Çözüm sürecini, PKK’ nın 15 Ağustos 1984 yılında Eruh’ta gerçekleştirdiği eylemle başlayarak Türkiye’ nin son 30 yılında görmüş olduğu kanın, acının, gözyaşının, yitirilen canların, dul kalan eşlerin, yetim kalan çocukların ardından ekilen kin, nefret ve ötekileştirme tohumlarının sonunda geldiğimiz nihai nokta olarak tarif etmek yanlış olmasa gerek. 30 yıllık bu kanlı bilanço elbette ki sadece yitirilen yurttaşlarımız ile sınırlı kalmadı ülkenin siyasal, ekonomik, kültürel ve eğitim alanlarında da derin yaralar bıraktı.


Güneydoğuda 30 yıldır devam eden kimilerine göre çatışma bana göre ise asimetrik savaş ortamının darbe vurduğu en önemli alanlardan biri de eğitim oldu. Yaşanan bu süreçte doğudaki birçok okul yakılıp yakılmış, öğretmenler kaçırılmış hatta öldürülmüş, yörede yaşayan halk, çocuklarını okula göndermeye korkar olmuş, bütün bu yaşananların neticesinde de bölgeye atanan öğretmenler atandıkları bölgelere ya hiç gitmez ya da çok kısa süre de bölgeyi terk eder olmuştur. Dolayısıyla bölgedeki okullar boş kalmış ve devlet kendi politikasını anlatmak için en iyi propaganda aracı olan eğitim faktörünü kullanamamıştır.
Hal böyle iken çözüm süreci ile birlikte ne oldu?

Öncelikle biten çatışma ve gerilim ortamı neticesinde devlet yöredeki okulların öğretmensiz bırakılmaması adına elindeki kontenjanların büyük bir bölümünü doğu illerindeki öğretmen açığını kapatmak için kullanarak bölgeye hakim olan güven ortamını pekiştirmiştir. Fakat unutulmaması gereken bir nokta var ki doğu illerindeki öğretmen kontenjanlarını artırarak yöre illerine gönderilecek öğretmen sayısını artırmak kadar gelen öğretmeni burada tutmakta önemlidir.

Yapılan istatistiklere baktığımızda önceki yıllara nazaran nispeten doğuya gönderilen öğretmenlerin ilk 1 yıl içerisinde görevi bırakma oranı düşse de öğretmenleri bölgede tutmak için daha yapılması gereken şeyler vardır. Bu bağlamda Eğitim-Bir Sen’ in bu bölgede görev yapacak olan eğitim çalışanlarına ek tazminat verilmesi fikri son derece önemlidir.
 

Ülkemizde 30 yıldır devam eden asimetrik savaş ortamı yerine barış ve kalkınma ortamını bölgeye getirmek için başlatılan çözüm süreci doğu illerinde eğitime yapılan yatırımları önceki dönemlere göre bariz bir şekilde artırmıştır. Buna örnek olarak Türkiye'nin eğitim sektöründe marka isimlerinden olan Bahçeşehir Kolejinin Batman'da en büyük kampüsünü inşaa etmesini gösterebiliriz. Okulun açılışı  23 Mayıs 2015 yapılacak olup, 2015-2016 eğitim- öğretim yılında öğrenci almaya başlayacaktır.  Batman'ın yanında Siirt, Muş ve Yüksekova'da da 2017 yılında yeni okulların açılmasına yönelik çalışmalar başlamıştır. Üniversitelerimize gelir isek;    Diyarbakır’ da hali hazırda mevcut bulunan 3 adet kampüse bu yıl dördüncüsü eklenecektir. Bu kampüslerde çeşitli dallarda sporcuları yetiştirmek için spor kompleksleri, ayrıca Ar-Ge çalışmaları için inovasyon laboratuvarları ve bilim müzeleri yer alacaktır.
 

İşte yukarıda da anlattığım gibi çözüm sürecinin eğitime yansımalarını yeni yeni görmeye başladık. Yol uzun ve daha yapılacak çok şey var. Ancak her şeye rağmen 30 yıldır bölgede verilemeyen devlet eğitiminin çözüm süreci ile birlikte yavaş yavaş rayına oturmasını görmek gerçekten çok güzel. 

Halil BUNSUZ / www.kpsscafe.com.tr

NOT: Kpsscafe.com.tr  tarafından hazırlanan bu haber/köşe yazısı  “www.kpsscafe.com.tr”  şeklinde aktif link verilmeden kesinlikle kullanılamaz. Aksi takdirde tüm yasal girişimler yapılacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
<strong>Dikkat!</strong> Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner389

banner394