video/kumeler-konu-anlatimi-ders-izle-235 Alman Sendikalar Birliği (DGB), devam eden ekonomik krize karşı Avrupa için yeni bir “Marshall Planı” uygulanmasını önerdi. Ekonomik krizin bir demokrasi krizine dönüşmesi riski nedeniyle diğer Avrupa ülkelerinde de tartışılması istenen plan, zenginlerden servetlerinin yüzde üçünün...
Alman Sendikalar Birliği (DGB), devam eden ekonomik krize karşı Avrupa için yeni bir “Marshall Planı” uygulanmasını önerdi. Ekonomik krizin bir demokrasi krizine dönüşmesi riski nedeniyle diğer Avrupa ülkelerinde de tartışılması istenen plan, zenginlerden servetlerinin yüzde üçünün bir defaya mahsus olmak üzere alınmasını ve bu parayla yatırım yapılmasını öngörüyor.

Alman Sendikalar Birliği Başkanı Michael Sommer önceki gün Berlinֹde sendikalarının krize karşı hazırladığı Marshall Planı’nı tanıtırken zenginlerden zekat miktarında katkı istedi. Sommer, Avrupa’da ekonomik krizin demokrasi krizine dönüşme potansiyelinin bulunduğuna da dikkat çekti.

Alman Sendikalar Birliği (DGB), Avrupa Birliği ülkelerinde devam eden ekonomik krizin ileride demokratik krize dönüşmemesi için zenginlerden katkı payı alınmasını istiyor. DGB Başkanı Michael Sommer sendikalarının krize karşı hazırladığı ’Marshall Planı’nı tanıtırken krize karşı zenginlerden bir kereliğine mahsus servetlerinin yüzde 3’unu istediklerini söyledi. Sommer toplanacak bu para ile bir fon oluşturulmasını ve fondan ekonominin dönüşümü ve canlanması için yatırımlar gerçekleşmesini istediklerini belirtti.

“FİNANS KRİZİNİN SONU DEMOKRASİ KRİZİNE VARABİLİR”

Planlarının altı ay kadar önce Alman sendikaları içinde gerçekleştirdikleri tartışma ve istişareler sonucunda şekillendiğini ve öneri niteliğini taşıdığını belirten Michael Sommer, “İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Almanya, Amerika Birleşik Devletleri’nden gelen Marshall Yardımları ile ayağa kalkmıştır. Bugün de Avrupa yine zor durumdadır. Bizim hazırladığımız program Almanya’ya yönelik bir programdır. Bu aynı zamanda Avrupa’nın diğer ülkelerindeki sendikalar, siyasetçiler ve sivil toplum kuruluşları için bir çağrıdır. Onları bu önerilerimize katkıda bulunma ve kendi ülkelerinin şartlarını düşünerek önerilerin şekillenmesinde yardımcı olmaya davet ediyoruz.” şeklinde konuştu.

Michael Sommer ayrıca şu an Avrupa’daki krizin ileride bir demokrasi krizine dönüşebileceği uyarısında da bulunarak şöyle dedi: “Ben sözlerimle demokrasi krizi var diyerek durumu dramatize etmek istemiyorum. Ancak bazı Troçkist görüşlerde olduğu gibi insanların durumu ne kadar kötüye giderse sol partileri seçecekleri ihtimalinin artacağı yönündeki tezlerin de doğru olmadığı görülüyor. Tarih bize gösteriyor ki, ekonomik krizler her zaman otoriter, faşizan çözümleri gündeme getirmiştir. Diktatörlükler Avrupa’nın hiç bilmediği yönetim şekilleri değildir. Daha benim gençliğimde İspanya’da, Yunanistan’da diktatörlükler vardı. Bu unutulmaması gereken bir durumdur.”

“ZENGİNİN KRİZİ” VATANDAŞA FATURA EDİLİYOR

Alman Sendikalar Birliğinin Avrupa için Marshall Planı’nın ayrıntıları ise şöyle: Alman Sendikalar Birliğine göre krizi finans spekülatörleri çıkardı. Ancak faturası alt kesimlere çıkarıldı. Bu nedenle zenginlerin de krizin aşılması için katkıya çağırılması gerekiyor. Batı Avrupa’da zenginlerin serveti 27 trilyon Euro’yu buluyor.

Bu gibi nedenlerle Almanya’da serveti 500 bin Euro’yu aşan bekarlardan ve bir milyonu aşan evlilerden bir kereliğine mahsus olmak üzere servetlerinin yüzde üçü alınmalı. Bu şekilde Almanya’da 50 ile 70 milyar, Avrupa’da ise 200 ile 250 milyar Euro arasında para toplanabilecek. Bu paralarla oluşturulacak fonlardan ekonominin dönüşümü ve canlanması finanse edilebilecek. Bu gibi tedbirlerin sonucunda Avrupa’da 11 milyon yeni istihdam oluşacak.

“ARTIK HER SENDİKALI SPD’Lİ DEĞİL”

Michael Sommer, sendikalarının kendini Sosyal Demokrat Parti'yi (SPD) mi yoksa Hıristiyan Demokartları (CDU) mı daha yakın hissettiği ve hangi parti ile sonuca gitmeyi daha mümkün gördüğü yönündeki soruya ise sendikalarının bağımsız olduğunu belirterek şöyle cevap verdi: “Eskiden öyle değildi. Sendikalarda bulunan işçilerin de beşi SPD’yi seçiyorsa biri CDU’yu seçiyordu. Ama artık bu durum değişti. Sendikalardaki üyeler halen çoğunluk itibariyle SPD’yi seçiyor. Ama oran artık ikiye bir. İkisi SPD’yi seçiyorsa biri CDU’yu seçiyor. Biz SPD’ye bağlı değiliz. Bugünkü bağımsızlığımız da aslında bize bir avantaj sağlıyor. Bugün hangi parti olursa olsun sendikaların görüşünü almadan ülkeyi yönetme lüksüne sahip değildir.”

banner123