizim ülkemizde yüksek öğrenimin bir bedeli var. Bu bedelde böyle bir sınava girmek. Başka ülkelerde de başka türlü yöntemler var. Bizde kaygıyı arttıran o sosyal baskı. Hep kıyas yapmayalım diyoruz ama iki ülke karşılaştırıldığında kaygı bizde daha fazla.


 


 


 


 


Rahatlatmak için yapması gerekenler


Bilinçli, kararlı, tutarlı ve motive olmalılar. Uzun süreli hedef koyanlar motivasyonu canlı tutabilir. Bazı insanlar daha kısa sürede sıkılıp da demoralize oluyorlar. Bir genel hedef olmalı, bunun yanında aşamalı hedefler belirlenmeli. Her hedefe ulaşıldığında ise kendi kendisini ödüllendirmesini bilmeli. Birde yaşama karşı hazırlıklı olmalısınız. Çünkü yaşamın ne zaman size ne getireceğini bilemezsiniz. Tam sınava hazırlanırken yakınlarınız kaza geçirebilir veya ölebilir. Ya da siz sınav anında rahatsızlanabilirsiniz. O yüzden her şeye hazırlıklı olmalısınız. Yaşam kalitenizi iyi tutmalısınız. Kendinizi rutine boğmamalısınız. Sınav her şeyiniz olmaya başladı mı o zaman bitmeye başlıyorsunuz demektir. Enerji tüketimine dikkat etmelisiniz. Enerjinizi tükettiniz mi güçsüzleşirsiniz. Güçsüzlük beraberinde kaygı, endişe getirir. Bu da beynin analitik düşünme ve akıl yürütme yeteneğini kitler. O zaman bırakın soru çözmeyi soruda ne sorulduğunu bile anlayamazsınız. Sınavı kaybettiğinizde ise kendinizi tümden bitirirsiniz.


Çok çalışmak kazandırmıyor…


 Ne yazık ki yanlış bir kanı var. Zannediliyor ki çok çalışmak bu sınavı kazandırıyor. Tam aksine sadece çalışarak bu sınav kazanılmaz. Sadece yorgunluk ve bitkinlik yaratır. Zihinsel süreçleri canlı tutabilmek için çalışmada ve yaşamda düzenlilik esastır. Yaşam kalitesinde düşme olmadan çalışmak gerekir. Kısacası daha önceden nelerden zevk alıyorsa yapmaya devam ancak tadında bırakmak kaydıyla. Ayrıca düzenli spor da beden zindeliğini artıracağı için çok iyi bir rahatlama yöntemidir. Bir de klinik anlamda sorun yaşayanlarda profosyonel yardımla uygulanabilecek relax yöntemleri vardır. stresi yönetme amaçlı.


 


 


 


 


Ailelere de büyük görevler düşüyor


Aile süreçte çok önemli. Bu noktada üç ayak var. Birinci ayak sınava girecek olan kişinin kendisi. İkinci ayak onu bu sınava hazırlayan teknik direktörü. Üçüncü ayak ise taraftardır. Yani ailesidir.


Çocuğu başarıya veya başarısızlığa yönlendirebilmek ona model olabilmekten geçer. Anne baba kendi kaygılarını, kendi hayatlarında eksik kalan yönlerini telafi etmek adına çocuğa hedefler koymamalı. Onu kendi hedeflerini koyabilmeye modellik etmek önemli. Bunu sağlamak pek kolay değil tabi. Anne babaların tüm kaygılarından vazgeçip, karşı tarafa tolerans gösterebilmesi gerek. Çocukların yarattığı para ve zaman kaybına dayanabilmek gerek. İyi bir modellik söylediğimizle çelişmemekten, sürekli öğüt veren, baskı yapan ve geleceği olumsuz gösteren yaklaşımlardan kaçmaktan geçer. Siz kendi hayatınızdan hoşnut olursanız, çocuğunuzda hoşnut olur ve kendine hedefler koyabilir. Başarı için ön şart, güven duyacaksınız, gerçekçi hedefler koymasını sağlayacaksınız, akademik yöneliminin ne olduğunu saptayacaksınız, bilinçsel yeteneklerinin ne olduğunu bileceksiniz. Bunu bilmekte çocukla konuşmaktan geçer. Birde duygusal gelişimi ne alemde bileceksiniz. Çünkü bu sınav sadece ders çalışılarak kazanılan bir sınav değildir. Dershanesinde başarılı olan birçok kişinin sınavda durumu birden değişiyor. Bazıları da dershanede çok kötü hissediyor kendisini ama sınavda beklediğinin üzerinde bir sonuç alıyor” şeklinde konuştu.


egitimajansi

>>2017 KPSS'YE GİRECEK ADAYLAR DİKKAT!!!


Son Güncelleme: 19.03.2013 17:23
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394